RAMAZAN DEMİR / Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Balıkesirspor, kuruluşundan bu yana birkaç istisnai dönem dışında hep kötü yönetildi.
Hiçbir zaman geleceğin temelleri atılmadı. Hep günü kurtarmanın hesabı yapıldı.
“Bugünü nasıl geçiririz?” denildi,
“Yarını nasıl kurarız?” hiç sorulmadı.
Futbol profesyonelleştikçe, işin içine para girdikçe forma aşkı da buharlaştı.
Futbolcusu, teknik adamı, yöneticisi…
Herkesin aklında tek bir soru vardı:
“Balıkesirspor’dan ben nasıl nemalanırım?”
Forma aşkı yalnızca tribünde kalan taraftarda kaldı.

Asıl çöküşün ne zaman başladığını biliyor musunuz?
Balıkesirspor tarihinde bir dönem vardı ki, kırmızı-beyazlı formayla sahaya çıkan ilk 11’de en az 5-6 Balıkesirli çocuk mutlaka yer alırdı.
O gençler sadece futbol oynamaz, o formayı yaşardı.
Fuatlar, Veliler, Necdetler, Coşkunlar, Refikler, Canlar, Eşrefler, İsmailler, Şerefler, Tayfunlar, Enginler, Aliler, Abdullahlar, Sabriler, Bekirler, İlhanlar, Mesutlar, Nevzatlar, Egemenler, Umutlar, Okanlar ve daha niceleri…
Teki dahi parayı öncelik görmedi.
★
Ne oldu sonra?
Transfer piyasasında paralar büyüdü, menajerler çoğaldı, kirli ilişkiler derinleşti.
Balıkesirli çocuklara sırt çevrildi.
2 liralık futbolcuya 2 milyonluk imza attırıldı.
3 liralık Portekizliye 35 milyon lira ödendi.
Tırnakla kazınarak bulunan paralar, har vurulup harman savruldu.
Menajerlik adı altında bahis çetelerinin kucağına oturuldu.
Elbette tüm bunların sorumlusu sadece gelen giden başkan ve yönetimler değil.
Asıl sorumlular, meydanı boş bırakan, şehrin emanet edildiği zat-ı muhteremlerdir.
Mevzubahis Balıkesirspor olunca, adeta köpeksiz köyde değneksiz dolaşıldı!

Bu sözün içi ne yazık ki boş değil.
Somut bir örnek vermek gerekirse; Yücel Yılmaz’ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde, Balıkesirspor’un 25-30 milyon liraya çözülebilecek bir sorunu,
“Bana ne Balıkesirspor’dan” anlayışıyla görmezden gelindi.
Sonuç ne oldu?
Zamanında müdahale edilmeyince aynı mesele 250-300 milyon liralık bir yükle çözülmeye çalışıldı.
Ama iş işten geçmişti.
Hem kulüp 1. Lig’den 3. Lig’e düştü,
hem de 45-50 milyon liralık gelir, 3-5 milyon liraya indi.
Neresinden bakarsanız bakın, bu tablo tam bir ahmaklıktı!

Geçmişten bugüne bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün.
Hatta daha yakın bir örnek:
Geçen sezonun ilk haftalarında kulüp hâlâ yarışın içindeyken, futbolcuların peşinatları zamanında ödenseydi, giden teknik adamın yerine ne olduğu belirsiz bir isim getirilmeseydi, bugün büyük ihtimalle 2. Lig’deydik.
Ama biz ne yaptık?
Play-off oynamayı marifet saydık,
kendi beceriksizliğimizin üzerini başarı hikâyesiyle örtmeye çalıştık.
★
40 yıl sonra gelen Süper Lig coşkusunu bile bu şehir doyasıya yaşayamadı.
Çünkü temeli olmayan her başarı geçicidir.
Sonuç ortada:
Paraşütsüz şekilde Süper Lig’den, 1. Lig’den, 3. Lig’e düştük.
★
Yerel yönetimlerin görevi; kulüp her krize girdiğinde sağdan soldan para bulup pansuman tedavisi yapmak değildir.
Asıl görev; kalıcı gelir kaynakları oluşturmak, Balıkesirspor’u sağlam temeller üzerine oturtmaktır.
Aksi halde bugün yaşananlar yarın daha acı şekilde tekrar eder.
Belki de bir gün ortada Balıkesirspor diye bir şey kalmaz.
Acı ama gerçek budur.
★
Balıkesirspor’un kısa vadede tek kurtuluşu vardır:
Öz kaynaklarına dönmek.
Kendi çocuklarından oluşan bir teknik kadro,
kendi evlatlarından oluşan bir futbolcu yapısı…
Bu şehirde yaklaşık 10 bin lisanslı futbolcu var.
Eğer siz bu şehirden 10-15 tane adam çıkarıp kırmızı-beyazlı formayı giydiremiyorsanız,
ya utanmanız gerekir
ya da “spordan anlıyorum” diye ortalıkta dolaşmamanız.
★
Bugün ne oldu?
Teknik direktör gitti, bazı futbolcular şehri terk etti.
Oysa “Formayı çok seviyoruz, şampiyonluk yaşatmak istiyoruz” diyorlardı.
Umurlarında bile olmadı.
Yarın alacakları için hesaplara el koydururlar.
Faiziyle birlikte ödemek için kıvranır yönetim, belediye başkanının kapısında nöbet tutar, el pençe durup ağzının içine bakar!
Ama Balıkesirli çocuklar bunu istese de yapmaz.
Çünkü onlar bu şehri, bu formayı ticaret değil, emanet bilir.
★
Mevlânâ ne diyor:
“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.”
O hâlde geçmiş hatalardan ders çıkarıp,
yarına bakmanın zamanı çoktan gelmiştir.
★
Balıkesirspor Genel Kurulu’nda,
“Benim olduğum yerde şampiyonluk vardır” diyen Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a nacizane önerimiz şudur:
Şampiyonluk söylemlerinden önce, bugün tek çakılı çivisi bile bulunmayan Balıkesirspor Kulübü’nü, kendi ayakları üzerinde durabilecek sağlam bir yapıya kavuşturmak gerekmektedir.
Bu noktada şirketleşme, mutlaka ve mutlaka hayata geçirilmelidir.
Aksi hâlde kulüp; günü kurtaran, siyasi iradeye bağımlı ve sürdürülemez yönetim anlayışlarının esiri olmaya devam edecektir.
Ayrıca görev yapan yönetimler, kendi dönemlerindeki borçlardan mutlaka sorumlu tutulmalıdır.
Aksi takdirde belediye kontrolündeki yönetim modelleriyle bu işlerin yürümediği; yapılan pansuman tedavilerin yarayı iyileştirmediği, aksine sorunu kangrene dönüştürdüğü artık bilinen bir gerçektir.
Selâmetle…





