Öztürk: “ÇED Olumlu değil, ÇED Gerekli kararı alınmalı”

Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, Zeytinli Mahallesi’nde Akçay Otelcilik Turizm ve İşletme A.Ş. tarafından planlanan 244 oda ve 706 yatak kapasiteli otel projesine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Edremit Çevre Platformu’nun sosyal medya hesabından kamuoyuna duyurulan açıklamada Öztürk, projenin çevresel etkileri, kıyı alanları, yapılaşma yoğunluğu, ağaçların durumu ve bölgenin altyapı kapasitesine ilişkin çok sayıda soru yöneltti.

Öztürk, başta sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları olmak üzere, konuya teknik ve hukuki açıdan katkı sunabilecek herkesi sürece destek vermeye çağırdı.


41 BİN 318 METREKARELİK PARSELİN 9 BİN 195 METREKARESİNDE OTEL

Akçay Otelcilik Turizm ve İşletme A.Ş. tarafından planlanan proje, Balıkesir’in Edremit ilçesi Zeytinli Mahallesi 1812 ada 3 parselde bulunuyor. Proje kapsamında mevcut otelin yıkılarak yerine tek blok halinde 244 oda, 706 yatak kapasiteli bir tesis ile 6 ticari alan yapılması planlanıyor.

Proje dosyasında 41 bin 318,5 metrekarelik tapu alanının 9 bin 195 metrekarelik bölümünün proje alanı olarak belirlendiği, toplam brüt inşaat alanının 39 bin 984,5 metrekare, bina oturum alanının 5 bin 135,7 metrekare ve peyzaj alanının 4 bin 59,3 metrekare olduğu belirtiliyor. Projenin yatırım bedeli ise yaklaşık 829,2 milyon TL olarak açıklanmış durumda.

Öztürk, parselin yaklaşık dörtte birlik bölümünde otel yapılmasının nedeninin sorgulanması gerektiğini belirterek, geride 32 bin 123,5 metrekarelik alan kaldığına dikkat çekti.

Öztürk, “Neden sahip olunan toplam alanın sadece dörtte biri kadarına bir otel yapılacak?” sorusunu yöneltti. Bunun yatırımcının mali imkanlarıyla veya projenin kapasitesinin 250 odanın altında tutulmasıyla ilgili olabileceğini belirten Öztürk, bu konuda kesin bir değerlendirme yapamayacağını ifade etti. Ancak mevcut durumda otelin ileride genişleyebileceği daha büyük bir alan bulunduğunu savundu.


“ZAMANLAMA DİKKAT ÇEKİCİ”

Öztürk açıklamasında projenin zamanlamasına da dikkat çekti.

Bölge için daha önce iki kez büyük ölçekli imar planı değişikliği yapılmak istendiğini ve bunların mahkemelerden geri döndüğünü belirten Öztürk, şimdi aynı bölgede yeni bir otel projesi hazırlanmasının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Öztürk, 8 Mart 2026 tarihinde yapılan yönetmelik değişikliğine dikkat çekerek, 50-249 oda arasındaki projelerin Ek-2 kapsamındaki seçme-eleme kriterlerine tabi tutulduğunu ve ilgili valiliğe, yani Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne başvuru yapılabildiğini belirtti.

Bu değişikliğin ardından şirketin proje hazırlıklarının kısa sürede tamamlandığını ifade eden Öztürk, 20 Mayıs’ta Çevre İl Müdürlüğü’ne yer görme bildirim dilekçesi verildiğini, 3 Haziran’da sahada inceleme yapıldığını ve 22 Haziran’da ÇED sürecinin başlatıldığını aktardı.

Öztürk’e göre süreç, şirketin uzun süredir beklediği bir fırsatın ortaya çıkmasıyla hız kazanmış olabileceği izlenimi yaratıyor.


“HALKIN BİLGİLENDİRİLMESİ SÜRECİ YAŞANMADI”

Öztürk, projenin ÇED sürecinin Ek-2 kapsamında yürütülmesini de eleştirdi.

Açıklamasında, Ek-1 kapsamında değerlendirilmesi halinde halkın bilgilendirilmesi toplantısının yapılacağını, karşı görüşlerin alınacağını ve sürecin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirileceğini belirten Öztürk, mevcut süreçte böyle bir halk katılımının gerçekleşmediğine dikkat çekti.

