Balıkesir Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği süt fiyatıyla ilgili POLİTİKA’ya açıklamalarda bulundu. Ulusal Süt Konseyi Başkan Yardımcılığı görevinde de bulunan Cihat Şimşek 4 lira 70 kuruş olarak belirlenen soğutulmuş süt fiyatının üreticiye bir nebze olsun nefes aldıracakken yem firmalarının yaptığı zamla hüsrana uğradıklarını dile getirdi.

Ulusal Süt Konseyi tarafından 4,70 TL olarak açıklanan soğutulmuş süt fiyatının 8 Kasım’da geçerli olmasına rağmen, yem üreticilerinin ürünlerine 15 ila 30 lira zam yapmasını eleştiren Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, süt üreticilerini yem kullanmamaya davet etti. Sütün fiyatını tüketicinin belirlediğini kaydeden Cihat Şimşek, yem tüketen üreticilerin de fiyatları belirlemede rol oynaması gerektiğini söyleyerek tüm üreticilerden ilk etapta yem tüketimini yüzde 50 azaltmaları çağrısında bulundu.

“SÜT FİYATI GÜNCELLEMESİ KAÇINILMAZ HALE GELDİ”

Balıkesir Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek süt fiyatının belirleme süreciyle ilgili şunları söyledi:

“Süt fiyatlarında yapılan güncelleme en son Temmuz ayında olmuştu. Temmuz ayında 3,20 TL soğutulmuş süt olarak belirlenen rakamlar geçen süre içerisinde dönem dönempandeminin etkisi, içinde bulunduğumuz iklim değişikliklerinden kaynaklı coğrafyamızı etkileyen yağış azlığı, kuraklık gibi nedenlerden dolayı yem hammaddesi ürünlerine ve haliyle yem fiyatlarına yansıdı. Dolayısıyla bizim sütçülüğün en büyük girdi maliyetini oluşturan kesif yem hayvan besleme maliyetinin takriben yüzde 65-70’ini oluşturuyor. Hal böyle olunca oradaki değişkenlikler bizim üreticimizi üretme konusunda sıkıntıya düşürdü. Üretici ne kadar süt üretirse o kadar zarar ettiriyordu. Doğal olarak biz üreteci tarafı bunu sürekli dile getiriyorduk.

“BİR AYDA 6 KEZ YEME ZAM GELDİ”

Tüm yaşanan gelişmeler sonrasında süt fiyatının güncellenmesi gerekiyordu ama 2018 yılında çıkan bir yönetmelikle süt fiyatlarını üretici, sanayici, kamu ve üniversite ayağının bulunduğu Ulusal Süt Konseyi çatısı altında değil Gıda Komitesi tarafından belirlenmesi yer aldı. Orada da Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı var. Üç tane bakanlığın bürokratlarını bir araya getirip, onların buluşmasını sağlamak, onların ortak fiyatı piyasayı etkileyecek şekilde belirlemesini beklemek uzun zaman alıyordu. Bu süreç geçtiğimiz 10 gün içerisinde döviz kurunda yaşanan hızlı hareketlenmeden dolayı yem fiyatlarını çok daha yukarıya taşıdı. Kasım ayı içerisine baktığınız zaman sanayici arkadaşlara bakıyoruz şem firmalarının yaptığı zamlar Kasım başında ilki oldu, ardından 7’sinde, 17’sinde, 22’sinde, 24’ünde bir daha zam yaptılar ki 29’unda Gıda Komitesi süt fiyatını Ulusal Süt Konseyi belirleyecek açıklamasının ardından Ulusal Süt Konseyi olarak acil toplandık. Bu toplantı acil olunca internet ortamında bir araya geldik. O anda da yine yem sanayisinin elinde bir listenin olduğu duyumları da bize geliyor. Yani yeni bir fiyat geçişi daha olacağını öğrendik. Baktığınız zaman 29’u akşamüzeri yem sanayisi yeni bir fiyat geçişi hazırlığında.

