KURBAN Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla birlikte Edremit Körfezi’nde turizm hareketliliği şimdiden zirve yaptı. Bölgedeki oteller, restoranlar, kafeler ve eğlence işletmeleri yoğun sezona hazırlanırken, turizm temsilcileri ekonomik canlılığın bölgeye büyük katkı sağlayacağını savunuyor.

Edremit Ticaret Odası Başkanı’nın yaptığı açıklamalarda da Körfez’in bayram sürecinde yaklaşık 1 milyon ziyaretçiyi ağırlamasının beklendiği, konaklama tesislerinde doluluk oranlarının yüzde 90 seviyelerine ulaştığı ifade edildi.

Ekonomik açıdan bakıldığında tablo elbette dikkat çekici. Uzun süredir ekonomik daralma yaşayan turizm ve hizmet sektörünün hareketlenmesi bölgedeki işletmeler için önemli bir gelir kapısı anlamına geliyor. Tabi sadece kasaya girecek paraya odaklanmak lazım; Edremit Körfezi’nin yıllardır büyüyen çevre krizini görmezden geliyorlar.


TAM da bu noktada Edremit Çevre Derneği Başkanı ve Politika Gazetesi yazarı Kubilay Saygın Öztürk’ün ETO Başkanı’nın açıklamalarına tepki olarak sosyal medyadaki paylaşımı, önceliğin ne olması gerektiğini ortaya koyuyor!

Derneğin sosyal medya hesaplarından paylaşılan açıklamada, turizm gelirine odaklanan çevrelerin Körfez’in gerçek sorunlarını görmek istemediği vurgulandı. Öztürk, uzatılan tatilin turizm sektörü tarafından büyük bir sevinçle karşılandığını belirtirken, “9 günün sonunda Körfez’de geriye ne kalacak?” sorusunu yöneltti.

Aslında bu soru yıllardır Edremit Körfezi’nde yaşayanların da cevabını bildiği bir soru.

Çünkü her yaz aynı tablo ortaya çıkıyor. Nüfus birkaç kat artıyor, altyapı sistemi bu yükü taşıyamıyor, arıtma tesis kapasitesi kış nüfusunu karşılamaya bile yetmiyor, sahillerde kanalizasyon kokuları hissedilmeye başlanıyor ve kirli derelerden denize ulaşan kirlilik yeniden gündemin merkezine oturuyor. Özellikle yazlık bölgelerde yıllardır çözülemeyen kanalizasyon eksiklikleri vatandaşların en büyük şikâyetlerinden biri olmaya devam ediyor.


YETKİLİLER çoğu zaman yapılan ölçümlerde deniz suyunun temiz çıktığını açıklıyor. Fakat Körfez kıyılarında yaşayan vatandaşların anlattıkları ile resmi açıklamalar arasında ciddi bir uçurum bulunuyor. İnsanlar sahillerde ağır koku hissettiklerini söylüyor. Denize ulaşan derelerin renginden ve görüntüsünden şikâyet ediyor. Derin deşarj sistemiyle bırakılan atıkların çevre etkisinin yeterince tartışılmadığını düşünüyor. Özellikle yaz aylarında artan nüfusla birlikte mevcut altyapının alarm verdiği artık gizlenemeyen bir gerçek haline geliyor.

Edremit Körfezi’nin temel sorunu da tam olarak burada başlıyor. Bölge büyüyor, nüfus katlanıyor, turizm kapasitesi artıyor, altyapı aynı hızda gelişmiyor. Yeni turizm tesisleri yapılıyor, yazlık bölgeler genişliyor, arıtma yatırımları ve kanalizasyon sistemleri aynı ölçüde güçlendirilmiyor.

Ortaya çıkan tabloyu anlamak için karmaşık hesaplara da gerek yok.

Bayram boyunca 1 milyon kişinin bölgede bulunduğunu düşündüğünüzde, yalnızca günlük temel ihtiyaçların bile altyapı üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğu ortaya çıkıyor. Su tüketimi artıyor, kanalizasyon yükü büyüyor, arıtma sistemleri zorlanıyor. Bunun sonucunda da Körfez’in yıllardır değişmeyen yaz manzarası yeniden ortaya çıkıyor: ağır koku, kirli dere yatakları, sahillerde tepki gösteren vatandaşlar ve çevre konusunda birbirini suçlayan kurumlar…


EDREMİT Çevre Derneği’nin tepkisinin bu kadar dikkat çekmesinin nedeni de tam olarak bu. Çünkü yapılan açıklama salt çevre eleştirisi değil, aynı zamanda yıllardır ertelenen büyük bir sorunun yeniden hatırlatılması niteliği taşıyor.

Turizm elbette bölge ekonomisi için büyük önem taşıyor. Körfez’de binlerce insan geçimini bu sektörden sağlıyor. Esnafı, tüccarı, işletmecisi, otel çalışanı, restoran işletmecisi, küçük üretici ve hizmet sektörü çalışanları yaz sezonundan elde edilen gelirle ayakta kalıyor. Fakat sürdürülebilir olmayan bir turizm anlayışının uzun vadede bölgeye zarar vereceği de artık çok daha net görülüyor.

İnsanlar tatil için yalnızca otel odası satın almıyor.

Temiz deniz, sağlıklı çevre, kaliteli yaşam alanı ve güvenilir altyapı satın alıyor. Eğer bir tatil bölgesi sürekli kanalizasyon kokusuyla, kirli deniz ve derelerle, altyapı sorunlarıyla anılmaya başlanırsa, bunun ekonomik sonucu da kaçınılmaz oluyor.

Bugün doluluk oranlarıyla övünen bölge yöneticileri ve turizm temsilcileri, birkaç yıl sonra aynı ilgiyi bulamayabilir. Doğasını kaybeden bir Körfez’in turizm gücünü koruması kolay değil.


BU nedenle artık günü kurtaran süsleme vitrin projeleri yerine gerçek altyapı yatırımlarının konuşulması gerekiyor. Yeni arıtma tesisleri, mevcut tesislerin kapasite artırımları, dere temizliği, sanayi atıklarının sıkı denetimi ve yazlık bölgelerde yıllardır tamamlanamayan kanalizasyon sistemleri, Körfez’in temel gündemi olmak zorunda.

Aksi halde Edremit Körfezi her yaz aynı tartışmaları yaşamaya devam edecek.

Bir tarafta “rekor turist” açıklamaları yapılacak, diğer tarafta sahiller ağır kokular, altyapı krizleriyle ve çevre kirliliğiyle mücadele edecek.

Bugün turizm gelirine sevinenler, yarın doğasını kaybetmiş bir Körfez’in ekonomik çöküşünü konuşmak zorunda kalacak.

Muhabir: TARIK SÜRMELİOĞLU