MHP Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay, CHP’nin geçmiş dönemlerde Milliyetçi Hareket Partisi’nin iç süreçlerine müdahil olduğunu ileri sürerek, bugün MHP’nin CHP’de yaşanan tartışmalara karşı daha sorumlu ve yapıcı bir tutum sergilediğini ifade etti.
Akçay, yaptığı değerlendirmede MHP’nin özellikle 2015 sonrası yaşadığı olağanüstü kurultay tartışmaları, mahkeme süreçleri ve parti içi muhalefet hareketlerinin Türkiye siyasetinde önemli tartışmalara neden olduğunu belirtti.
“MHP’deki tartışmalar siyasi mühendislik malzemesi yapıldı”
2015 genel seçimlerinin ardından MHP içerisinde olağanüstü kurultay taleplerinin gündeme geldiğini ve sürecin mahkemelere taşındığını hatırlatan Akçay, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin “Kurultay Çağrı Heyeti” oluşturulmasına karar verdiğini anımsattı.
Bu süreçte CHP çevrelerinden gelen açıklamaların MHP yönetimini hedef aldığını savunan Akçay, “MHP yönetiminin demokratik yarıştan kaçtığı, değişim taleplerinin engellendiği yönünde söylemler kullanıldı. Meral Akşener ve diğer muhalif isimlerin hareketleri demokrasi talebi olarak sunuldu” ifadelerini kullandı.
Akçay, CHP’nin MHP içindeki tartışmaları yalnızca takip etmekle kalmadığını, bu süreci siyasi bir fırsat olarak değerlendirdiğini iddia ederek, “MHP zayıflarsa muhalefet güçlenir hesabı yapıldı” dedi.
“Tarla kongresi sürecinde MHP hedef alındı”
Akçay, MHP içindeki tartışmaların en sembolik aşamalarından biri olarak gösterilen “tarla kongresi” sürecine de değindi.
15 Mayıs 2016’da yaşanan gelişmelerin MHP’nin kurumsal yapısını hedef alan bir süreç olduğunu savunan Akçay, Meral Akşener, Sinan Oğan, Koray Aydın ve Ümit Özdağ’ın öncülük ettiği hareketin ardından CHP’ye yakın çevrelerin MHP yönetimini eleştirdiğini söyledi.
Akçay, bu dönemde “parti içi demokrasi engelleniyor”, “Bahçeli değişimden korkuyor” gibi söylemlerin öne çıkarıldığını belirterek, “MHP’nin en zor dönemlerinde CHP’nin dili yapıcı olmadı. MHP Türkiye siyasetinin köklü bir kurumudur, zarar görmesin demediler. Tam tersine tartışmaları büyütmeye çalıştılar” ifadelerini kullandı.
“İYİ Parti süreci CHP açısından siyasi fırsat olarak görüldü”
Meral Akşener’in MHP’den ayrılarak yeni parti kurma sürecine yönelmesini değerlendiren Akçay, CHP’nin bu gelişmeyi muhalefet dengeleri açısından değerlendirdiğini öne sürdü.
Akçay, “CHP, MHP’den kopan hareketi sadece başka bir partinin iç meselesi olarak görmedi. Muhalefet denkleminde MHP’den kopuşların kendi lehine sonuç doğuracağını düşündü” dedi.
2018 seçim sürecinde CHP ile İYİ Parti arasında kurulan ittifaka dikkat çeken Akçay, MHP’den yaşanan ayrılıkların CHP tarafından siyasal hesaplarla değerlendirildiğini savundu.
“15 milletvekili transferi siyasi mühendislikti”
Akçay, 22 Nisan 2018’de CHP’den 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçiş sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Bu adımın “demokrasi görevi” olarak savunulduğunu hatırlatan Akçay, söz konusu hamlenin MHP’yi zayıflatmaya yönelik siyasi mühendislik olduğunu iddia etti.
Akçay, CHP yöneticilerinin ve İYİ Parti heyetinin görüşmeler yürüttüğünü belirterek, dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekilleri için yaptığı açıklamalara da değindi.
Milletvekillerinin daha sonra CHP’ye dönmesini hatırlatan Akçay, “Görev tamamlandıktan sonra 15 milletvekili yeniden CHP’ye döndü” ifadelerini kullandı.
“MHP bugün CHP’nin krizlerine müdahil olmuyor”
CHP’nin bugün kendi içinde kurultay tartışmaları, mahkeme süreçleri ve liderlik krizleri yaşadığını belirten Akçay, MHP’nin bu sürece yaklaşımının geçmişte CHP’nin tutumundan farklı olduğunu söyledi.
