Bir dönem yumurtaya yüklenmiştik…
Sonra ekmeğe…
Derken kahveye…
Şimdi sırada portakal suyu var.


Çocukluğumuzun “vitamin deposu”, annelerimizin sabah ritüeli olan o masum portakal suyu, yıllardır neredeyse suçlu sandalyesinde oturuyor. “Şekeri çok”, “kan şekerini zıplatıyor”, “diyabetin gizli düşmanı” derken, bir baktık bardağı elimize almaya korkar hale geldik.

Ama son araştırmalar diyor ki:
“Bir dakika… O kadar da acele etmeyelim.”


Aslında mesele portakal suyu değil, bizim onu nasıl ve ne kadar tükettiğimiz.

Evet, kabul edelim. Bir portakalı soyup yemekle, üç portakalı sıkıp bir dikişte içmek aynı şey değil. Çiğnediğimizde lif var, zaman var, sindirim yavaş. Ama suyunu içtiğimizde her şey hızlanıyor; şeker kana daha çabuk karışıyor. Bu kısmı inkâr edemeyiz.

Ama burada hep yaptığımız klasik hataya düşüyoruz:
Bir gıdayı tek bir özelliğiyle yargılamak.


“Şeker var” deyip geçiyoruz.
Oysa portakal suyunda sadece şeker yok ki…

C vitamini var.
Flavonoid var.
Antioksidan var.
İltihapla savaşan maddeler var.


Ve işin ilginç tarafı şu: Bilim insanları son yıllarda portakal suyunu daha yakından incelemeye başladı. Sonuçlar da pek bizim sosyal medyada öğrendiğimiz türden değil.

Kalp sağlığına iyi gelen, kötü kolesterolü düşüren, iyi kolesterolü artıran bulgular var. Bazı çalışmalarda tansiyonu düşürdüğü görülmüş. Hatta beyinle ilgili olanlar beni en çok şaşırtan kısım oldu.


Düşünsene…
Aynı kaloride şekerli içecek içenlerle, portakal suyu içenler karşılaştırılıyor. Biri gün içinde zihinsel olarak düşüyor, diğeri daha uyanık kalıyor. Aradaki fark portakalın içindeki o bitkisel bileşikler.

Yani mesele “şeker” değil sadece, şekerin geldiği paket.

Tabii buradan “Her sabah yarım litre portakal suyu içelim” sonucu çıkmıyor. Oraya gelmeden önce bir duralım. Çünkü işin bir de gerçekçi tarafı var.


Evet, bütün meyve hâlâ daha iyi.
Evet, lif hâlâ çok kıymetli.
Evet, diyabeti olan biri için portakal suyu riskli olabilir.

Ama sağlıklı bir bireysen, ilave şeker içermeyen yüzde 100 portakal suyundan küçük bir bardak içtin diye de kimse seni beslenme cehennemine yollamıyor.

Belki de artık şu siyah-beyaz düşünmeyi bırakma zamanı gelmiştir.
Bir gıdayı ya “mucize” ya da “zehir” ilan etmeyi…


Portakal suyu ne mucize, ne düşman.
Doğru zamanda, doğru miktarda tüketildiğinde, sadece portakal suyudur.


Ve evet…
Bazen bir pazar sabahı, cam kenarında içilen o bardak portakal suyu, ruh sağlığına da iyi gelir. Onu da bir araştırma mutlaka açıklar diye umut ediyorum.

Muhabir: ULAŞ SÜRMELİOĞLU