Hemen hemen hepimizin diline pelesenk olmuş bir cümledir bu. Aslında bir şikâyetten ziyade, derin bir özlem ifadesidir: "Nerede o eski bayramlar..." Çocukken büyüklerimizden, dedelerimizden duyduğumuz o içli iç çekişleri hatırlayın; meğer bayrak yarışı gibiymiş bu cümle. Şimdi o sırayı biz devraldık, şimdi o serzenişi bizler seslendiriyoruz.



Peki, sahiden bayram mı değişti? Oysa takvim aynı, ritüeller aynı, heyecan aynı. Bayram nasıl eskisi gibi olmaz? Farkında olmasak da yaşımız ilerledikçe, hayatın o naif çocukluk penceresinden uzaklaştıkça, aslında bayramın değil, kendi dünyamızın değiştiğini fark ediyoruz. Değişen hayatlarımız, hızına yetişemediğimiz modern alışkanlıklarımız ve belki de anlamını biraz yitirdiğimiz o eski heyecanlarımız...



Eskiden bayramlar, haftalar öncesinden başlayan devasa bir hazırlık demekti. Bugün de öyle aslında. Çocuklar için o heyecanla beklenen yeni ayakkabılar, özenle seçilen bayramlıklar yine vitrinlerde. Evlerdeki o hummalı temizlik telaşı, mutfaklardan yükselen baklava ve börek kokuları, tencerelerde pişen sarmalar... Tıpkı dün olduğu gibi bugün de annelerimizin, büyüklerimizin el emeğiyle masalarımız donatılıyor.



Bayram sabahının o vakur namaz çıkışları, cami avlularında tanısak da tanımasak da birbirimize sarıldığımız o kalabalıklar, mezarlık ziyaretlerindeki o hüzünlü vefa... Ardından kurulan o kalabalık kahvaltı sofraları, öpülen eller, ikram edilen kolonya ve şekerler... Hepsi hâlâ hayatımızın içinde.


Bayram Sevinci-1



Öyleyse nedir bizi bu denli mahzun kılan?
Belki de mesele sadece gelenekler değil, o geleneklere yüklediğimiz "ruh"dur. Bugün hayatın temposu akıl almaz bir hızda akıyor. Artan nüfus ve şehirleşmenin getirdiği o yorgun iş temposu bizi biraz nefessiz bıraktı. Üstüne bir de teknolojinin hayatımıza boca ettiği yeni alışkanlıklar eklenince, bayramları sadece takvimde birer "tatil fırsatı" olarak görmeye başladık.
Dijitalleşme dediğimiz devasa dalga, bayramlaşmayı bir kısa mesaja, bir sosyal medya paylaşımına hapsetti belki. Ancak yine de geleneklerimizin o dirençli damarı hâlâ atıyor. Bugünün yetişkinleri nasıl eski bayramları mumla arıyorsa, emin olun bugünün çocukları da yarın büyüdüklerinde bu bayramları özlemle anacaklar. Kısacası; yaş alan her insan için "eski bayramlar" daima en güzeli olarak kalacak.



Ne mutlu ki, bugün özlemeye değer bu kadar güzel anılar biriktirmişiz. Belki bazı şeyler eskide kaldı ama bu bayram, birileri için hayat boyu hatırlanacak o "eski güzel bayramlardan" biri olacak. Yıllar sonra dönüp baktığımızda iç çekerek yad edeceğimiz bu günlerin kıymetini bilmek lazım.
Ne diyelim; madem bayram geldi, geleneklerimize sahip çıkıp tadını çıkartalım.
Hayırlı Bayramlar.

Muhabir: BATUHAN KOSAY