Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ticaret Temsilciliği (USTR) tarafından yürütülen küresel soruşturma kapsamında, Türkiye’den ABD’ye ihraç edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 oranında ilave gümrük vergisi getirildi.
Türk ihracatçılarının hali hazırda ödediği kilogram başına 3-5 sentlik taban gümrük vergisine ek olarak gelen bu karar, tarım ve ihracat sektöründe geniş yankı uyandırdı.
Konuya ilişkin detaylı değerlendirmelerde bulunan Edremit Ticaret Odası (ETO) Başkanı Ahmet Çetin, hem ABD’nin ek vergi kararını hem de Avrupa Birliği’nin (AB) Türk zeytinyağına uyguladığı korumacı gümrük politikalarını masaya yatırarak sektörel çözüm önerilerini ve üretime destek çağrısını sıraladı.
"AB Gümrük Duvarı Örüyor, ABD Pazarı Sıkıntıya Girdi"
ABD’nin aldığı ek vergi kararının üreticiyi ve tüccarı doğrudan olumsuz etkileyeceğini vurgulayan ETO Başkanı Ahmet Çetin, küresel pazardaki sıkışıklığı şu sözlerle özetledi:

"AB’nin Türk tarım üreticisine karşı zaten yıllardır süregelen bir gümrük duvarı var. AB kendi üreticisini koruyor ve bizim önümüzü açma konusunda istekli davranmıyor. Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında alternatif ana pazarları ABD ve Uzak Doğu’ydu. Uzak Doğu kültüründe zeytinyağı tüketimi sınırlı olduğu için ihracatçımızı ayakta tutan ana pazar ABD’ydi. ABD’nin bu kararı ihracatçımızı, tüccarımızı ve üreticimizi ciddi bir sıkıntıya sokacaktır."
"İhracat Yasakları İtibar Kaybettiriyor, Taklit Ve Tağşişi Artırıyor"
Geçmiş dönemlerde enflasyonla mücadele amacıyla uygulanan ihracat kısıtlamalarının iç ve dış pazarda yarattığı tahribata değinen Çetin, fiyatları düşürme odaklı hamlelerin üreticiyi zarara sürüklediğini ifade etti.
İhracat yasaklarının olumsuz sonuçlarını sıralayan Çetin, şu uyarılarda bulundu:

- Pazar Ve İtibar Kaybı: İhracat kısıtlamaları nedeniyle Avrupalı ve Amerikalı alıcılar Türkiye’yi güvenilmez veya en son başvurulacak tedarikçi olarak görmeye başlıyor.
- Kalite Ve Sağlık Sorunları: Ürünü dalda kalan veya maliyetini karşılayamayan üreticinin ardından piyasada internet üzerinden ucuz adı altında farklı yağların karıştırıldığı tağşişli ürünler çoğalıyor. Bu durum hem halk sağlığını riske atıyor hem de sektörün kalitesini düşürüyor.
- Maliyet Baskısı: Uluslararası piyasalarda zeytinyağının litresi ortalama 3,5 euro seviyelerindeyken, düşük kur ve yüksek girdi maliyetleri nedeniyle iç piyasadaki üretim maliyetleri karşılanamaz hale geliyor.
"Tunus'a Tanınan Vergisiz Kota Ayrıcalığı Türkiye'ye de Uygulanmalı"
Avrupa Birliği ile tarım ürünleri kotaları üzerine devlet nezdinde diplomasi yürütülmesi gerektiğini belirten ETO Başkanı, Tunus örneğine dikkat çekti. Tunus'un AB ve ABD pazarlarına yılda 60 bin tona kadar vergisiz ve gümrüksüz zeytinyağı satabildiğini hatırlatan Çetin:
"Bu durum karşılıklı diplomatik görüşmelerle çözülecek bir konudur. Devletimizin atacağı her adımda Edremit Ticaret Odası olarak tüm bilgi birikimimizle yanındayız. Tunus’a uygulanan bu ayrıcalığın Türkiye için de hayata geçirilmesi şarttır." ifadelerini kullandı.

"AB Hem Coğrafi İşaret Veriyor Hem Kota Uyguluyor"
Türkiye'nin sofralık zeytinde dünya birincisi, zeytinyağı üretiminde ise İspanya'nın ardından dünya ikincisi konumuna yükseldiğini belirten Çetin, üretimdeki başarının pazarlamaya yansıtılamadığını vurguladı.
Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'da kurulan yeni zeytinliklerle Edremit, Milas, Aydın ve Mut zeytinyağlarının AB'den coğrafi işaret tescili aldığını hatırlatan Çetin; "AB bizim yağlarımızın kalitesini tescilliyor ancak iş satmaya gelince kota ve ekstra vergi engeli çıkarıyor. Bu çelişkinin önüne geçmeliyiz." dedi.
Çözüm Önerisi: "İç Tüketim Artırılmalı Ve Ürüne Prim Desteği Verilmeli"
Yurt dışındaki gümrük engellerine ve ihracat kısıtlamalarına karşı iç piyasada tüketimi artırmanın stratejik bir zorunluluk olduğunu belirten Ahmet Çetin, somut çözüm yollarını şöyle sıraladı:
1. İç Tüketim Seferberliği Ve Festival
Türkiye'de kişi başı yıllık zeytinyağı tüketiminin 1,5 litre seviyelerinde kaldığını (Yunanistan'da 10 litre), her yıl yaklaşık 150 bin ton ürün fazlası oluştuğunu belirten Çetin; Anadolu genelinde zeytinyağı kültürünün yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda Edremit Ticaret Odası ve Borsası olarak 9-10-11 Ekim 2026 tarihlerinde üçüncüsünü düzenleyecekleri Edremit Zeytinyağı Tadım Festivali ve Fuarı ile gastronomi ve turizmi bir araya getireceklerini müjdeledi.
2. Boş Tarlaya Değil, Üretilen Ürüne Prim Desteği
Arazi büyüklüğüne göre verilen alan bazlı destekleme modelinin değiştirilmesini talep eden ETO Başkanı Çetin:
"Dönüm başına verilen mazot ve gübre desteği tarlanın işlenip işlenmediğini garanti etmiyor. Destek doğrudan üretilen ürüne verilmelidir. Üretici 1 litre yağ ürettiğinde faturasını devlete ibraz etmeli ve litre başına prim almalıdır. Düşük asitli ve kaliteli üretime yüksek prim verilirse hem kayıt dışılık biter hem de tüketici kaliteli ve uygun fiyatlı zeytinyağına ulaşır." çağrısında bulundu.





