CHP’de 38. Olağan Kurultay’ı “mutlak butlan” gerekçesiyle geçersiz sayan yargı sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. CHP yönetimi temyiz başvurusundan feragat etti. Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu ise bu gelişmenin ardından yaptığı paylaşımda, yeni yapılacak kurultayın mevcut adıyla “38. Olağan Kurultay” olarak nitelendirilemeyeceğini, iptal edilen kurultayın yeniden yapılması gerektiğini savundu. Eminağaoğlu’nun paylaşımı, “Hangi tüzük uygulanacak, delegeler kim olacak, CHP hangi kurultayı yapacak?” sorularını yeniden gündeme taşıdı.
CHP'DE DOSYA YENİ BİR AŞAMADA
CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultay, Özgür Özel’in genel başkan seçilmesiyle sonuçlanmıştı. Daha sonra kurultayın iptali istemiyle açılan dava, CHP’de uzun süren “mutlak butlan” tartışmasının merkezine yerleşti.
21 Mayıs 2026’da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile ilgili davada “mutlak butlan” sonucunu doğuran bir karar verdi. Kararın ardından CHP yönetimi açısından yeni bir hukuki ve siyasi dönem başladı.
Özgür Özel yönetimi karara karşı hukuki mücadele yürütürken, süreç boyunca olağanüstü kurultay ve yeni kurultay tartışmaları da devam etti.
Son aşamada ise CHP yönetimi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 2026/32 Esas, 2026/658 Karar sayılı ilamına ilişkin daha önce yapılan temyiz başvurusundan feragat ettiğini açıkladı.
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, kararın alınmasında iki temel gerekçeye dikkat çekti: Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin CHP’den istifa ederek YENİ Parti’yi kurmuş olmaları ve CHP’nin olağan kurultay takviminin başlamış olması.
CHP yönetimine göre temyiz incelemesinin uzaması, yeni kurultay sürecini geciktirebilirdi.
İŞTE TAM BU NOKTADA EMİNAĞAOĞLU DEVREYE GİRDİ
Eski YARSAV Başkanı ve avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu, CHP’nin temyizden feragat etmesinin ardından yaptığı son değerlendirmede tartışmanın başka bir boyutuna dikkat çekti.
Eminağaoğlu’na göre 38. Olağan Kurultay’ın iptal kararı kesinleştiyse, bundan sonra CHP’nin yapacağı kurultayın yalnızca isim olarak “38. Olağan Kurultay” şeklinde yapılması yeterli değil.
Eminağaoğlu’nun paylaşımındaki temel yaklaşım şu:
İptal edilen 38. Olağan Kurultay yeniden yapılmalı.
Eminağaoğlu ayrıca 38. kurultaydan sonra gerçekleştirilen olağanüstü kurultayların ve daha sonraki 39. Olağan Kurultay’ın da hukuki durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bu yorumun merkezinde ise “38. Olağan Kurultay öncesindeki tüzük hükümlerinin yeniden geçerli hale gelmesi” iddiası bulunuyor.
Eminağaoğlu bununla da kalmıyor.
Yeni yapılacak kurultayda kimlerin delege olacağı konusunda da dikkat çekici bir ayrım yapıyor.
“SADECE İSTANBUL DELEGELERİ İPTAL EDİLMİŞSE…”
Eminağaoğlu’nun paylaşımının en dikkat çekici bölümlerinden biri delegelerle ilgili.
Hukukçu, iptal kararının bütün il kurultay delegelerini kapsamadığını, karar kapsamında özellikle İstanbul kurultay delegelerine ilişkin bir iptal bulunduğunu; diğer illerin kurultay delegeleri bakımından aynı yönde bir iptal kararı olmadığını savunuyor.
Bu nedenle de yeni kurultayın delege yapısının nasıl oluşturulacağı kritik hale geliyor.
Çünkü burada iki ayrı soru ortaya çıkıyor:
38. Olağan Kurultay’ın delegeleri mi esas alınacak?
Yoksa daha sonraki kurultaylarda değişen delegeler üzerinden yeni bir yapı mı kurulacak?
Eminağaoğlu’nun yorumu, birinci seçeneğe daha yakın duruyor.
Ancak bu nokta, CHP yönetiminin kurultay takvimi ve uygulaması açısından hukuki olarak ayrıca tartışılabilecek bir alan.
“38. KURULTAY” DENİLİP GEÇİLEMEZ Mİ?
Eminağaoğlu’nun itirazının özü burada. Onun yaklaşımına göre 38. Olağan Kurultay mahkeme kararıyla geçersiz hale gelmişse, CHP’nin bundan sonra yapacağı kurultayın aynı numarayla anılması tek başına hukuki sorunu çözmüyor.
Başka bir ifadeyle: İptal edilen kurultayın yerine gerçekten yeni bir kurultay yapılması gerekiyor.
Bu nedenle Eminağaoğlu, yeni kurultayın sadece siyasi bir “yenileme” olarak değil, iptal edilen 38. Olağan Kurultay’ın hukuki sonuçları dikkate alınarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bu görüş, CHP’nin önündeki kurultay sürecinin neden yalnızca “tarih belirleme” meselesi olmadığını da gösteriyor.
Çünkü kurultayın; delegeleri, tüzüğü, parti organları, genel başkanlık seçimi, Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu ve bunların birbirleriyle olan hukuki ilişkileri yeniden tartışma konusu olabilir.
CHP’NİN AÇIKLAMASI NE DİYOR?
