KUBİLAY S. ÖZTÜRK


Edremit’te yapımı planlanan iki adet İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisleri (İBAAT) için 5 ve 6 Şubat’ta yapılan süreç toplantılarını yakından izledim. Çevre duyarlılığı olan ve Körfez’deki kirlilik sorununu yıllardır yaşayan bir vatandaş olarak, bu toplantılar benim için çok değerliydi. Çünkü mevcut sıkıntıların aşılması için bu tesislerin tamamlanması çok önemli. Uzun yıllardır ilk defa, çözüme yönelik adımlarda bu aşamaya kadar gelindi. Artık umutlu olmak için somut bir şeyler var elimizde.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (ÇŞİDB), BASKİ ve projenin yüklenici şirketi (ETC Çevre Teknolojileri) tarafından hazırlanıp gerçekleştirildi bu toplantılar. Zeytinli İBAAT 90.000 m3/gün kapasitesi nedeniyle ÇED süreciyle başladı. Güre İBAAT ise kapasitesi ÇED zorunluluğu olan 50.000 m3/gün sınırının altında kaldığı için Paydaş Katılım Toplantısı (PKT) süreciyle yola çıktı. BASKİ’nin bu süreçlerden kaçınmak gibi bir çaba içine girmediğini, bunun önemli bir iyi niyet göstergesi olduğunu da belirtmek gerek. Ancak BASKİ’nin daha şeffaf bir süreç yönetimi ve sağlıklı bir halkla ilişkiler sistemi kurması da zorunlu elbette. Merkezi ve yerel iktidar sahiplerinin, özellikle sivil toplum kuruluşlarını muhatap bile almak istemediği bir dönemden geçiyoruz. Fakat kendileri de çok zararını görüyorlar bu yaklaşımlarının bazen, idari davalar işte bu nedenle bitmek bilmiyor. BASKİ ve BBB doğrusunu yapmalı.


***

ÇED VE PKT GERÇEĞİ

Bu toplantılara sağlanan mekan ile görüşme yaklaşımları da çok önemli elbette. Zeytinli toplantısı için belirlenen mekan çok uygun değildi ve kötü koşularda, adeta ite kaka yapıldı ÇED tanıtımı.

Sunum kısaydı, dosyayı incelemeyenler için de haliyle yeterli olmadı. Soru cevap bölümünde ÇŞİDB temsilcisi etkili ve adil bir yönetim yapamadı, gösteriye dönen bazı konuşmalara sınır koyamadı, soru veya önerisini iletmek isteyen pek çok vatandaşa da söz vermeyip toplantıyı kısa yoldan bitirdi. Buna yapılan itirazlara da “yazılı öneri ve katkılarınızı Valilik kanalıyla verin” cevabı uygun görüldü. Aslında pek çok ÇED toplantısında projelere yapılan itirazlar anında ya not alınır ya da yazılı şekilde kabul edilirdi. BASKİ de bu konuda inisiyatif kullanamadı. Güre toplantısı ise daha uygun mekan ve ortamda yapıldı. Sorulacak soru, dinlenecek öneri bırakılmadı geriye. BASKİ orada inisiyatifi eline alarak doğru iş çıkarttı.


***

ILK DEFA DUYUYORMUŞ GİBİLER!

Toplantıların içeriği ise daha da önemli elbette. Zeytinli İBAAT projesinde ana itiraz da yerinin seçimi konusunda oldu ne hikmetse? Oysa bu husus 2014’den beri o kadar çok tartışıldı ki, şimdi çıkıp da neden ilk defa duyuluyormuş gibi davranıldığını anlamak zor. Sanki birileri burada yaşamıyorlarmış da ilk defa bu konuya giriyormuş gibiler. Belki de gerçekten öyleler. Oysa kısaca hatırlarsak, 2018 yerel seçimi öncesinde Güre’deki büyük otel sahipleri ile villa müteahhitlerini kıramayan Balıkesir B. Belediyesi (BBB), orada planladığı tesisin yapımından vazgeçip BASKİ’ye o bölgenin atıksuyunu da Zeytinli AAT’ne taşıma projeleri yaptırmış, hatta ilave yer teminine bile müracaat ettirmişti. İmza toplanıp engellendi bu girişim.

