BAHAR deyince çoğumuzun aklına güneş, çiçekler, mis gibi hava gelir. Ama bir de işin öbür tarafı var… Özellikle alerjisi olanlar için bahar, pek de romantik bir mevsim değil. Hatta bazıları için “hapşırık sezonu” resmen açılıyor.


Eskiden polen mevsimi belli bir dönemde başlar, kısa sürede biterdi. Şimdi öyle mi? Değil. Her yıl biraz daha erken başlıyor, biraz daha uzun sürüyor. Yani doğa uyanıyor ama bizim bağışıklık sistemi de alarm veriyor.


Havalar ısındı mı ağaçlar polen saçmaya başlıyor. Önce fındık ve kızılçam, sonra huş, dişbudak, meşe… Derken yaz geliyor, bu kez çayırlar ve otlar devreye giriyor. Yani aslında doğa hiç “dur” demiyor. Polen de durmuyor.


Vücut ne yapıyor? Bu polenleri zararlı gibi algılıyor. Hemen savunmaya geçiyor. Histamin salgılanıyor. Sonuç? Burnumuz akıyor, gözlerimiz kaşınıyor, bazen öyle bir hapşırıyoruz ki sanki grip olmuşuz gibi hissediyoruz.


İşin en kritik kısmı şu: Artık sadece polen varlığı değil, süresi de sorun. Çünkü maruz kalma süresi uzadıkça vücut daha hassas hale geliyor. Yani ne kadar uzun süre polenle iç içe olursak, o kadar fazla etkileniyoruz.


Bunun sebebi de aslında hepimizin bildiği ama belki yeterince önemsemediği bir konu: İklim değişikliği. Sıcaklıklar artıyor, karbondioksit yükseliyor. Bitkiler daha hızlı büyüyor, daha fazla polen üretiyor. Sonuç? Daha uzun ve daha yoğun bir polen sezonu.


Bir de şehir hayatını ekleyin bunun üstüne… Egzoz, hava kirliliği, stres… Hepsi birleşince alerjiler daha da ağır hissediliyor.

Şimdi “bahar gelmesin” diyemeyeceğimize göre, küçük önlemlerle bu süreci daha rahat atlatmak mümkün.


Mesela çok basit ama etkili birkaç alışkanlık:

  • Sabah erken saatlerde değil, polenin daha az olduğu saatlerde dışarı çıkmak
  • Eve gelince üst değiştirmek ve yüz yıkamak
  • Camları özellikle rüzgarlı günlerde uzun süre açık bırakmamak
  • Güneş gözlüğü kullanmak (gözleri ciddi anlamda koruyor)

Bunlar küçük detaylar gibi geliyor ama etkisi büyük. Bahar aslında doğanın en güzel zamanlarından biri. Ama herkes için aynı keyfi vermiyor, bu da bir gerçek. Yine de doğru alışkanlıklarla bu dönemi daha konforlu geçirmek mümkün.

Ve bu noktada küçük değişiklikler gerçekten büyük fark yaratabiliyor.

Muhabir: NAZİF İLBOZ