MALUM KİŞİ
Dursunbey Belediyesi’nin sosyal medyada paylaştığı kısa bir video.. Küçük bir sahne gibi görünüp büyük bir hikâyeyi tetikliyor aslında. Bir belediye işçisi elinde boya kovasıyla ilerliyor, istinat duvarında siyah sprey boyayla yazılmış kocaman bir cümle duruyor: "seni seviyorum Ayşe". Bir genç, adını belki de hiç söyleyemediği bir duyguyu duvara emanet etmiş.
Belediye işçisi beyaz boyayı sürüyor, yazı yavaş yavaş kayboluyor. Videonun altına düşülen not ise işin tonunu belirliyor: "Seviyorsan git konuş, çünkü biz siliyoruz!" Ardından bir başka cümle: "İlçemizin estetiği ve çevre düzeni için sahadayız..."
Ekrana düşen bu iki cümle arasında ince bir mizah var. Sertlik yok, doğrudan yasak dili yok, hafif bir tebessüm var. Belediyenin iletişim dili burada klasik “sil, geç” refleksinden farklı bir yere yaslanıyor. Biraz zeka, biraz ironi, biraz da gençliğe göz kırpma hali.
***
Duvar yazısı denince işin kökü çok eskiye gidiyor. Grafiti dediğimiz kültür, 70’lerin New York sokaklarında metro vagonlarına imza atan gençlerle büyüdü. O dönemlerde duvarlar kimliklerin, öfkenin, aşkın, politik duruşun taşıyıcısıydı. Bir isim, bir sembol, bazen bir cümle… Hepsi görünür olma çabasının iziydi. Zamanla bu sokak dili, sanat galerilerine kadar girdi. Banksy gibi isimler, duvarı karalama alanı değil, doğrudan mesaj platformu haline getirdi.
Türkiye’de ise duvar yazıları bambaşka bir hafızaya sahip. 70’li yılların sonu, 80’lerın başı… Mahalle duvarları bir tür açık hava bülteni gibiydi. Sloganlar, ideolojik cümleler, örgüt isimleri… Her köşe başında başka bir ses. O dönem bizim gibi çocuk olanlar için duvarlar bambaşka bir anlam taşıyordu!
O yılların bir başka sahnesi daha vardı. Oturduğumuz apartmanın yöneticisi, emekli polis Nazım Amca, gecenin bir yarısı binanın duvarlarına yazı yazan solcu gençlerle cebelleşiyordu. Onlar yazıyor, Nazım Amca sildiriyor; onlar yazıyor, nazım Amca sildiriyor!
Hatta bir gün, bizim kattaki bir dairede kiracı olan üniversiteli gençleri apartman girişinde yüksek sesle uyardığını gördüm.. Solcuydular; apartman sakinleri için solcu olmaları ‘tehlike’ anlamına geliyordu.. Karşı binada ülkücüler oturuyordu; zaman zaman taşlı sopalı kavgalar oluyordu sokakta.
Nazım Amca, daireyi boşaltıp bir an önce mahalleyi terk etmelerini istedi… Sonra bir gün başka bir şey oldu. Nazım amcanın kızı, pos bıyıklı bir devrimciyle evlendi. Hayat, kendi ironisini ortaya koyuyordu bir anlamda.
***
Bugünün Dursunbey Belediyesi videosu o eski hikâyeyi başka bir yerden hatırlatıyor. Sertlik yerine mizah, yasak yerine mesaj, kavga yerine kısa bir gülümseme. Bir belediye işçisinin fırçası, bir gencin yazısını siliyor ama aynı anda başka bir cümleyi de bırakıyor geriye.
Gençliğin duvara yazdığı “seviyorum” cümlesi, kalıcı olma isteğinin en sade hali. Görünmek, duyulmak, iz bırakmak… Hepsi bir arada. O yüzden grafiti duvar boyamak değil bir tür konuşma biçimi.
Duvarı boş bulup yazı yazan genç, belki en kısa yolu seçiyor. Belki de en dolaysız olanı. Bir ismi, bir duyguyu, bir cümleyi kalabalığın içine bırakıyor. Karşılığında gelen şey çoğu zaman silgi oluyor.
Belediyenin paylaştığı video tam burada farklı bir yere oturuyor. Silme eylemini bir ceza gibi değil, bir hatırlatma gibi gösteriyor. “Söyle” diyor. “Yazma, git konuş.”
O cümlenin altında başka bir katman daha var. Kentin duvarı ortak alan. Ortak alanın dili düzen ister, süreklilik ister. Ama gençliğin dili bazen bu düzenin dışına taşar. O taşma hali, bazen bir sanat üretir, bazen bir karmaşa.
Arada bir yerde grafiti durur. Ne tamamen suç, ne tamamen sanat. İkisinin arasında bir ifade biçimi.
Bugün Dursunbey’deki o duvar, silinmiş bir aşk cümlesinden fazlasını anlatıyor. Bir genç yazmış, belediye silmiş, sosyal medya izlemiş. Geriye kalan şey bir görüntü değil, bir fikir.
O fikir basit: Söylenecek şey varsa, yerini bulmalı. Ama o yer bazen bir duvar da olabilir, bir kalp de.
***
Dursunbey Belediye Başkanı Ramazan Bahçavan’a önerimiz olsun.. Kâh yazının silindiği duvar, kâh başka bir duvar; ilçenin gençlerine içlerindeki duyguyu, düşünceyi dışa vurabilecekleri bir ‘legal duvar’ hazırlatsın.. Gençler ister ironi yapsın, ister isyanlarını dışa vursun, ister sevdalarını anlatsın boyalarla.
Yazı silme videosundan sonra, “bu duvara yazabilirsiniz” videosunu da görmek isteriz.