CHP yönetimi ise temyizden feragat kararını farklı bir gerekçeyle açıklıyor.
Parti Sözcüsü Müslim Sarı, 10 Eylül 2026’da açıklanan olağan kongre takvimi doğrultusunda CHP’nin bir an önce yeni ve meşru bir kurultay sürecini tamamlamasının hedeflendiğini bildirdi.
Sarı’ya göre Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin CHP’den istifa edip YENİ Parti’yi kurması, onların davadaki taraf olma durumlarını da etkiledi.
Bu nedenle CHP yönetimi, kendi yaptığı temyiz başvurusundan vazgeçti.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var:
Özgür Özel’in de temyiz sürecindeki konumu tartışılıyor.
YENİ Parti tarafı, Özel’in davada hâlâ taraf olduğunu ve CHP’nin feragatinin tek başına kararın kesinleşmesi sonucunu doğurmayabileceğini savunuyor. Medyascope’un aktardığı değerlendirmelerde de bu hukuki ihtilaf açıkça ortaya konuldu.
Dolayısıyla “CHP temyizden feragat etti, karar kesinleşti” cümlesi siyasi açıdan anlaşılır olsa da, hukuki kesinleşme bakımından bütün tarafların aynı görüşte olduğu söylenemez.
PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?
CHP açısından önümüzdeki süreçte birkaç başlık belirleyici olacak. İlk olarak mahkeme kararının kesinleşmesiyle ilgili hukuki süreç netleşecek.
İkinci olarak CHP’nin ilan ettiği olağan kongre takvimi işletilecek. Üçüncü ve en kritik konu ise hangi delegelerin yeni kurultayda oy kullanacağı olacak.
Eminağaoğlu’nun yorumunun CHP açısından kafa karıştırıcı olmasının nedeni de tam olarak bu.
Çünkü mesele artık yalnızca “Özgür Özel mi, Kemal Kılıçdaroğlu mu?” sorusu olmaktan çıkıyor.
Sorunun içine; hangi tüzük, hangi delege listesi, hangi parti organları, hangi kurultayın devamı veya tekrarı, hangi üyelik durumu gibi hukuki başlıklar giriyor.
ÖZEL VE ARKADAŞLARI ARTIK CHP ÜYESİ DEĞİL
CHP’nin temyizden feragat gerekçesinde önemli bir başka ayrıntı da burada ortaya çıkıyor.
CHP yönetimi, Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin CHP’den istifa ederek YENİ Parti’yi kurmuş olmasını, temyiz başvurusundan vazgeçme gerekçelerinden biri olarak gösteriyor.
Bu durum, yeni yapılacak kurultayın siyasi tablosunu da geçmişten farklı hale getiriyor.
Dolayısıyla mahkeme kararı sonrasında yapılacak yeni kurultay, 2023 yılındaki 38. Olağan Kurultay’ın siyasi atmosferinin aynısı olmayacak.
Parti içindeki kopuşlar, yeni parti oluşumu ve delegelerin mevcut üyelik durumları kurultayın yapısını doğrudan etkileyebilir.
EMİNAĞAOĞLU'NUN PAYLAŞIMI NEDEN ÖNEMLİ?
Eminağaoğlu, 38. Olağan Kurultay’ın iptali tartışmasının başladığı ilk dönemlerden itibaren kurultayın hukuki sonuçları ve bundan sonra yapılması gerekenler konusunda görüş açıklayan hukukçulardan biri oldu. Eminağaoğlu’nun son paylaşımını önemli hale getiren nokta, CHP’nin temyizden feragat kararının hemen ardından gelmesi.
CHP yönetimi “Yeni kurultay sürecini geciktirmeyelim” yaklaşımıyla hareket ederken, Eminağaoğlu meseleyi bir adım daha ileri taşıyor:
“Yeni kurultay yapılacaksa bunun hukuki adı ve dayanağı ne olacak?”
Bu soru, CHP’nin önündeki en önemli hukuki başlıklardan biri haline gelebilir.
Çünkü eğer Eminağaoğlu’nun yorumunun dayandığı hukuki yaklaşım kabul edilirse, CHP’nin yalnızca yeni bir kurultay tarihi ilan etmesi yeterli olmayabilir.
İptal edilen 38. Olağan Kurultay’ın hukuki olarak nasıl yeniden tesis edileceği, delegelerin hangi tarihteki üyelik durumuna göre belirleneceği ve hangi tüzük hükümlerinin uygulanacağı da açıklığa kavuşturulmak zorunda kalabilir.
CHP'DE ŞİMDİ ASIL SORU
CHP’nin önündeki tablo bu nedenle artık tek cümleyle özetlenemiyor.
Bir tarafta mahkeme kararı sonrasında kurultayın yenilenmesini isteyen mevcut CHP yönetimi bulunuyor.
Diğer tarafta ise kararın kapsamı, kesinleşmesi, delege yapısı ve uygulanacak tüzük üzerinden farklı hukuki yorumlar bulunuyor.
Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun paylaşımı da bu tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Şimdi gözler CHP’nin açıklayacağı kurultay takviminden çok, kurultayın hangi hukuki zeminde yapılacağına çevrilecek.
Çünkü önümüzdeki süreçte CHP için soru artık yalnızca:
“Kurultay ne zaman yapılacak?” değil. Asıl soru: “Hangi kurultay yapılacak?, Sandığa kimler delege olarak gidecek?”




