Zeytinli’de planlanan İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi için düzenlenen ÇED bilgilendirme toplantısı, yoğun katılımın yanı sıra sert eleştirilerle geçti. Yer seçimi, deniz deşarjı, çamur bertarafı ve denetim süreçlerine ilişkin sorulara net yanıtlar verilememesi, toplantının en dikkat çekici başlığı oldu.
Salon Yetersiz, Sunum Tartışmalı
Balıkesir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) tarafından düzenlenen Zeytinli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi ÇED bilgilendirme toplantısı, kamuoyunun yoğun ilgisi ve eleştirileri eşliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya ADÇEP gönüllülerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 150–200 kişi katıldı. Ancak salonun fiziki yetersizliği nedeniyle katılımcılar sağlıklı bir tartışma ortamı oluşmadığını dile getirdi. Teknik sunumun yetersiz ve amatör bulunduğu yönündeki eleştiriler de toplantının daha ilk anlarından itibaren gündeme geldi.
“Olmuş Bitmiş” Proje Tepkisi
Toplantıya ADÇEP adına Tülay Büyük, Levent Köksal, Yaşar Ali Azap, Orhan Sönmez, Nail Delice ve Yavuz Selçuk katılım sağladı. Katılımcılar, toplantının bir bilgilendirme sürecinden çok, hazırlandığı anlaşılan bir projenin kamuoyuna “olmuş bitmiş” şeklinde sunulması izlenimi verdiğini ifade etti.
Dev Arıtma Merkezi Planı Masada
Yetkililerin aktardığı bilgilere göre proje, mevcut arıtma tesisinin çalışmaya devam etmesiyle başlayacak. Yanına yaklaşık üç yıl sürecek bir inşaatla 90 bin metreküp/gün kapasiteli yeni bir tesis yapılacak. Ardından mevcut tesis yıkılarak yerine yine aynı kapasitede ikinci bir tesis inşa edilecek. Uzun vadede kapasitenin 180 bin metreküp/gün seviyesine çıkarılması planlanıyor. Bu haliyle alanın, Edremit Körfezi’nin en büyük arıtma merkezi haline gelmesi hedefleniyor.
Yer Seçimi En Sert Tartışma Konusu
Toplantının en hararetli tartışması yer seçimi konusunda yaşandı. Katılımcılar, tesis alanının sulak alan ekosistemi içerisinde yer aldığını, kuş türleri ve yılan balığının üreme alanları açısından ciddi riskler barındırdığını dile getirdi. Ramsar ve Barselona Sözleşmeleri’nin ÇED raporunda yeterince dikkate alınmadığı yönündeki eleştiriler de sıkça dile getirildi. Yetkililerin “Alan bakanlık tarafından tahsis edildi, ÇED raporu mevcut” şeklindeki yanıtı ise salondaki birçok kişi tarafından ikna edici bulunmadı.
Arıtılan Suyun Yüzde 90’ı Denize
Arıtılan suyun akıbeti de toplantının en çok sorgulanan başlıklarından biri oldu. Proje kapsamında günlük ortalama 60 bin, azami 90 bin metreküp atıksu arıtılacağı, bunun yalnızca yüzde 10’unun geri kazanılacağı, kalan kısmının ise üç kilometre açıkta derin deniz deşarjı ile denize verileceği ifade edildi. Geri kazanım oranının neden bu kadar düşük tutulduğu sorusuna, mevzuatın asgari yüzde 10’u zorunlu kıldığı ve istenirse bu oranın artırılabileceği yanıtı verildi. Ancak “Bu suyu nereye vereceğiz?” sorusu, katılımcıların tepkisini çekti. İleri biyolojik arıtma yapılmasına rağmen suyun büyük bölümünün denize bırakılmasının çelişkili olduğu vurgulandı.
Çamur, Koku ve İşletme Belirsizliği
Koku, çamur yönetimi ve işletme modeli konuları ise belirsizlikleriyle öne çıktı. Çamur kurutma sisteminin kapalı olup olmayacağı, günlük çamur miktarı, çamurun nereye ve nasıl taşınacağı, lisanslı bertaraf tesislerinin yeterliliği, tesisin BASKİ tarafından mı yoksa taşeron eliyle mi işletileceği ve denetimlerin nasıl yapılacağı soruları yöneltildi. Yetkililerin verdiği yanıtlar, “projeyi geliştireceğiz, talepleri aldık” düzeyinde kaldı. Çamurun kurutulmadan başka bir bölgede bertaraf edileceği bilgisi ise katılımcıları tatmin etmedi.
Deniz Deşarjı ve Müsilaj Uyarısı
Deniz deşarjı konusunda yapılan uyarılar dikkat çekti. Katılımcılar, özellikle lodos koşullarında üç kilometre açığa bırakılan suyun kısa sürede kıyıya geri döndüğünü belirterek, seyrelterek kirliliği çözme yaklaşımının ilerleyen yıllarda müsilaj riskini artırabileceğine dikkat çekti.
Nüfus Projeksiyonu Gerçekçi mi?
Projenin 2060 yılı için öngördüğü 301 bin kişilik nüfus projeksiyonu da tartışma yarattı. Katılımcılar, mevcut fiili nüfusun yaz aylarında zaten bu seviyelere ulaştığını, yazlıkçılar, oteller ve sitelerin gerçekçi biçimde hesaba katılmadığını savundu. Yetkililer ise tüm nüfus hareketlerinin hesaplamalara dahil edildiğini belirtti.
Finansman Dünya Bankası Destekli
Finansman konusunda projenin Dünya Bankası, ilgili bakanlıklar, Cumhurbaşkanlığı ve belediye kaynaklarıyla destekleneceği ifade edildi.
“Dilekçeyi Valiliğe Verin” Vurgusu
Toplantının en kritik anlarından biri, katılımcıların dilekçelerinin salonda alınmaması oldu. Yetkililer, itiraz ve önerilerin Balıkesir Valiliği’ne dilekçe ile verilmesi gerektiğini, sürecin ancak bu şekilde resmi kayda gireceğini belirtti. Bu ifade, toplantının en net ve belirleyici cümlesi olarak kayda geçti.
ADÇEP: Süreç Körfezin Geleceğiyle İlgili
ADÇEP, toplantı sonrası yaptığı değerlendirmede yer seçiminin ciddi biçimde tartışmalı olduğunu, arıtılan suyun yüzde 90’ının denize verileceğini, çamur, koku, işletme ve denetim süreçlerinin belirsizliğini koruduğunu vurguladı. Fizibilite sorularına net yanıtlar alınamadığını belirten ADÇEP, projenin henüz tamamlanmadığını ve yazım sürecinin sürdüğünü ifade etti. Yapılacak dilekçelerin projenin kaderini belirleyeceği vurgulandı.
“Bu Bir Altyapı Değil, Gelecek Meselesi”
ADÇEP açıklamasında, sürecin artık yalnızca teknik bir altyapı meselesi olmadığına dikkat çekilerek, bunun Edremit Körfezi’nin geleceğine dair hayati bir karar olduğu belirtildi. Altınoluk ve Edremit Körfezi Temiz Deniz Platformu’nun da benzer kaygıları paylaştığı ifade edilirken, kamuoyunun süreci yakından takip etmesinin önemi vurgulandı.