Zira arıtmada esas, konuyu yerinde ve küçük birimler halinde gidermektir. Bunca taşımalar yapmanın külfetine katlanılmaz. 2023 seçimi öncesinde ise mevcut tesis yerinden hemen taşınmaya kalkışılmıştı. Amaç Ülkü Yolu biter bitmez, Hazine arazisini acilen satmaktı. Çıkrıkçı’daki Edremit Belediyesi’ne ait 111 dönüme yeni tesisi yapma ve inşaat süresince gelecek olan sıvı atıkları “çoook derin deniz deşarjı” ile Körfez’e verme gibi hayaller bile kurulmuştu. İşte bunları bilmeden, bugünü milat kabul etmek oldukça yanıltıcı oluyor şimdi.


***

“BASKİ’NİN PROJESİ YOK” SÖYLEMİ DOĞRU DEĞİL

Buradan iki sonuç çıkartılabilir. Birincisi, son günlerde sıkça duyduğumuz gibi “geldik ve BASKİ’de hiç proje yoktu” söylemi doğru değil. Seçimle gelen siyasetçiler ne istedilerse BASKİ personeli de o kadar proje yaptı. Yok değil, çok proje var aslında. Bunlar mevcut cari ihtiyaca hemen yanıt verecek çerçevede olmayabilirdi elbette. Herkesin iş tutuşu da farklıdır ayrıca. Üstelik BASKİ’de bir devir teslim hali de yaşanamadı yerel seçimden sonra. Fakat bundaki hata da giden değil gelenlere ait.

Hiç olmazsa yeni Genel Müdür işbaşı yaptıktan sonra bile, eskisini bir hafta sonu davet edip ağırlayarak bu konuların tümüyle görüşülmesi sağlanabilirdi. Ayrıca bugünkü BASKİ yöneticilerinin çoğu da önceki dönemde de orada çalışan, kurumu da şehri de gayet iyi bilen kişilerdir. Bu kıymetli teknik elemanların itibarını savunmak da şimdiki yöneticilere düşer.

İkincisi ise, bütün bu yaşanan süreci öğrenmeden, bugün bazı kişilerin ve sivil toplum kuruluşlarının sanki yeni bir konuya bakar gibi soruna yaklaşarak yaptıkları çıkışların, reel durumla örtüşmemesidir. “Burası olmaz!” deniyor. Peki “seç beğen al, bizde yer çok” diyen birileri mi var iktidarda?


***

DÜN BAŞKA, BUGÜN BAŞKA KONUŞANLAR...

BASKİ veya BBB hangi parayla, nerede, hangi araziyi alıp da Zeytinli İBAAT’ni yapacak? 2018’de vardı aslında öyle bir yer, hatta fazlasıyla vardı. O zaman hem yazdık hem de söyledik. Partiler ve siyasetçiler gibi STK’lar da duymadılar bunu. Edremit Çayı’nın öte tarafındaki Hazine arazileri bu amaç için idealdi, mevcut kolektör hatlarını bile değiştirmek gerekmiyordu. Çevresine de imar izni verilmez, derenin her iki yakasındaki kamu arazilerine kocaman bir Doğal Yaşam Parkı yapılır, koku ve kirlilik yaşanmaz, modern bir tesise de sahip olunurdu.