Öztürk, “Anlaşılan o ki şirket ‘kestirme’ yolu tercih etmiş, halkla falan da muhatap olmak istememiş. Acaba neden?” diyerek projenin hangi nedenle Ek-2 kapsamında değerlendirildiğinin kamuoyunca tartışılması gerektiğini savundu.

Proje için Balıkesir Valiliği tarafından ÇED Yönetmeliği’nin 17. maddesi kapsamında “ÇED Olumlu (Kapsam Ek-2)” kararının 2 Eylül’de verildiğini belirten Öztürk, söz konusu kararın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü. Projeye ilişkin kamuya açık sektör haberlerinde de Ek-2 kapsamında “ÇED Olumlu” kararının verildiği bilgisi yer alıyor.


“MEVCUT BİNALAR YIKILACAK, AĞAÇLARIN AKIBETİ BELİRSİZ”

Öztürk, proje dosyasında mevcut Turban döneminden kalan yapıların tamamen yıkılarak alanın yeni inşaata hazırlanacağının belirtildiğini söyledi.

Temel kazısının zemin katı da içine alacak şekilde gerçekleştirileceğini belirten Öztürk, buna karşın bahçedeki ağaçların durumuna ilişkin dosyada yeterli bir açıklama bulunmadığını savundu.

Öztürk, “Umarım kesip atmaya kalkmazlar onları” diyerek mevcut ağaçların korunması gerektiğini ifade etti.


“14 METRELİK YAPI DENİZİ GÖRMEYİ ZORLAŞTIRACAK”

Projede tek blok halinde 244 oda ve 706 yatak kapasiteli tesis planlandığını belirten Öztürk, binanın zemin üzerine dört kat ve terastan oluşacağını, toplam yüksekliğinin yaklaşık 14 metreye ulaşacağını söyledi.

Öztürk, bu yüksekliğin bölgedeki görsel yapı ve hava akışı açısından değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, ana caddeden veya arka taraftaki konutlardan deniz manzarasının etkilenebileceğini ileri sürdü.

Özellikle yerel rüzgarların bölgedeki hava sirkülasyonu açısından önem taşıdığını belirten Öztürk, projenin görsel etkisi ile hava akımına ilişkin değerlendirmelerin dosyada yeterince ele alınmadığını iddia etti.

Öztürk ayrıca, ilerleyen dönemde parselin imkanları ölçüsünde projenin genişletilmesi ihtimalinin de bugünden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.


“PARSELİN YÜZDE 80’İ İLK 100 METRELİK KIYI BANDINDA”

Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise parselin kıyı kenar çizgisiyle ilişkisine yönelik oldu.

Öztürk, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 18 Nisan 2022 tarihinde onaylanan Kıyı Kenar Çizgisi paftasına atıfta bulunarak, söz konusu parselin 14 bin 800 metrekarelik bölümünün kıyıdan itibaren ilk 50 metre içerisinde, 18 bin 73 metrekarelik bölümünün ise ikinci 50 metrelik bölüm içerisinde bulunduğunu belirtti.

Buna göre parselin yaklaşık yüzde 80’lik bölümünün kıyıdan itibaren ilk 100 metrelik alanda bulunduğunu ifade eden Öztürk, 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında bu alanların kamu kullanımına ayrılan bölümler olması nedeniyle yeni yapılaşmanın hukuki açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Öztürk, geçmişte yapılmış ve tamamlanmış yapılar açısından mevcut imar planı çerçevesinde farklı bir hukuki durum bulunabileceğini belirtirken, geçmiş yapıların varlığının yeni yapılacak yapılara otomatik olarak “müktesep hak” kazandırmasının tartışmaya açık olduğunu ifade etti.


“39 BİN 984 METREKARE BRÜT İNŞAAT ALANI”

Öztürk, proje dosyasındaki rakamları da kamuoyunun dikkatine sundu.

Açıklamaya göre proje kapsamında:

Parsel alanı 41 bin 318,5 metrekare,

Proje alanı 9 bin 195 metrekare,

Brüt inşaat alanı 39 bin 984,5 metrekare,

Bina oturum alanı 5 bin 135,7 metrekare,

Peyzaj alanı ise 4 bin 59,3 metrekare olarak planlanıyor.

Projenin inşaat ve işletme aşamasında yaklaşık 50 kişilik istihdam oluşturmasının öngörüldüğü daha önce yayımlanan proje bilgilerine de yansıdı.

Öztürk, yaratılacak istihdamın önemli olmakla birlikte, bunun karşılığında kıyı alanında ortaya çıkabilecek uzun vadeli çevresel ve görsel etkilerin de hesaplanması gerektiğini söyledi.