“SÜT-YEM PARİTESİNE BAKTIK”

Tabi toplanıldı eski usul müzakereler neticesinde elimizdeki o günkü güncel reel olan rakamlarla maliyet tablosu belirlendi. Buna istinaden de oluşturduğumuz bir fiyat var. Bu yeni oluşan fiyatta bizim eskiden beri söylediğimiz bir şey var, üretici kanadının istediği bir olay vardır. Yani 1 kilogram sütün bedeliyle 1,5 kilogram yem alması gerekmektedir. Burada baktığımız yem de 19 protein, 2 bin 700 enerjili yemden kesif yemden bahsediyoruz. Çünkü dünya ölçeğinde süt yem paritesi 1’i 1,5. Ama biz Türkiye şartları, içinde bulunduğumuz pandemi durumları ve bunlardan kaynaklı olarak diğer tarafta da tüketen insanları da düşünmek zorunda olduğumuz için bu süt yem paritesini 1,3 götürmeye çalışıyoruz. Çıkan fiyat süt-şem paritesinde 1,3 oldu mu bakarsanız olmadı. Ama tabanda uzun zamandan beri artan girdi maliyetleri ve 0,80’e düşen pariteye bakarak tüketen tarafı da düşünerek biz orada çok pariteyi değil üreticiyi zarardan kurtarıp tüketiciyi de tüketimden uzaklaştırmayacak bir rakamda uzlaştık. Mutabık kaldık ve emeği olan herkese teşekkür ediyoruz.

“PARİTE 1,1’İN ALTINA İNDİĞİNDE KONSEY YENİDEN TOPLANACAK”

Süt fiyatını belirledikten sonra ertesi gün baktık ki üretici bizim oluşturulan fiyattan memnun. Orada bir olay daha var. Önceki yıllarda Gıda Komitesi’nden geldiğinde ya da konseyde belirlendiğinde fiyatların geçerli olduğu tarih koyuluyordu. İşte 6 aylık, ekonomik öngörülere bakılarak yıllık ya da 30 Haziran’a kadar, 30 Aralık’a geçerlidir gibi bağlayıcı şeyler vardı. Burada herkesin söylediği bir şey biraz ortak akıldı. Yani fiyatın ne zamana gideceğiyle alakalı bir deklarasyon yayınlanmaması, tarih konulmaması yaşandı. Yani değişken kurların yaşandığı bir ortamda maliyetlerin tekrardan çok yükseldiğinde yem fiyatlarının artacağı ve maliyetlerin tekrar artacağı göz önünde bulundurarak tarih koymadık. Diğer taraftan bizim de tekrardan toplanmakla alakalı bizim de bir tereddüdümüz vardı. Afaki gelişmeler olduğunda, girdi maliyetlerinin afaki artış gösterdiğinde fiyatlar güncellenecektir, tekrar oturulup görüşülecektir diye bir madde vardı. Ama bizim de hep toplanamadığımız için kaygılarımız mevcuttu. Bu kaygılardan dolayı Ulusal Süt Konseyi’nin toplantısında bunun bir kıstası olması gerektiğini söyledim. Yani bir adı olsun ki toplantı sebebi olsun. Çünkü afaki diyoruz ama bu cümle açık. Dile getirdiğim şey parite dediğimiz olayın 1,1’in altına indiğinde artık toplanabilmek için somut bir durum vardır düşüncesini dile getirdik ve o da kabul gördü.

“SEVİNCİMİZ 24 SAAT SÜRMEDİ”

Süt fiyatı belirlenmesinin akabinde yem sanayisi üreticiye 24 saat bu sevinci yaşatmadı. Bu durum da meseleyi kör dövüşüne döndürüyor. Bizi üzen tarafı da şu; birçok süt sanayisi aynı zamanda yem sanayisidir. Üretici bize fiyat niye ayın 1’inden geçerli olmadı diyor. Şimdi ticaretin içerisinde mal sattığın insanlar var. 29 Kasım’a kadar sıkışmış bir toplantı oldu. Bu güne kadar bizim ürünü sattığımız insanların da karşıya ürün sattığı insanlar arasında bu fiyat geçişiyle alakalı bir zamana ihtiyacı vardı. Şimdi bu tarih ayın 15’i de olabilirdi, sanayicinin dediği gibi 1’i de olabilirdi. Yani 1 Ocak’tan geçerli olacak şekilde de çıkabilirdi. Ama oradaki bizim net tavrımız, üreticinin uzun zamandan beri içinde bulunduğu ekonomik zarar göz önünde bulundurularak bir zaman verilmesi gerekiyordu. Süt satış faturaları 7’şer günlük dilimler halinde kesilir. Ondan dolayı bir süre vermemiz gerekiyor, o sürenin de en kısa olanı 7 gündü. Onun için açıklanan süt fiyatı 8’inden sonra geçerli olacak dedik. Biz 8 Kasım’dan sonra vereceğimiz sütler bizim konuştuğumuz fiyattan geçerli olacak. Lakin dün yakıyorsunuz yem firmaları tekrardan yüzde 15-20 bir fiyat geçişi yapıyor. Buradan fiyat al, daha o fiyata uygun ürün dökmeden tekrardan bir zam gelmesi sıkıntı oldu.