Haydi siyasetçiler bu arazilere “rant” diye bakıyorlar ve yanaşmadılar, onu anladık da STK’lar acaba niye sağır kaldılar bu öneriye? Biz söyledik diye mi? Sonradan elbette o alan boş kalmadı, Tarım OSB oldu ama yıllarca da uzadı gitti tamamlanması. Orası için dava açan derneklerle, 2018’de o araziler için bizim yaptığımız öneriye kulak tıkayanlar aynı kişiler olunca, insan haliyle acı acı gülüyor. Üstelik Y. Yılmaz döneminde BBB’yle yapılan toplantılarda, “arıtma yerinde kalsın, oraya hiç dokunulmasın” diyen kişilerle bugün “orası sulak alan, tesis yapılamaz” diyenler de aynı kişiler!? Fakat bu sefer acı da olsa gülmek bile mümkün değil. Sadece üzülüyor insan.


***

KAĞIT ÜZERİNDE BİR DÜZELTME YAPILMASI İSTENİYORSA...

Ne yapalım şimdi, nasıl yer beğendirelim bu kişilere? Yeri değiştirmektense, bence kendileri kafayı değiştirsinler artık. Zaten hep geç kalıp gelirler Edremit’in işleriyle ilgilenmeye, bir görünüp bir kaybolurlar nedense? Fakat gelince de küçük dağları onlar yaratmış olurlar daima. Şimdi yine ilk kez duyuyormuş gibi, “burası sulak alan” diyorlar ama niye bu güne kadar bekledikleri belli değil. Bir dava mı açtılar “burayı boşaltın, tesisi sulak alandan çıkartın” mı dediler de biz duyamadık?

Ayrıca burası Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ‘nitelikli doğal koruma alanı’ ilan edildi savunuları da çok iğreti. O alan tespitlerinin, bir C. Başkanlığı Kararnamesi’nden sonra ne kadar aceleye getirildiği ve halen inşasına devam edilen Tarım İhtisas Alanı’yla ilgili bir tanımlama yapılmadığı ortada değil mi zaten? Üstelik Zeytinli’de tesisin yenilenmesi için aynı Bakanlık uygunluk onayı vermedi mi şimdi? Kağıt üzerinde bir düzeltme yapılması isteniyorsa, merak etmesinler bir gecede tek imzayla biter, ‘sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı’ yaparlar orayı da! Esas önemli olan kağıttaki kaydın düzeltmesi değil de, kamusal talebi sağlamak olmalı şimdi. Bırakmak lazım bu sözde engel olma hallerini. Vatandaş o bölgede “yapın da nereye yaparsanız yapın” noktasındayken, bazı STK’ların iddiaları ne kadar karşılık bulur ki?


***

MANŞET ÇIKAR AMA BİR İŞE YARAMAZ...

“Arıtılmış su ne olacak?” deniyor bir de. Yasal olarak % 10’u park bahçe sulama işlerinde kullanılacak, geri kalanı alıcı ortam denilen denize verilecek. Fakat bunun tamamen arıtılmış, berrak su olacağı teminatı bile yeterli olmuyor bazılarına. Peki çözümü BASKİ mi bulacak tek başına? Orada koca Tarım İhtisas Alanı var, “damlama suyla” üretim yapmak için MTA’ya yüzlerce metrelik sondaj yaptırıp devasa bir kuyu açtırdılar ama nedense Zeytinli İBAAT’nin arıtacağı suyu orada kullanmak kimsenin aklına mı gelmedi?

Bu tesisin arıtacağı su, Çıkrıkçı ovasını besler elbette, tabii betondan kurtulur da bir ova kalırsa orada. Bunu hatırlatmak varken, “denize boşaltamazsın” demek algı yaratmak değil mi sadece? Manşet olur bundan ama başka işe yaramaz. “Tesisten çıkan çamur ne olacak?” sorusuyla pek çok olasılık da sıralanıyor ayrıca.