ALTYAPI SORUSU: 706 YATAK NEREYE BAĞLANACAK?

Öztürk’ün açıklamasında altyapı konusu da önemli bir yer tuttu.

Projeye göre otelin atık sularının mevcut Zeytinli Atıksu Arıtma Tesisi’ne bağlanmasının planlandığını belirten Öztürk, söz konusu tesisin 27 yıllık olduğunu ve 110 bin kişi kapasitesine sahip bulunduğunu ifade etti.

Yeni arıtma tesisi için henüz temel atılmadığını, buna karşılık proje dosyasında yeni tesisin 2028 yılı sonunda devreye alınacağının ifade edildiğini belirten Öztürk, otelin de 2028 sonunda faaliyete geçmesinin planlandığını hatırlattı.

Öztürk, “Bu tesisin planı nasıl uygulamaya alınacaktır?” sorusunu yöneltti.

İlçede halen binlerce konutun fosseptik sistemleriyle hizmet gördüğünü belirten Öztürk, 706 yatak kapasiteli yeni bir tesisin mevcut altyapıya getireceği yükün ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini savundu.


“KURUMLAR ALTYAPI KONUSUNDA NEDEN UYARI YAPMADI?”

Öztürk, Edremit Belediyesi, BASKİ, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından proje kapsamında verilen görüşlerin de kamuoyu açısından incelenmesi gerektiğini söyledi.

Bu kurumların hiçbirinin, “mevcut altyapı kapasitesi yetersiz, yeni arıtma tesisinin zamanlaması henüz net değil” şeklinde bir çekince ortaya koymadığını iddia eden Öztürk, kurumların proje hakkında olumlu görüş verirken altyapı kapasitesinin gelecekte yaratabileceği sorunları da değerlendirmesi gerektiğini savundu.

Öztürk, özellikle projenin ileride genişleme ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, yatırımcı şirketin daha bugünden kendi modern atık su arıtma tesisini de projeye dahil etmesinin etik açıdan daha doğru olacağını dile getirdi.


“MEVCUT OTEL ÇALIŞMADIĞINDA BİLE KİRLİLİK SORUNU VAR”

Öztürk, mevcut otelin son iki yıldır neredeyse hiç çalışmadığını, buna rağmen bölgede kirlilik sorunlarının yaşandığını ileri sürdü.

Yeni tesisin tam kapasiteyle işletmeye alınması halinde ortaya çıkabilecek atık su yükünün nasıl yönetileceğinin bugünden açıklanması gerektiğini belirten Öztürk, “Tamamen çalışır hale gelirse nasıl olacak acaba?” diye sordu.

Açıklamasında kamu kurumlarının sorumluluğuna da dikkat çeken Öztürk, kurumların birbirlerinin görüşlerine dayanarak olumlu değerlendirme yapmasının gelecekte altyapı sorunlarını ortadan kaldırmayacağını savundu.

Öztürk, özellikle bölgede yeni yapılaşmaların da devam etmesi halinde Edremit’in yeniden bir “AAT yetersizliği” sorunuyla karşı karşıya kalabileceğini ileri sürdü.


“BUNA DA SIKILMADAN KALKINMA DİYORLAR”

Öztürk, açıklamasının sonunda projenin çevresel etkilerinin istihdam ve turizm yatırımı üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını belirtti.

Kıyı alanı, yapılaşma yoğunluğu, deniz manzarası, hava akımı, mevcut ağaçlar, kıyı kenar çizgisi, atık su altyapısı ve gelecekteki olası genişleme ihtimalinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan Öztürk, “Bütün bu kurumlar adeta topu birbirine atarak olumlu görüş bildirirken, Belediyenin tıpkı bu günlerde dağıtmakta olduğu inşaat izinlerinin de yol açacağı gibi, geleceğimize yeni bir ‘AAT yetersizliği’ hediye edeceğini bilmiyor olmaları mümkün mü? Bir de buna sıkılmadan ‘kalkınma’ diyorlar” ifadelerini kullandı.


“ÇED GEREKLİ KARARI ALINMALI”

Kubilay Saygın Öztürk, açıklamasının sonunda projeye ilişkin talebini de net biçimde ortaya koydu.

