Balıkesir'in önünde bugün önemli bir fırsat duruyor. Bu fırsat yalnızca yeni bir bina yapmak, birkaç sosyal tesis açmak ya da mevcut hizmetleri biraz daha genişletmek değildir. Asıl fırsat, Türkiye'de örnek gösterilecek yeni bir yaşlı yaşam modelini hayata geçirebilmektir.
Bunun için hayal kurmaktan korkmamak gerekiyor.
Neden Balıkesir'de yalnızca huzurevi değil, insanların kendilerini bir kurumda değil, kendi yaşam alanlarında hissedecekleri modern bir "Yaşlı Yaşam Kampüsü" kurulmasın?
İçerisinde geriatri uzmanlarının görev yaptığı bir sağlık merkezi… Fizik tedavi ve rehabilitasyon birimi… Termal tedavi imkânları… Alzheimer ve demans hastalarına özel güvenli yaşam alanları… Psikolojik danışmanlık hizmetleri… Hobi atölyeleri… Kütüphane… Müzik ve sanat salonları… Yürüyüş parkurları… Terapi bahçeleri… Organik tarım yapılabilecek küçük üretim alanları… Torunların rahatça gelip zaman geçirebileceği sosyal mekânlar… Yaşlıların üretmeye devam edebileceği atölyeler…
İnsanlar burada yalnızca bakım gören bireyler değil, yaşamın içinde kalmaya devam eden, üreten, paylaşan ve değer gören insanlar olabilir.
Çünkü yaşlılık bekleme salonu değildir. Yaşlılık da hayatın kendisidir.
Pamukçu, yeniden umut olabilir
Bir dönem Balıkesir Büyükşehir Belediyesi iştiraki BALPAŞ bünyesindeki Pamukçu Termal Oteli'nin huzurevine dönüştürülmesi gündeme gelmişti. Daha sonra yapının depreme dayanıklılığı konusunda çeşitli değerlendirmeler yapıldı ve bu düşünce muhtemelen rafa kaldırıldı.
Pamukçu neden sıfırdan planlanacak çağdaş bir yaşlı yaşam merkezine dönüşmesin?
Eğer mevcut yapı güvenli değilse, elbette insan hayatı her şeyin üzerindedir. Ancak aynı bölgede, depreme dayanıklı, çağdaş mimariye sahip, termal kaynakların sağlık amaçlı değerlendirildiği yeni bir merkez inşa edilebilir.
Pamukçu'nun doğal ve termal potansiyeli, yalnızca turizm için değil, ileri yaş rehabilitasyonu için de büyük bir avantaj sağlayabilir. Böyle bir proje yalnızca Balıkesir'e hizmet etmez; çevre illerden hatta Türkiye'nin farklı bölgelerinden insanların tercih edeceği örnek bir merkez hâline gelebilir.
Bu tür yatırımlar yalnızca sosyal hizmet değildir. Aynı zamanda sağlık yatırımıdır. Aynı zamanda istihdamdır. Aynı zamanda sosyal kalkınmadır.
Ve en önemlisi, insana yapılan yatırımdır.
Alzheimer artık ertelenebilecek bir mesele değil
Bugün hemen her mahallede Alzheimer hastası bulunan bir aileyle karşılaşmak mümkün.
Bu hastalık yalnızca hafızayı değil, bir ömrün anılarını da yavaş yavaş elinden alıyor. En ağır yükü ise çoğu zaman hasta yakınları taşıyor. Gecesini gündüzüne katan eşler, çocuklar ve kardeşler, çoğu zaman profesyonel destek almadan bu süreci yönetmeye çalışıyor.
Oysa Balıkesir gibi yaşlı nüfusun yoğun olduğu bir kentte Alzheimer ve Demans Yaşam Merkezi artık bir hayal değil, bir ihtiyaçtır.
Sadece hastaların değil, ailelerinin de nefes alabileceği, gündüz bakım hizmeti sunan, uzman psikologların, geriatri hekimlerinin, nörologların, fizyoterapistlerin ve sosyal hizmet uzmanlarının birlikte çalıştığı merkezler kurulmalıdır.
Bu alanda üniversiteler, belediyeler, Sağlık Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları ve hayırseverler ortak projeler geliştirebilir.
Balıkesir Üniversitesi'nin bilgi birikimiyle yerel yönetimlerin sosyal hizmet gücü birleştiğinde, Türkiye'nin örnek göstereceği bir model ortaya çıkabilir.
Yaşlılarımızın en büyük ihtiyacı saygı, güven ve yalnız olmadıklarını bilmektir
Bazen bir insanın ihtiyacı yeni bir ilaç değildir. Bazen bir doktor muayenesinden önce gelecek bir telefon aramasıdır.
Bazen kapısını çalan bir görevlinin "Bugün nasılsınız?" diye sormasıdır. Bazen elini tutan bir hemşiredir. Bazen birlikte içilen bir bardak çaydır.
Çünkü insanı hayata bağlayan yalnızca tedavi değildir.
İlgi de tedavidir. Şefkat de tedavidir. Merhamet de tedavidir.
İnsan, değer gördüğünü hissettiğinde biraz daha güçlü yaşar.
İşte sosyal devlet anlayışı da tam burada anlam kazanır.
Yaşlılarımızı yalnızca korunması gereken insanlar olarak değil, tecrübeleriyle topluma yön verebilecek büyük bir bilgi hazinesi olarak görebildiğimiz gün, çok daha güçlü bir toplum olacağız.
Onların anlatacağı bir çocukluk hikâyesi, bir tarih kitabından daha öğretici olabilir.
Onların sabrı, bugünün aceleci dünyasına en büyük ders olabilir.
Onların hayat tecrübesi, genç kuşakların en değerli pusulası olabilir.
Hiç kimse genç kalmayacak!
Hayatın en büyük gerçeği şudur: Hiç kimse genç kalmayacak.
Bugün hızlı yürüyenler de yarın bastonla yürüyecek.
Bugün anne babasına destek olanlar da bir gün evlatlarının desteğine ihtiyaç duyacak.
Bugün hastane koridorlarında refakatçi olanlar da bir gün o koridorlarda şifa arayacak.
İşte bu yüzden yaşlılar için atılan her adım, aslında gelecekte kendimiz için atılmış bir adımdır.
Onlara yapılan her yatırım, yarının Türkiye'sine yapılan yatırımdır.
Balıkesir'in bugün vereceği kararlar, belki de gelecek nesillerin nasıl yaşlanacağını belirleyecek.
Popülist uygulamalar birkaç seçim dönemi konuşulur.
Ama vizyoner sosyal politikalar onlarca yıl boyunca insanların hayatına dokunur.
Yaşlılarımızın ihtiyacı daha fazla çay ocağı değil; daha fazla güven, daha fazla sağlık, daha fazla ilgi, daha fazla huzur ve daha fazla insan sıcaklığıdır.
Onlar ömürlerini bu ülkeye verdiler. Çocuk yetiştirdiler. Toprak sürdüler. Vergi ödediler. Ürettiler. Çalıştılar. Mücadele ettiler.
Bugün bizlere düşen görev ise onların ömrünün son yıllarını yalnızca uzatmak değil, onurlu, sağlıklı, huzurlu ve mutlu yaşamalarını sağlayacak şartları oluşturmaktır.
Çünkü bir toplum, yaşlılarını ne kadar hatırlıyorsa, geleceğini de o kadar sağlam kurar.
Ve unutmayalım…
Yaşlılarımız bizim geçmişimiz değil, geleceğimizdir.
Çünkü bugün onların yürüdüğü yoldan, yarın hepimiz geçeceğiz.