Akçay, “MHP, CHP’nin dağılmasını değil toparlanmasını; kaosun değil hukuk ve suhuletin hâkim olmasını ister” dedi.
MHP’nin CHP’nin iç meselelerine müdahale etmediğini vurgulayan Akçay, “Biz CHP’nin içindeki muhaliflere salon kiralamıyoruz, vekil transferleriyle siyasi operasyon yapmıyoruz, CHP’yi bölmek için dışarıdan destek vermiyoruz. Siyasi rekabeti sandıkta yapmayı tercih ediyoruz” diye konuştu.
“Başkasının yangınıyla ellerimizi ısıtmayız”
Akçay açıklamasının devamında MHP’nin siyasi anlayışının farklı olduğunu savundu.
“MHP, başkasının evindeki yangınla kendi ellerini ısıtacak kadar siyasi ahlaktan yoksun değildir” diyen Akçay, siyasetin ilke ve ahlak temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Akçay, “Dün MHP’nin içindeki çatlakları büyütmeye çalışanlar bugün kendi krizleriyle karşı karşıya. Biz ise intikamcı bir anlayışla değil, Türk demokrasisinin selameti adına sağduyu, huzur ve uzlaşma çağrısı yapıyoruz” dedi.
“MHP farkı burada ortaya çıkıyor”
MHP’nin zor dönemlerde farklı bir siyasi tavır sergilediğini belirten Akçay, “MHP’nin krizi CHP’ye malzeme oldu; CHP’nin krizi ise MHP’ye sorumluluk çağrısı yaptırıyor. Aradaki fark budur” ifadelerini kullandı.
Akçay, siyasi rekabetin kurumları yıpratmak üzerinden değil, millet iradesi ve demokratik süreçler üzerinden yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak açıklamalarını tamamladı.
CHP’nin MHP’ye Operasyon Siyaseti
Dün MHP’yi Dizayn Etmeye Çalışan CHP’ye Bugün MHP’den Akıl ve Sağduyu Çağrısı
Erkan AKÇAY - Manisa Milletvekili / MHP Grup Başkanvekili
Süreç Nasıl Başladı, Nasıl İlerledi?
"MHP’nin özellikle 2015 sonrası yaşadığı olağanüstü kurultay tartışmaları, mahkeme süreçleri ve parti içi muhalefet hareketleri, Türkiye siyasetinde geniş yankı uyandırmıştı. Hatırlayacağınız üzere 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra partimiz içinde muhalif/bölücü bir girişim hortlamış, olağanüstü kurultay talepleri yükselmişti ve süreç mahkemelere taşınmıştı.
Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi, “Kurultay Çağrı Heyeti” oluşturulmasına karar vermişti.
Bu süreçte CHP çevrelerinden gelen açıklamalar genellikle şu çizgideydi:
- MHP yönetiminin demokratik yarıştan kaçtığı iddiası,
- MHP’de değişim talebinin bastırıldığı söylemi,
- Meral Akşener ve diğer muhalif isimlerin “demokrasi” gerekçesiyle desteklenmesi,
- MHP’deki ihtilafın CHP ve muhalefet siyaseti açısından fırsat olarak görülmesi.
MHP’nin olağanüstü kurultay süreci, CHP tarafından sadece izlenmedi; adeta MHP’nin iç meselesi üzerinden siyasi mühendislik üretildi. MHP zayıflarsa muhalefet güçlenir hesabı yapıldı.
“Tarla kongresi” diye anılan süreç
Bu sürecin en sembolik vakalarından birisi “tarla kongresi” olarak anılan gayrimeşru ve hukuk dışı süreçti. 15 Mayıs 2016’da muhalifler hukukun ve nizamın dışına çıkarak kongre yapma telaşındaydı. Meral Akşener, Sinan Oğan, Koray Aydın ve Ümit Özdağ’ın çıbanbaşlığını yaptığı süreç “tarla kongresi”yle neticelenirken bu dönemde CHP’ye yakın siyasi ve medya çevreleri, MHP yönetimini sıkça şu argümanlarla hedef aldı; propaganda yaptı.
- “Parti içi demokrasi engelleniyor” iddiası,
- “Bahçeli değişimden korkuyor” söylemi,
- MHP içindeki muhaliflerin “demokratik hak arayışı” olarak sunulması,
- MHP’nin iç krizinin sürekli gündemde tutulması.
MHP’nin en zor dönemlerinde CHP’nin dili hiçbir zaman yapıcı olmamıştır. “Bu parti Türkiye siyasetinin köklü bir kurumudur, zarar görmesin” demediler. Tam tersine, MHP’nin içindeki her tartışmayı büyütmeye çalıştılar.
