Bağırsaklar Konuşuyor Ama Biz Dinlemiyoruz
Son yıllarda “Karnım niye şiş?” sorusu, “Ne yesek?” sorusunu solladı. Midemiz, bağırsaklarımız adeta bizimle konuşuyor ama biz çoğu zaman duymamazlıktan geliyoruz. Oysa mesele sadece kilo, diyet ya da estetik değil; bağırsak dediğimiz şey resmen vücudun kumanda merkezi.
Tabakta Ne Var, Bedende Ne Oluyor?
Bir düşünün… Sabah hızlıca bir poğaça, öğlen ayaküstü bir hamburger, akşam “yorgunum” diyerek hazır bir şeyler. Üstüne bir kahve, belki bir gazlı içecek… Sonra şaşırıyoruz: şişkinlik, halsizlik, odaklanamama, huysuzluk. Suç kimde? Stres mi? Mevsim mi? Aslında cevap çoğu zaman tabakta.
Kırmızı Et: Ne Kadar, Ne Sıklıkla?
Kırmızı et mesela… Yanlış anlaşılmasın, ben de mangalı severim. Ama iş her gün, her öğün ete dönünce bağırsaklar isyan ediyor. Çünkü bazı etler bağırsakta öyle maddelere dönüşüyor ki, vücut “ben bunu istemiyorum” diye sinyal veriyor. Biz ise o sinyali genelde antiasitle susturuyoruz.
Ultra İşlenmiş Gıdalar: Modern Çağın Tuzağı
Ultra işlenmiş gıdalar tam bir modern çağ tuzağı. Paket açılıyor, beş dakika sonra açlık geri geliyor. Neden? Çünkü içi dolu değil. Bağırsak “ben gerçek bir şey istiyorum” diyor; lif istiyor, doğal besin istiyor. Ama biz ona nugget, sosis, renkli ambalajlı tatlılar veriyoruz. Sonra hem bağırsak bozuluyor hem ruh hali. Tesadüf değil.
Alkol: Sessiz Ama Etkili
Bir de alkol meselesi var… “Haftada bir-iki kadehten ne olacak?” diyoruz. Oluyor. Belki hemen değil ama sessiz sedasız bağırsak florasını değiştiriyor. Faydalı bakteriler azalıyor, zararlılar çoğalıyor. Bağırsak geçirgenliği artıyor; yani vücuda girmemesi gereken şeyler giriyor. Sonrası ise iltihap, yorgunluk ve bağışıklık düşüşü.
“Şekersiz” Her Zaman Masum Değil
Şekersiz diye sarıldığımız yapay tatlandırıcılar da masum değil. Tatlı ihtiyacını kandırıyor ama bağırsak bu numarayı yutmuyor. Denge bozuluyor, sindirim zorlaşıyor; hatta bazı çalışmalara göre diyabet riski bile artabiliyor. Yani “şekersiz” etiketi her zaman “zararsız” demek değil.
Süt Ürünleri: Kişisel Bir Mesele
Süt ürünleri ise biraz kişisel bir konu. Kimine iyi geliyor, kimini mahvediyor. Laktozu sindiremeyen biriyseniz, süt içtikten sonra yaşadığınız o şişkinlik “normal” değil. Bu, vücudun “lütfen bırak” deme şekli.
Bağırsaklar Yalan Söylemez
Bütün bunları okurken şunu fark ediyorum: Bağırsaklar aslında çok dürüst. Ne yediğimizi, nasıl yaşadığımızı bize açık açık söylüyor. Ama biz genelde dinlemek yerine bastırmayı seçiyoruz.
Çözüm Mucizede Değil, Gerçekte
Belki de çözüm mucize diyetlerde değil. Daha az paket, daha çok gerçek yemek. Daha az “kolay”, daha çok doğal. Bir tabak sebze, bir kase yoğurt (sana uygunsa), biraz bakliyat, biraz meyve… Bağırsaklar bunları seviyor. Sevildiğini hisseden bağırsak da bizi rahat bırakıyor.
Kısacası; bağırsaklarını ihmal edersen, bir gün o da seni ihmal eder. Ve inanın, o gün geldiğinde mesele sadece karın ağrısı olmuyor.





