Türkiye'de milyonlarca vatandaşı ve boşanma aşamasındaki çiftleri yakından ilgilendiren, yıllardır hukuk koridorlarında ve siber kamuoyunda tartışma konusu olan "süresiz nafaka" tüzüğüyle ilgili tarihi bir dönüm noktasına girildi.
Yüksek mahkeme, aile hukukunun temel taşlarından birini oluşturan bu yasal mevzuatı esastan inceleme kararı aldı.
Anayasa Mahkemesi (AYM), süresiz nafaka verilmesini düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddesinin iptal istemini resmi takvime aldı. Yüksek Mahkeme, bu kritik idari ve hukuki dosyayı 4 Haziran Perşembe günü gerçekleştireceği Genel Kurul gündem toplantısında esastan görüşerek karara bağlayacak.
Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin İtirazı Fitili Ateşledi
Süreç, yerel bir mahkemenin önündeki dava tüzüğünü Anayasa'ya aykırı bulmasıyla başladı. Antalya 12. Aile Mahkemesi, bakmakta olduğu bir boşanma davasında uygulama alanı bulan mevcut yasal maddeyi mercek altına aldı. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun süresiz nafaka hakkı tanıyan hükmünün Anayasa ilkeleriyle çeliştiği kanısına vararak dosyayı AYM'ye taşıdı.
Yapılan resmi itiraz başvurusunun teknik tüzük detayları şu şekildedir:
- İptali İstenen Madde: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Yoksulluk Nafakası" başlığını taşıyan 175. maddesinin birinci fıkrası hedef alındı.
- Kanun Metni: İlgili maddede, "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir" ibaresi yer alıyor.
- Hedefteki İbare: Yerel mahkeme, bu fıkrada yer alan ve ucu açık bir yükümlülük doğuran "...süresiz olarak..." ifadesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu tescil ederek iptal edilmesini talep etti.
AYM Aynı İstemi 2012 Yılında Reddetmişti
Süresiz nafaka tüzüğü, Anayasa Mahkemesi’nin önüne ilk kez gelmiyor. Daha önce Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi’nin itiraz başvurusu üzerine, düzenlemenin Anayasa'nın 2, 10. ve 40. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmişti. Ancak Yüksek Mahkeme, 2012 yılında yaptığı değerlendirmede "süresiz nafaka" iptal istemini oy birliğiyle reddetmişti.
AYM, 2012 yılındaki tescilli ret kararının gerekçesinde şu ifadelere yer vermişti:
"İtiraz konusu kuralda, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen eşi korumak için diğer eşin, koşulları bulunduğu sürece, herhangi bir süre sınırı olmaksızın yoksulluk nafakası vermesi düzenlenmiş olup; bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak getirildiği kuşkusuzdur."
10 Yıl Yasağı Nedeniyle Kapılar Kapanmıştı
2012’deki ret kararının ardından, 2015 yılında bu kez Ankara 5. Aile Mahkemesi aynı "süresiz olarak" ibaresinin iptali için tekrar AYM'nin kapısını çalmıştı. Ancak o dönem yasal mevzuat engeli devreye girdi.
Anayasa'nın 152. maddesinin son fıkrası ile 6216 sayılı kanunun 41. maddesinin birinci fıkrasında yer alan yasal tüzük uyarınca; “Mahkemece işin esasına girerek verilmiş bir kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren 10 yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla yeniden başvuru yapılamaz” hükmü gereğince bu talep doğrudan reddedilmişti.
2012 yılındaki kararın üzerinden yasal 10 yıllık sürenin tamamen dolmasıyla birlikte, AYM 4 Haziran'da konuyu ilk kez yeniden esastan görüşerek nihai bir karara varabilecek duruma geldi. 4 Haziran'da çıkacak karar, Türkiye'deki aile hukuku tüzüğünü baştan aşağı değiştirebilecek güçte.





