'Dünyanın 16. Büyük Ekonomisi' olan Türkiye, ne yazık ki "Varlık içinde yokluk" çekiyor. Tıpkı o Yeşilçam filminde, birbirine güvenmeyen, sırtlarında bir çuval altınla aç kalan kahramanlarımız gibi...


77Dafbe0 F6B5 4842 8A6E 0117396Dab5D




Yeşilçam filmleri, genellikle de eski yapımları küçümsenir ama kimi filmler, Ülkemizin toplumsal hayatına bir ayna tutar ve aslında önemli toplumsal analizlerdir o bazı filmler. Türk Sineması'nın en güzel hikaye anlatıcılarından biri olan ünlü yönetmen Ertem Egilmez'in 'Köyden İndim Şehire' filmi öyle bir filmdir.
Film, köylerinde sakin, sıradan bir hayat süren Saffet (Kemal Sunal), Himmet (Zeki Alasya), Hayret (Metin Akpınar), Gayret (Halit Akçatepe) kardeşler, tarlalarını sürerken bir küp altin bulurlar. Bu olayla birlikte dört kardeşin hayatında bir kaos başlar.


9665189A 75A0 4344 8422 99B979336530


KARDEŞLER ARASI GÜVEN KRİZİ:
Kardeş olmalarına kardeştirler ama en büyük mesele, aralarındaki güvensizliktir. Dört kardeş, çil çil altınlarla adeta çılgına dönerler. O anda kardeşlerden biri olan Gayret, altınlardan birini alıp ısırır:
Saffet - N'apiyon lan altını?!
Gayret - Bakıyodum.
Hayret - Ne Bakıyodun, yutuyodun!
Gayret - Valla yutmuyodum!
Himmet - Bırak lan altını!
Saffet - Bırak!
Hayret - Koynuna da soktun mu?
Gayret - Sokmadım; ya siz soktuysanız?


A0F4E67B 0Dee 4B17 Bb94 C5430C94C203


SANKİ SEÇİM SANDIKLARI AÇILMIŞ DA
OYLAR SAYILIYOR(!)

Bir çuval altının sarhoşluğunu yaşayan kardeşler, buldukları altınların kaç tane olduğunu merak ederler. Kardeşlerden Himmet, altınları saymaya başlar ama birisi konuşunca sayıyı şaşırıp yeniden saymaya başlar. Epey bir yol alınınca yine biri konuşur, Himmet yine sayıyı unutur, yine saymaya başlar.
Demokrasimizin en büyük olayı olan seçimler sonrasında, sandıklar açıldığında yapılan oy sayımını hatırlatır gibidir bu görüntü. Oylar sayılır, bazı müdahaleler olur, itirazlar olur, sonra yeniden sayılır oylar. Secim iptal edilir, oylar bir daha sayılır...


8B181382 E97C 4B37 A88F 6De0331Ee5De


BİR ÇUVAL ALTINLA ANKARA'NIN 1.BÜYÜK EKONOMİSİ OLMAK VARKEN, SİMİT BİLE ALAMAMAK(!)
Kardesler, tarlada buldukları altınları, kimseye göstermeden eve getirmeyi başarırlar ama artık onlar için huzur yoktur.
Altın dolu çuvalı hiç biri, diğerine teslim edemez. Yemek yerken, gece uykuya yatarken... Hatta tuvalete giderken bile...
Günümüzde de bu filmin kahramanları arasında oldugu gibi; giderek büyüyen toplumsal hayatta kişiler arası guvensizlik, kurumlara güvensizlik, adalete güvensizlik, sosyal yardım kuruluşlarına güvensizlik yaşanmıyor mu?
Dört kardeş, artık çok büyük bir servet sahibidirler ama altınları nakit paraya çevirmek için gittikleri büyük kentte bunu beceremezler. Sırtlarında bir çuval altın vardır, bir simit alacak paraları yoktur ve aç kalırlar. O büyük servete rağmen...
Tıpkı yaklaşık 1.64 trilyon dolarlık Gayrisafi Millî Hasılası ile "dünyanın 16. büyük ekonomisi" olan ülkemizin insanları gibi.


5Efd4D9F 1366 4Ffd A023 0300Ea742Dcf


CUMHURİYET BAYRAMINI BİLMEYEN KÖYLÜLER TÖRENLERE ANLAM VEREMEZ...
Tarlalarında buldukları altınları bozdurmak için büyük şehir yollarına düşen dört kardeş, Ankara'daki hemsehrileri Kuyumcu Ali Rıza Emmi'nin (Tekin Akmansoy) yanına gitmeye karar verirler. Tabii ki bu defa birbirine güvenmeyen kardeşlerin eşleri de, onlara güvenmez ve peşlerine takılırlar!...
O gün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalari vardır Ankara'da. Dört kafadar törenlere şaşıp kalırlar. Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığını bilmiyorlardır. Dev Atatürk posterlerine de aynı şaşkınlık ve hayranlıkla bakarlar...
Kahramanlarımız ve eşlerinin tek derdi altınları bozdurmak, 'zengin' olmaktır. Güvendikleri kuyumcu Ali Rıza Emmi'nin planı ise altınları onların elinden almaktır!


TÜRKİYE DE, KAHRAMANLARIMIZ GİBİ TOPRAĞA, ÜRETİME DÖNSE...
Ellerindeki bir çuval altını ne yapacağını bilemeyen ve birbirlerine güvenmeyen 'kardesler, eşleri' ve 'dolandırıcı kuyumcu' arasındaki altınlara tek başına sahip olma hırsı, hüsran yaşamalarına sebep olur.
Bu kovalamacada altınlar, bir inşaatın tepesinden aşağı saçılır. Zenginlik hayalleri biter ve kahramanlarımız, köylerine, tarlalarına dönerler.
Filmin final sahnesinde kahramanlarımız, pullukla tarlalarını sürmektedirler ama bu defa pulluklalarını çekecek ne traktörleri ne de hayvanları vardır.
Pulluğa kendilerini koşmaktadırlar...

Muhabir: Cemil Yurtman