Güzel de bugün orada çalışan bir tesis var zaten. Hiç akıllarına gelip de bunu araştırmadılar mı acaba? Mevcut tesise her sene yanaşan TIR’larla bu çamur nereye gidiyor, eski bir taşocağına mı, yoksa en yakın çimento fabrikasında yakılmaya mı? Bunu öğrenmeye zahmet etmeden, daha bugünden yeni yapılacak İBAAT’ne kefen biçmeye kalkışmak yanlıştır. Ayıp oluyor. Çözüm elbette var. Verili bazı örneklere bakıp da çamur biriktirmekten söz etmeye bile gerek yoktu o toplantıda. Çokbilmişlik ve kibirle bir yere varmak mümkün mü? Ne de olsa, Edremit bir büyükşehir değil, İzmir veya İstanbul’a bakarak çamur işini değerlendirmeye kalkmanın da hiç gereği yok. BASKİ’dekilere işlerini mi öğreteceğiz? Hata varsa düzeltilir ama geleceğe fal açmanın da anlamı yok.


***

BASKİ’Yİ DÖVMENİN GEREĞİ YOK!

Ayrıca İBAAT’nden çıkan arıtılmış sular, denizde müsilaj falan da yapmaz. Bir taraftan Marmara Denizi’ni müsilajdan kurtarmak için her tarafta İBAAT’leri inşa edilirken, bu söylenecek söz müydü? Lüzumsuz laflarla durumu abartmamak lazım. Tabii ki eleştiri olacak, halkı aydınlatma toplantısı da bunun için yapılıyor zaten, katkı isteniyor. Fakat olmayanı iddia etmenin, BASKİ’yi “dövmenin” de gereği yok.

BASKİ halkın ihtiyacını gidermek için iyi niyet ve gayretle çalışıyor. Önce onu görmek lazım. Kusurları yok mu? Elbette ki var, destek olmak lazım. Ancak talep edilen bazı düzeltmeleri tabii ki yaparlar ama kimsenin cebinde “daha uygun yer göstermek” gibi bir mucize de yok. Tek hedef gerçek bir İBAAT yapmak, koku ve kirlilik konularında vatandaşa çok dikkatli olunacağı yönünde taahhütte bulunmaktır şimdi. İşi daha da geciktirecek türlü çeşitli talepler yerine, işin bu tarafına odaklanılması gerektiğini düşünüyorum.


***

HASSAS DENGE VE ORTAK KONTROL ZORUNLULUĞU

İBAAT’nde bence daha önemli iki husus var şimdi. Birincisi mesela Zeytinli ve Güre için yapılan 2060 yılı nüfus projeksiyonları yanıltıcı olmuş. Zira Körfez’in o bölgesinde ifade edilen sayıda bir nüfus daha şimdiden var zaten. Bu insanlar sifonunu çekiyor, banyo ve mutfağında su kullanıyor. Yazın daha da artacak bu sayılar. Fakat BASKİ Zeytinli’de yeni tesis bitince, eskisini de İBAAT haline getirerek toplam kapasiteyi 600 bine çıkartacağını söylüyor. Bu önemli.

Ayrıca Güre İBAAT de devreye girince bölge kapasitesi daha yeterli hale gelecektir. Zira artık Güre’den Zeytinli İBAAT veya Altınoluk AAT’ne vidanjörler atıksu taşımayacaklar. Fakat burada en kritik nokta, bu tesisler bitene kadar inşaat izinlerinin de coşmamasıdır. Edremit Belediyesi ile BBB bu hassas dengeyi bir ortak kontrol mekanizması geliştirerek korumak zorundalar. Bundan sonraki yaklaşımları da “ne kadar altyapı kapasitesi, o kadar yeni inşaat” şeklinde olmak zorunda. Tabii bunun da bir sınırı var ki, o da zeytin tarımını korumaktır elbette.

İkincisi ise İBAAT yatırımlarının hızla C. başkanlığı Yatırım Programı’na kabul edilmelerinin sağlanmasıdır. Mevcut sistem gereği bu olmak zorunda ve BASKİ ile BBB’ni de bu konuda desteklemek herkesin görevidir.