Meral Akşener’in çıkışı ve yeni parti süreci
Meral Akşener’in MHP içindeki muhalefet hareketiyle ayrılarak yeni parti kurma sürecine yönelmesi, CHP açısından da siyasi dengeleri değiştiren bir fırsat olarak görüldü. 2017’de İYİ Parti’nin kuruluşuna giden süreçte CHP’nin, özellikle muhalefet cephesinin genişlemesi bakımından bu gelişmeyi desteklediği bilinmektedir.
Burada özellikle vurgulanabilecek husus şudur:
- CHP, MHP’nin içinden çıkan hareketi sadece “başka bir partinin iç meselesi” olarak görmedi.
- Muhalefet denkleminde MHP’den kopuşun kendi lehine sonuç doğurabileceğini düşündü.
- 2018 seçim sürecinde CHP ile İYİ Parti arasında kurulan ittifak ilişkisi, bu siyasi hattın devamı oldu.
CHP, MHP’den kopuşları Türkiye demokrasisinin doğal sonucu diye değil, kendi siyasal hesabının parçası olarak değerlendirdi. MHP’den ne koparsa muhalefete eklenir anlayışıyla hareket edildi. Sinsi bir fırsatçılık yapıldı.
CHP’nin Tutumuna Somut Örnekler
2016 yılındaki "Tarla Kongresi" sürecinde ve MHP'nin iç hukuku işlerken, CHP yönetimi açıkça taraf tutmuştur. CHP sözcüleri, MHP Genel Merkezi'ni ve yargı kararlarını hedef alarak muhaliflere açık destek vermiş, MHP'nin kendi iç meselesini bir "demokrasi sorunu" gibi ambalajlayarak MHP'yi yıpratmaya çalışmıştır.
Genel başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, o dönem bu hareketliliğin arkasında FETÖ'nün MHP'yi ele geçirme planı olduğunu defalarca vurgulamasına rağmen, CHP bu milli güvenlik uyarısını görmezden gelmiş; aksine bu operasyonel sürece siyasi kalkan olmuştur.
Meral Akşener ve beraberindekilerin parti kurma hazırlıkları sırasında, CHP'li belediyeler adeta seferber edilmiştir. MHP'yi bölmek amacıyla düzenlenen toplantılara CHP'li belediyeler tarafından salonlar tahsis edilmiş, miting alanlarına CHP teşkilatlarından taşıma kalabalıklar yönlendirilerek suni bir rüzgar yaratılmaya çalışılmıştır.
22 Nisan 2018'de CHP, Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen bir hamleyle 15 milletvekilini İyi Parti'ye transfer etmiş, adeta kiralamıştır. Dönemin CHP Grup Başkanvekili Engin Altay bunu "demokrasi görevi" olarak savunsa da, bu durum MHP'yi zayıflatmak ve MHP'den kopanları meclise taşımak için yapılmış açık bir "siyasi mühendislik" ve MHP'ye karşı kurulmuş bir kumpastır. CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, bu adımı "demokrasinin önüne konulan tuzağı kaldırma adımı" olarak savundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, İYİ Parti heyetiyle görüşmeler yürüttü. Geçişler CHP ile İYİ Parti arasındaki koordinasyon sonucunda gerçekleşti. Yine o dönem CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu 29 Nisan 2018’de İYİ Parti'ye gönderilen milletvekilleriyle ilgili olarak "Bu arkadaşlarımız gittiler, görevlerini yapacaklar ve belirli bir süre sonra geri dönecekler" açıklamasını yaptı. Görev tamamlandıktan sonra 10 Mayıs 2018 15 milletvekili yeniden CHP'ye döndü ve CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "15'liler artık yuvada, görevleri tamam" ifadelerini kullandı.
MHP’nin Bugün CHP’nin Krizlerine Yaklaşımı
Bugün CHP, tarihinin en büyük parçalanmalarından, hizipleşmelerinden ve liderlik krizlerinden birini yaşarken; MHP, CHP'nin içişlerine karışmamakta, kurultay süreçlerine veya parti içi kavgalara taraf olmamaktadır.
Bugün CHP kurultay davalarıyla, iç hesaplaşmalarla ve meşruiyet tartışmalarıyla boğuşurken MHP’nin tavrı nettir: Biz CHP’nin dağılmasını değil, toparlanmasını; kaosun değil, hukuk ve suhuletin hâkim olmasını isteriz.