Öztürk, mevcut bilgiler ve sıraladığı çevresel, hukuki ve altyapısal gerekçeler ışığında proje hakkında “ÇED Olumlu” kararı verilerek yatırımın önünün açılması yerine, projenin Ek-1 kapsamında değerlendirilmesi ve “ÇED Gerekli” kararı alınması gerektiğini savundu.

Öztürk ayrıca, başta ilgili sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları olmak üzere, projeye teknik ve hukuki açıdan katkı sunabilecek tüm duyarlı Edremitlileri sürece destek vermeye çağırdı.


"Kıymetli Edremitliler,

Aşağıdaki değerlendirmeyi bilginize sunuyor, ilgili tüm sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını, bu konuda teknik ve hukuki anlamda katkı sunabilecek tüm duyarlı hemşerilerimi de desteğe çağırıyorum.

Akçay Otelcilik Turizm ve İşletme A.Ş. tarafından planlanan ve “Balıkesir İli, Edremit İlçesi, Zeytinli Mahallesi, 1812 Ada, 3 Nolu Parsel üzerinde Otel ve Ticari Alan (244 Oda, 706 Yatak Kapasiteli ve 6 Adet Ticari Alan) Projesi” olarak adlandırılan yatırımın dosyasını inceledim. Turizm konaklama tesisi olarak belirlenen bu projenin yapılacağı parsel, şirkete kayıtlı 41.318,5 m2 tapu alanın sadece 9.195 m2 kısmında faaliyet göstereceği belirtiliyor. Neden sahip olunan toplam alanın sadece dörtte biri kadarına bir otel yapılacak? Belki o kadarına yeterli paraları vardır, belki de kapasitesi 250 odanın altında kalan bir yatırım yapılarak Çevre Bakanlığı ÇED süreciyle uğraşıp zaman kaybetmek istemiyorlardır. Orasını bilmem. Ancak aynı yerde (eski Turban), şirketin oteli ileride genişletebileceği 32.123,5 m2 daha alan kaldığını da belirtmem lazım.

Zamanlama da ilginç bence. Zira daha önce bu bölge için 2 kez büyük ölçekli “imar planı değişikliği” yapılmak istendiği halde, bunlar mahkemelerden geri döndü. Şimdi niye böyle bir proje hazırlığına girişildi dersiniz? Çünkü 08 Mart 2026’da yapılan bir Yönetmelik Değişikliği ile “50 - 249 oda arası Ek-2 Listesi Seçme Eleme Kriterlerine tabidir. İlgili Valiliğe (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) başvuru yapılır” denildi. Kim bilir ülkemizde kaç sahili etkileyecek bu değişiklik? İlçemizde ise bu şirket anında hazırlık yapmış, projesini yıldırım hızıyla bitirmiş ve 20 Mayıs’ta da yer görme bildirim dilekçesini Çevre İl Müdürlüğü’ne vermiş. Sahada inceleme çalışması 03 Haziran’da gerçekleşmiş. 22 Haziran’da Balıkesir Çevre İl Müdürlüğü’nde ÇED sürecini başlatmış şirket. Sanırım yıllardır ısrarla bekledikleri bu fırsat için zaten hazırlarmış. İlgili kurum ve kuruluşların görüşleri de temin edilmiş ve 02 Eylül’de proje için ÇED Yönetmeliği'nin 17. maddesi gereğince Balıkesir Valiliği 'ÇED Olumlu (Kapsam Ek-2)' kararını vermiş.

Eğer (Kapsam Ek-1) olsaydı bu proje için, halkı bilgilendirme toplantısı yapılacak, karşı görüşler toplanacak ve kararı da Çevre Bakanlığı ‘İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK)’ bilimsel veriler ve varsa itirazların dikkate alınması sonucunda verecekti. Anlaşılan o ki şirket “kestirme” yolu tercih etmiş, halkla falan da muhatap olmak istememiş. Acaba neden? Şimdi buna da bakalım.

Dosyada, yapılacak inşaat öncesinde Turban zamanından geriye kalan mevcut binaların tümüyle yıkılıp, alanın inşaata hazırlanacağı ifade ediliyor. Temel kazısının, zemin katı da içine alacak derinlikte bir toprak hafriyatı gerektirdiğine değinilmiş. Fakat bahçedeki ağaçların akıbeti için herhangi bir not konulmamış. Umarım kesip atmaya kalkmazlar onları.

