Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Terörle Mücadele Süreci” kapsamında süreci yönlendiren muhataplardan biriyle görüşme yapılmazsa, “Gerekirse yanıma üç arkadaşımı alırım, İmralı’ya ben giderim” diyerek sert bir çıkışta bulundu.
Bugün Ankara’da TBMM’de düzenlenen MHP grup toplantısında konuşan Genel Başkan Devlet Bahçeli, “İmralı’ya gidilsin mi, gidilmesin mi” tartışmasına netlik kazandırılması gerektiğini vurguladı. “Süreçte muhatabımızla doğrudan temas kurulamayacaksa ilerleme nasıl sağlanacak?” diyen Bahçeli, ayak sürmenin bir anlamı olmadığını savundu.
“Hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa… Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkânlarımızla İmralı’ya gidebilmekten gocunmam, çekinmem” ifadelerini kullanan Bahçeli, kararlılığını açıkça ortaya koydu.
Bahçeli ayrıca, “Dava arkadaşlarıma sesleniyorum; İmralı’ya gitmeme izin veriyor musunuz?” diye Meclis grubuna sorarak, MHP’lilerin ayakta alkışları arasında desteğini aldı.
"GERİ DÖNÜŞ İMKANI KALMADI"
bahçeli, “Terörsüz Türkiye Süreci”nin Türkiye için tarihi bir fırsat olduğuna dikkat çekti ve “geri dönüş imkânı kalmadı” diyerek sürecin ciddiyetini vurguladı.
“Devlet milletiyle, millet devletiyle bölünmez bir bütündür” diyerek birlik ve bütünlük mesajı veren lider, terörün siyasi nemaya dönüşmesinin karşısında durduklarını belirtti.
Ayrıca, geçtiğimiz günlerde yaşanan askeri kargo uçağının düşmesiyle ilgili “her türlü ihtimalin incelenmesi” gerektiğini söyledi ve bu tür olayların dedikoduya çevrilmemesini temenni etti.
Bu çıkış, MHP liderinin barış süreci ve terörle mücadele bağlamında muhataplarla doğrudan görüşme yapılması gerektiği yönündeki pozisyonunu sert bir dille ortaya koyduğu anlamına geliyor. “Kimin elini taşın altına koyduğu” sorusu bağlamında siyaset arenasında dikkat çeken bir mesaj niteliğinde.
Aynı zamanda “İmralı’ya gidilsin” tartışmasında sessiz kalan ya da aktif rol almaktan kaçınan çevrelere yönelik bir meydan okuma olarak da okunabilir. Bu bağlamda sürecin ilerleyebilmesi için sadece meclis tartışması değil, sahada adımların atılması gerektiğini vurguluyor.