MHP, ana muhalefet partisinin içine düştüğü kaotik durumun Türk demokrasisine ve devletin işleyişine zarar vermemesi için "sağduyu ve uzlaşma" çağrıları yapmaktadır. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin açıklamaları, "başkasının zafiyetinden siyasi rant devşirme" ucuzluğunda değil; "milli birlik, güçlü kurumlar ve seviyeli siyaset" eksenindedir.
MHP, CHP'nin geçmişte yaptığı gibi CHP içindeki muhaliflere salon kiralamamakta, vekil transferiyle operasyon çekmemekte, CHP'yi bölmek için dışarıdan gaz vermemektedir. MHP, siyasi rekabeti mertçe, sandıkta ve milletin huzurunda yapmayı tercih etmektedir.
CHP bugün kendi içinde ağır bir kriz yaşıyor. Kurultay tartışmaları, mahkeme süreçleri, meşruiyet iddiaları, hizip mücadeleleri… Bunların tamamı CHP’nin kendi meselesidir. Ama bizim burada dikkat çektiğimiz şey, MHP’nin bu krize karşı sergilediği olgun tutumdur.
MHP benzer sıkıntılı süreçlerden geçerken CHP’nin tavrı maalesef yapıcı olmadı, aksine yıkıcı ve bozucu tutum aldılar. MHP’nin olağanüstü kurultay tartışmalarında, mahkeme süreçlerinde, sözde değişim hareketlerinde CHP çevreleri MHP’nin içindeki çatlağı büyütmeye çalıştı.
MHP’den kopuşlar yaşanırken CHP bunu sadece izlemekle kalmadı; muhalefet blokunu kendi yanına çekerek genişletme hesabıyla bu süreci siyasal fırsat olarak gördü. Meral Akşener’in çıkışı ve sonrasında İYİ Parti’nin kuruluşu, CHP açısından MHP’yi zayıflatacak bir gelişme olarak değerlendirildi.
Bugün ise CHP’nin kurultay krizinde MHP’nin tavrı çok daha sorumlu, olgun ve yapıcıdır. Sayın Genel Başkanımızın açıklamaları ortadadır: “CHP’nin bölünmesi değil, toparlanması; kaos değil, hukuk; kavga değil, suhulet.”
MHP farkı burada ortaya çıkıyor. MHP zor dönemlerden geçerken CHP, MHP’nin içindeki her çatlağı büyütmeye çalıştı. Bugün CHP ağır bir iç kriz yaşarken MHP, “CHP dağılsın, bölünsün” demiyor; tam tersine suhulet, uzlaşma, bütünlük, hukuk ve kurumsal akıl çağrısı yapıyor.
CHP, 2016-2018 yılları arasında MHP'nin üzerinde tepinmeye, partimizi dizayn etmeye çalıştı. 15 CHP milletvekilini hülle yoluyla başka partiye gönderip siyasi mühendislik yaptı. Bugün biz onlara aynı şekilde mukabele etmiyoruz; çünkü biz Milliyetçi Hareket Partisi'yiz, bizim bir siyasi ahlakımız ve bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin bilgeliği var.
Dün FETÖ'nün MHP'yi ele geçirme operasyonlarına “demokrasi” kılıfı giydirip salonlar tahsis eden, kendi parti mensuplarını bu toplantılara gönderen CHP, bugün kendi içindeki hizip savaşlarında boğulmaktadır. MHP ise intikamcı bir tavırla değil; Türk demokrasisinin selameti adına onlara sadece “sağduyu, huzur ve bölünmeme” tavsiyesinde bulunmaktadır. CHP’nin içişlerine karışmamaktadır. İki parti arasındaki kalite ve vizyon farkı tam olarak budur.
MHP, başkasının evindeki yangınla kendi ellerini ısıtacak kadar siyasi ahlaktan yoksun değildir. Dün MHP'yi kundaklamaya çalışanlar, bugün kendi çıkardıkları yangında kavruluyorlar, kavga ediyorlar, en ağır hakaretamiz ifdelerle birbirlerini suçluyorlar.
MHP’nin krizi CHP’ye malzeme oldu; CHP’nin krizi ise MHP’ye sorumluluk çağrısı yaptırıyor. Aradaki fark budur.
Onlar MHP'yi bölmek için amigoluk yaptı, biz ise bugün CHP'nin kurumsal bütünlüğünün, demokrasimizin kalitesi için korunması gerektiğini söylüyoruz. Siyaset, ilke ve ahlak faaliyetidir.
Bu iki parti arasındaki tutum farkının siyaset dünyamız açısından çok anlamlı, tarihi, önemli ve öğretici olduğuna inanıyorum."