Proje kapsamında “1 bloktan oluşan 244 oda, 706 yatak kapasiteli ve 6 adet de ticari alan planlandığı” ifade ediliyor. Binalar zemin üzerine 4 kat ve terastan oluşacak. Buna göre 5,5 katlı bir yapı söz konusu ve yer seviyesinden yüksekliği de 14 metreyi bulacak. Yani bu durumda, o bölgedeki ana caddeden veya arkadaki konutlardan denizi görmek, yerel rüzgarlardan yararlanmak, artık bir hayal olacak. Hele de bu otel zamanla gelişme alanlarına doğru ilerler, kompleks bir yapı haline dönüşürse, müşterilerinin dışında bu şanstan yararlanan kalmayacak. Dosyada “görsel etki” ile “hava akımının engellenmemesi” konuları adeta geçiştirilmiş durumda.

Çevre Bakanlığı tarafından 18.04.2022 tarihinde onaylanan "Kıyı Kenar Çizgisi" paftasında, söz konusu bu parselin 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında 14.800 m2‘lik kısmının sahil şeridinin ilk 50 metresi içerisinde olduğu, 18.073 m2‘lik kısmının ise ikinci 50 metre içerisinde yer aldığı tespit edilmiş. Yani parselin % 80’i kıyıdan itibaren ilk 100 metre olarak belirlenen ve kamu kullanımı için ayrılmış olan bölümün içinde şu anda. Geçerli 1/100.000 imar plan değişmeden, eskiden imali tamamlanan yapılar için bu duruma bir söz söylenemez ama bunun yeni inşa edilecek yapılara “müktesep hak” kazandırması da tartışmaya çok açık bir konu.

Bu durumda Parsel Alanı büyüklüğü 41.318,5 m2, Proje Alanı Arsa büyüklüğü 9.195 m2, Proje Bürüt İnşaat büyüklüğü 39.984,5 m2, Bina Oturum Alanı büyüklüğü 5.135,7 m2 ve Peyzaj Alanı miktarı 4.059,3 m2 olan bir proje var karşımızda. Ancak bu işin sadece 50 kişilik bir istihdam yaratması karşılığında, sahilin bu bölümünde geri dönülmesi mümkün olmayan ve kalıcı nitelikte çevresel, görsel maliyetler oluşturması söz konusu.

Üstelik kamusal altyapının dengesiyle uyumsuz olan ciddi bir orantısızlık da bulunmakta. Çünkü bu otel işletmeye alındığı zaman, atık sularını mevcut Zeytinli AAT’ne bağlamayı planlamış. O tesis 27 yıllık, oldukça eskimiş ve sadece 110.000 kişi kapasitelidir. Yenisi için daha temel bile atılmamışken, proje dosyasına göre 2028 sonunda açılacağı ifade edilen bu otelin planı nasıl uygulamaya alınacaktır acaba? Şirket ilkesel olarak bu hakkını kullanabilir ama ilçemizde hala binlerce fosseptikle idare eden konut olduğunu da unutmamak lazım. Fiilen bu hakkın kullanılmasının sorun yaratacağını ne Edremit Belediyesi, ne BASKİ, ne Balıkesir B. Belediyesi, ne de Çevre İl Müdürlüğü söylemedikleri gibi, “şu anda altyapı kapasitesi yetersiz, yenisinin zamanlaması da henüz netleşmedi” demeye bile gerek duymamışlar dosyaya gönderdikleri kurum yazılarında. Oysa hem bunların ve hem de özellikle şirketin, hiç olmazsa “kümülatif etki” bölümünde bu realiteyi dikkate alması, özellikle de ileride otelin inşası arazilerinin müsaade ettiğince büyüyecekse, bugünden etik davranıp otele ait modern bir arıtma tesisi inşasını da projeye ilave ettirmeleri gerekmez miydi? Mevcut otel son iki senedir hemen hiç çalışmazken, o bölgede yaşanan kirlilik ortadayken, tamamen çalışır hale gelirse nasıl olacak acaba? Bütün bu kurumlar adeta topu birbirine atarak olumlu görüş bildirirken, Belediyenin tıpkı bu günlerde dağıtmakta olduğu inşaat izinlerinin de yol açacağı gibi, geleceğimize yeni bir “AAT yetersizliği” hediye edeceğini bilmiyor olmaları mümkün mü? Bir de buna sıkılmadan “kalkınma” diyorlar.

Tüm bu sebeplerin ışığında “ÇED Olumlu” denilip bu yatırıma yol vermek yerine, aksine “ÇED Gerekli (Ek-1)” kararı alınması gerekli ve zorunludur."

Muhabir: OSMAN KANTARLIOĞLU