2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla açıklama yapan Edremit Çevre Derneği, Türkiye’de ve özellikle Edremit Körfezi’ndeki sulak alan kayıplarına dikkat çekerek, Dalyan bölgesindeki yapılaşma baskısına karşı sert uyarılarda bulundu. Dernek, sulak alanların bilimsel esaslara göre korunması gerekirken, rant odaklı uygulamalarla yok edilme sürecine sokulduğunu belirtti.
“Dünyadaki suyun sadece %3’ü tatlı su”
Dernek açıklamasında, dünya üzerindeki su kaynaklarının yalnızca yüzde 3’ünün tatlı su olduğuna dikkat çekilerek, bu kaynakların yalnızca göl ve nehirlerden ibaret olmadığı vurgulandı. Bataklıklar, taşkın düzlükleri, turbalıklar, tuzlalar ve deniz çayırlarının da sulak alan kapsamına girdiği ifade edildi.
Sulak alanların korunması için 2 Şubat 1971’de imzaya açılan Ramsar Sözleşmesi’ne bugüne kadar 172 ülkenin katıldığı, Türkiye’nin ise 1994’te taraf olduğu hatırlatıldı. Her yıl 2 Şubat’ta Dünya Sulak Alanlar Günü’nün bu bilinçle kutlandığı belirtildi.
“Türkiye’de kutlamalara keder ekleniyor”
Açıklamada, Türkiye’de sulak alanların korunması bir yana yoğun bir yıkım yaşandığı savunularak, uzmanların son 50 yılda kaybedilen sulak alan miktarını “neredeyse iki Marmara Denizi büyüklüğünde” olarak ifade ettiğine dikkat çekildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 14 Ramsar Alanı, 59 Ulusal Önemi Haiz Sulak Alan ve 58 Mahalli Önemi Haiz Sulak Alan olmak üzere toplam 131 sulak alan ve 1.186.466 hektar bulunduğu hatırlatıldı. Ancak bu alanların bir kısmının kuruduğu ya da kuruma tehdidi altında olduğu vurgulandı.
Tarım faaliyetleri, yapılaşma, turizm, avcılık ve bilimsel olmayan su yönetimlerinin yanı sıra iklim değişikliğinin de sulak alanları tehdit ettiği kaydedildi.
Dalyan Bölgesi: “Kazdağları ekosisteminin denizle buluştuğu yer”
Açıklamada, Edremit Körfezi sonunda yer alan ve “Dalyan” olarak anılan geniş sulak alanın geçmişte çok daha büyük bir ekosistem olduğu, bugün ise büyük ölçüde yok olduğu ifade edildi. Bölgenin, Edremit Çayı ve diğer derelerin denize ulaştığı, Kazdağları ekosisteminin denizle buluştuğu hayati bir doğal alan olduğu belirtildi.
1960’lı yıllardan itibaren artan yazlık konut baskısıyla doğal dengenin bozulduğu, geriye kalan son bölümlerin ise hâlâ doğal miras özelliği taşıdığı kaydedildi.
Tescil tartışması: “1.500 dönüm nereye gitti?”
Dernek, 3 Kasım 2022’de 480 dönümlük alanın “Akçay Sazlıkları Mahalli Öneme Haiz Sulak Alan” ilan edildiğini hatırlattı. Ancak daha önce Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün SAYBİS sisteminde bu alanın 1.500 dönüm olarak gösterildiğini belirterek, aradaki büyük farkın açıklanması gerektiğini vurguladı.
Tescil edilen alanın yalnızca karayolu ile deniz arasında kalan bölge olduğu, oysa yolun diğer tarafında da sucul alan özelliklerinin devam ettiği ifade edildi.
OSB, konutlar ve dolgu iddiası
Açıklamada, yolun diğer yanında Edremit Tarıma Dayalı İhtisas OSB alanı, özel konutlar ve hukuki süreci devam eden bir site inşaatı bulunduğu belirtilerek, OSB alanına 1 milyon 250 bin ton kaya dolgu malzemesi serildiği öne sürüldü. Bölgenin kış aylarında büyük ölçüde su altında kaldığı, yeraltı su seviyesinin yüzeye çok yakın olduğu kaydedildi.
“Deprem, sıvılaşma ve altyapı riski görmezden geliniyor”
Bölgenin 1. derece deprem kuşağında olduğu, zeminin sıvılaşma riski taşıdığı ve kanalizasyon altyapısının yetersiz olduğu vurgulandı. İleri biyolojik arıtma tesisi bulunmadığına dikkat çekilerek, yeni yapılaşmaların yeraltı sularını ve denizi kirleteceği savunuldu.
“5.000 dönümlük Dalyan Doğal Yaşam Parkı yapılmalı”
Dernek, bölgede en az 5.000 dönümlük Dalyan Doğal Yaşam Parkı oluşturulması çağrısı yaptı. Kararların bilimsel incelemeler ve tüm tarafların katılımıyla alınması gerektiği belirtildi.
Yöneticilere çağrı
Açıklama, “Doğaya karşı suç işleyenlerden hesap soracağız” ifadesiyle son buldu. Dernek, yerel ve merkezi yöneticileri aklın ve bilimin yoluna girmeye çağırdı.