***

ZEYTİNLİ SÜRECİ SIKINTILI, GÜRE İBAAT KOLAY İLERLEYECEK...

Gördüğüm kadarıyla Zeytinli İBAAT işleri biraz sıkıntılı ilerleyecek. Ülkü Yolu için 3 metre dolgu yapıldığını görmeyip de hala “orası sulak alan” diyenler, yarın orasıyla birlikte yanındaki diğer Hazine arazilerinin de satılmaya kalkışıldığını görmek zorunda kalmazlar umarım.

Bugünkü bazı tereddütleri aşmak için, Körfez’deki kirlilikten kurtuluşun zorunlu olarak tam bu noktadan başlaması gerektiğini unutmamalıyız. Yoksa Edremit ve Burhaniye sahilleri önemli derecede kirlilikle boğuşmaya, koku çekmeye devam edecekler. Ana çerçeve iyi tespit edilmeli.

Güre İBAAT ise biraz daha kolay ilerleyecek gibi görülüyor. Oradaki PKT da bazı tartışmalara şahit oldu elbette. Yer seçimi ve deprem gerçeği gündeme geldi en çok. Fakat Güre’de de, yer konusunda çoktan seçim yapma şansı yok BASKİ’nin. Zaten şimdiki alanın hazırlanması, kamulaştırmalar ve davaların uzlaşmayla çözümü, önceki BBB yönetimi tarafından halledildi. Başka da bu büyüklükte uygun bir arazi yok çevrede, her taraf zeytinlik ve çok pahalı. Ne ağaç katliamıyla, ne de o kadar büyük arazi ödemeleriyle uğraşacak hali yok kimsenin. Çanakkale yolu üzerindeki eski devasa hafriyat çukurunu ise Karayolları vermeye yanaşmadı. Oysa en uygun konum orasıydı.


***

BİNLERCE YILDIR BURADA FAY HATTI VAR ZATEN!

Fay hattı konusuna gelince, bu bilinen bir gerçek. Binlerce yıldır burada bir fay hattı var, yüzeye yakın, yeraltı sularını etkiliyor ve “termal su” böylece ortaya çıkıyor. Zaten PKT bile Belediye’ye ait böyle bir termal tesiste yapıldı. Elbette BASKİ, imalatını bu gerçeği de dikkate alarak, gereken her türlü inşaat tekniğine uyarak yapacaktır. Başka yolu var mı? Atıksuyun alt kottan yukarı intikal ettirilmesi ise elbette aradaki terfi istasyonları ve tabii ki enerji gideri gerektirecek. Bunu azaltmak için de güneş enerjisinden azami olarak yararlanılmalı. Arıtılan temiz su ise zeytin tarımında kullanılacak ve artanı da Güre Çayı vasıtasıyla denize gidecek. O bölgede kanalizasyon sisteminin de tamamlanması ile fosseptik ve vidanjör dönemine son verilecek. Fakat yine en kritik nokta, İBAAT ve kanalizasyon imalatı sürerken, konut inşaatları için verilen izinlerinin de coşması olacaktır. Güre’de de alt ve üst yapı dengesi gözetilmeli, zeytin için anlamlı bir sınır da konulmalıdır.


***

KURUMLAR VE STK’LAR EL ELE VERMELİ...

Bugün gelinen noktada, İBAAT için yapılan ÇED ve PKT süreçlerine ulaşılması önemlidir. Bunu kurumlar ile sivil toplum el ele vererek daha da ileriye taşımalıdır. Önerilerde bulunmak kadar, C. Yatırım Programına kabul ve yapılacak işlerin finansmanı konularında, sivil toplum desteği zorunludur. Herkesin kendi ‘doğrusuna’ hayranlık duymasıyla bu yolu yürüyemeyiz. Ortaklaşmak şarttır ve elbette çok daha verimlidir.

Muhabir: KUBİLAY S. ÖZTÜRK