Bir şehir nasıl büyür?
Daha doğrusu neyle büyür?

Daha geniş kaldırımlarla mı…
Daha büyük belediye binalarıyla mı…
Ardı ardına inşa edilen devlet saraylarıyla mı…

Yoksa bir şehrin ruhunu besleyen kültürle, sanatla, düşünceyle mi?

Bugün Balıkesir’in tam da bu soruları kendisine sorması gereken bir dönemdeyiz. Çünkü şehir olarak bir muhasebe yapmak zorundayız. Neyi doğru yapıyoruz, neyi eksik bırakıyoruz, neyin önceliğini yanlış belirliyoruz?


***

Bugün Balıkesir’de neyi konuşuyoruz?
Büyükşehir Belediyesi binasının kapanan bir AVM’ye taşınmasını…
Yeni bir Adalet Sarayı yapılmasını…

Elbette bunlar gereksiz yatırımlar değildir. Devletin de, belediyenin de mekâna ihtiyacı vardır. Kimse buna itiraz etmez. Ancak asıl mesele şudur: Bu tercihler şehrin büyümesine gerçekten katkı sağlar mı?


***

Dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmiş şehirlere baktığınızda ortak bir seyir görürsünüz. Önce şehir büyür. Nüfus artar, ekonomi genişler, istihdam çoğalır. Şehir kabuğuna sığamaz hâle gelir. İşte ondan sonra büyük kamu yapıları, yeni adliye kompleksleri, dev belediye binaları gündeme gelir.

Bizde ise çoğu zaman tersinden bir sıra izlenir. Önce bina yapılır, sonra o binaya gerekçe aranır. Oysa şehirler betonla değil, insanla büyür. İnsan da iş varsa gelir, umut varsa kalır.


***

Bir şehrin gerçek kalkınma sıralaması nettir:
Önce istihdam yaratacak hamleler.
Sonra üretim, sanayi, tarım ve hizmet ekonomisi.
Ardından kültür, sanat, eğitim ve yaşam kalitesi yatırımları.

Bu bir zincirdir. Halkası eksik olursa kopar.


***

Büyükşehir Belediyesi için düşünülen kapanmış AVM binası meselesine bu açıdan bakmak gerekir. Bu bina belediye binasına dönüştürülebilir mi? Evet. Ama ne bedelle?

Sadece ilk tadilat maliyeti değil; önümüzdeki iki yıl içinde çıkacak ek masraflar, teknik altyapı, güvenlik, kamusal kullanım uyumu da hesaba katılmalıdır. Bu rakamlar masaya yatırıldığında, belki de bugün taşınmaya zorlayan sorunların önemli bir kısmı mevcut binada çözülebilir.

Üstelik mevcut Büyükşehir Belediye binası hâlâ Balıkesir’e yakışan bir binadır. Şehrin hafızasında yeri vardır, konumu uygundur, kimliği vardır. Kurumlar hafızasız taşınmamalıdır.


***

Gelelim yeni Adalet Sarayı meselesine…
Adaletin hızlanması binaların büyüklüğüyle doğru orantılı değildir. Adalet; işleyişle, insan kaynağıyla ve sistemle hızlanır.

İhtiyaç varsa, iki ek bina daha kiralanabilir. Geçici ama işlevsel çözümler üretilebilir. Devasa adalet sarayları yapmak, adaletin gecikmesini ortadan kaldırmaz.


***

Gaziantep’te katıldığım bir kongrede bulunduğum kültür yerleşkesinde bir salonda 100–150 kişilik bir konservatuvar çalışmasına, diğer salonda ise tiyatro provasına tanıklık ettim. Gençler sahnedeydi. Disiplin, ciddiyet ve umut vardı. Hayran kaldım. Ve evet, kıskandım.

Çünkü bu gençler bugün sanatla meşgulse, yarın uyuşturucunun, şiddetin ve boşluğun kıyısına düşmez.

Kültür ve sanat bir lüks değildir. Uyuşturucuyla, kimliksizleşmeyle mücadelenin en güçlü yoludur. Tiyatro salonu, konser salonu, opera sahnesi şehir sigortasıdır.

Bir şehir kültürle büyür. Kültürle kök salar. Kültürle kendini tekrar eder.


***

Balıkesir’in ihtiyacı yalnızca yeni binalar değildir.
Balıkesir’in ihtiyacı önce iş, sonra kültür;
önce umut, sonra beton;
önce insan, sonra bina anlayışıdır.

Bugün bu muhasebeyi yapmazsak, yarın daha büyük binalarımız olur ama daha küçük hayallerimiz kalır.

Muhabir: CENK TUNÇSİPER