“YEM SANAYİSİNİN YAPTIĞI FIRSATÇILIKTIR”

Süt fiyatları aşırı arttığı zaman bize süt sanayisi “fiyatı ne biz belirlersiniz ne de biz belirleriz. Süt fiyatını müşteri, Pazar belirler” diyor. Bu yemin de pazarı biziz. Yem sanayisinin pazarı bizim elimizde. Yani yem sanayisinin ben yaptım oldu hareketi bizi derinden yaralıyor. Yani bu dönemde deposundaki mala ne oldu da dolarda bir hareketlenmeyle 10-15 lira ilave yaparak 25-50 lira arasında zamları açıklayabiliyorsun. Ne oldu depondaki malın fiyatı mı değişti? Onun için devletimiz bu yemcileri zapturapt altına almak zorunda. Elindeki ürün dururken dövizin gösterdiği ani hareketliliği sebep göstererek sürekli elindeki ürüne zam yapmasına fırsat verilmemeli. Bu ticaret, kazan değil fırsatçılıktır.

“SÜT ÜRETİCİLERİ KULLANDIKLARI YEM MİKTARINI YÜZDE 50 AZALTMALI”

Bakıyorsun ki bu fırsatçılıkta üretici grubu olarak zemin oluşturuyoruz. Bizim üreticiye çağrımız şu olacak; evet vermeden hiç olmuyor, o kesif yemi kullanmadan olmuyor. Ama biz üreticimizden kullandıkları kesif yemi yüzde 50 oranında çok acil olarak bugünse bugün azaltmasını talep ediyoruz. Hızlı reaksiyon göstermek zorundayız. Yemcilerin yaptığı kadar keskin olmak zorundayız. Mümkünse hiç kullanmamalıyız. Yem kullanmadığımızda süt verimi düşecektir. Hayvanın normal yaşam payını vererek beslemeye devam edelim. Verimimiz azalacaktır azalsın. Yani kesif yemi verip de aldığımız süt miktarı bölü maliyet, kesif yem vermeden aldığımız süt miktarı bölü maliyet hesabını yapacağız ve buradaki yem tüketimini indirebildiğimiz kadar aşağıya indireceğiz. Aksi takdirde bu arkadaşların sürekli zam yapma arzularını, kazançlarının üstüne daha da çok kazanma arzularını engelleyemeyiz.

DEVLET KONTROL ETMELİ”

Diğer taraftan durumu devlet yetkililerine ilettik, iletmeye de devam ediyoruz. Onlardan da bu arkadaşların kar marjlarını denetlemelerini istiyoruz. Yani üreticinin kazancı ne, yem sanayicisinin kazancı ne, süt sanayicisinin kazancı ne bunları da denetlesinler. Geriye dönük baksınlar son 10 yılda, 20 yılda, 30 yılda, 40 yılda, 50 yılda bir üretici kendini yüzde kaç büyütmüş, süt sanayisi ve yem sanayisi yüzde kaç büyümüş? Süt üreticisi işletmesini kapatıyor, elindeki 3 tane hayvanına bakamaz hale gelmiş ama yeni yeni yem fabrikaları, yeni yeni süt fabrikaları oluşuyor. Dolar kurunu bahane ediyorlar, bunu sebep gösteriyorlar, döviz kuru sebepse o zaman ihracata geçsinler. O zaman daha çok para kazanırlar. Birçoğu da ihracata yöneliyor ve para da kazanıyorlar. Yani bize bir şey verdikleri yok, sadece bizden almaya devam ediyorlar. Onun için ihracat kapısı orada, devletin en yetkilisi cumhurbaşkanımız da ihracata yönelin diyor. Kendi üreticilerinin sırtında sürekli ekonomik baskı oluşturmaktan vazgeçip ihracata yönelmelerini istiyoruz.”

Muhabir: Politika Gazetesi