Ankara merkezli Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni rapor, Türkiye’de doğurganlık hızındaki sert düşüşü çarpıcı verilerle ortaya koydu. “Türkiye’de Toplam Doğurganlık Düşüşünün Anatomisi: 2013–2024 Dönemi Üzerine Bir Ayrıştırma Analizi” başlıklı çalışmaya göre, toplam doğurganlık hızı 2013 yılında 2,11 seviyesindeyken 2024 itibarıyla 1,48’e geriledi.
Raporun yazarı Mehmet Emin Sezgin, doğurganlıktaki bu düşüşün detaylı bir ayrıştırma analiziyle incelendiğini belirtti. Buna göre toplamda yaşanan 0,626 puanlık gerilemenin yüzde 65,2’sinin doğrudan çocuk sayısı geçiş davranışlarından kaynaklandığı tespit edildi.
En kritik eşik: İkinci çocuk kararı
Araştırmada en dikkat çekici bulgu, doğurganlık hızındaki düşüşün büyük bölümünün ikinci çocuk kararındaki değişimden kaynaklanması oldu. Verilere göre toplam kaybın yüzde 56,6’sı, birinci çocuğa sahip ailelerin ikinci çocuktan vazgeçmesiyle bağlantılı.
2013–2024 döneminde 1’den 2’ye geçiş oranının 0,906’dan 0,725’e gerilediğine dikkat çekilen raporda, bu durumun Türkiye’de doğurganlık davranışında yeni bir döneme işaret ettiği ifade edildi. Çalışmada, özellikle 2010’ların sonrasında ikinci çocuk kararında belirgin bir “tıkanma” yaşandığı vurgulandı.
Evlilik oranlarındaki düşüş etkili ama sınırlı
Raporda, doğurganlık hızındaki gerilemede evlilik oranlarındaki düşüşün de rol oynadığı belirtildi. Ancak bu etkinin ikincil düzeyde kaldığı ifade edildi. Toplam düşüşün yüzde 34,8’inin evlilik davranışlarındaki değişimden kaynaklandığı kaydedildi.
Araştırmada, evlilik örüntüsündeki daralmanın önemli olmakla birlikte, çocuk sayısına ilişkin kararların etkisinin daha baskın olduğu değerlendirmesine yer verildi.
Ekonomik baskı ikinci çocuk kararını etkiliyor
Çalışmada doğurganlıktaki düşüşün arkasında güçlü bir ekonomik mekanizma olduğu vurgulandı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine dayanan analizde, özellikle düşük gelir grubunda konut ve gıda harcamalarının toplam payının yüzde 63,6’ya ulaştığı belirtildi.
Bu durumun, ailelerin ikinci çocuk kararını ertelemesine ya da tamamen vazgeçmesine neden olan temel faktörlerden biri olduğu ifade edildi.
Kadınlar üzerindeki bakım yükü dikkat çekiyor
Raporda çocuk bakımının büyük ölçüde hane içinde karşılandığına işaret edildi. 0–5 yaş arası çocuğu bulunan hanelerde bakımın yüzde 88 oranında anneler tarafından üstlenildiği belirtilirken, kurumsal bakım hizmetlerinin oldukça sınırlı olduğu kaydedildi.
Ayrıca, çocuk bakım yükümlülüklerinin kadınların iş gücünden çekilmesinde başlıca neden olduğu vurgulandı.
“Yanlış analiz, etkisiz politika üretir”
Raporda, doğurganlık düşüşünün doğru analiz edilmemesi halinde geliştirilecek politikaların etkisiz kalacağı uyarısı yapıldı. “Ayrıştırma olmadan politika tasarımı karanlıkta hedef arayan bir müdahaleye dönüşür” değerlendirmesine yer verilen çalışmada, özellikle ikinci çocuk kararını etkileyen ekonomik ve kurumsal faktörlere odaklanılması gerektiği belirtildi.
Uzmanlara göre, Türkiye’de doğurganlık eğilimlerindeki bu değişim yalnızca demografik değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal politikaların yeniden şekillendirilmesini gerektiren yapısal bir dönüşümün sinyallerini veriyor.





