Edremit Çevre Derneği, Altınkum’da eski Turban tesisleri arazisinin bir bölümünde yapılması planlanan otel ve ticari alan projesine karşı yargı yoluna başvurdu.

Akçay Otelcilik A.Ş. tarafından hazırlanan proje için verilen ÇED Olumlu kararı 2 Eylül’de kamuoyuna duyurulurken, Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, proje dosyasını incelediklerini ve sakıncalı gördükleri hususları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne yazılı olarak ilettiklerini belirtti.

Başvurularına yanıt verilmediğini ifade eden Öztürk, dava açma süresinin sonuna gelinmesi üzerine İdare Mahkemesi’ne başvurarak “iptal ve yürütmenin durdurulması” talebiyle dava sürecini başlattıklarını açıkladı.

DERNEKTEN KANUN İHLALİ İDDİASI

Öztürk’ün mahkemeye sundukları dilekçede öne çıkardığı ilk başlık, projenin Kıyı Kanunu’na aykırı olduğu iddiası oldu.

Proje arazisinin yüzde 80’inin kıyı kenar çizgisi içerisinde ve ilk 100 metrelik sahil şeridinde kaldığını belirten Öztürk, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve ilgili yönetmelik kapsamında sahil şeridinin ilk 50 metresinde yapılaşmanın yasak olduğunu, ikinci 50 metrelik bölümde ise günübirlik turizm tesislerine izin verilebildiğini savundu.

Öztürk, bu nedenle söz konusu alanda konaklama amaçlı otel veya 4,5 katlı betonarme bir yapının inşa edilmesinin hukuken mümkün olmadığını ileri sürdü. Arazideki eski yapıların ve bungalovların yıkılması halinde geçmişten gelen kazanılmış hakların da sona ereceğini belirten Öztürk, ÇED kararının Kıyı Kanunu hükümlerini dolanacak şekilde kullanıldığını iddia etti.

“AĞAÇ DOKUSU YOK EDİLECEK”

Derneğin dava dilekçesinde dikkat çektiği bir diğer başlık ise proje alanındaki ağaç dokusu oldu.

Öztürk, zemin kat hafriyatıyla birlikte alanda bulunan nitelikli ağaçların kaldırılması veya kesilmesinin gündeme geleceğini belirterek, kıyı bölgesindeki hassas flora yapısının yeterince değerlendirilmediğini savundu.

ÇED dosyasında alandaki ağaç türlerinin, özellikle zeytin ağaçları ve tescilli türlerin yeterli biçimde analiz edilmediğini öne süren Öztürk, ağaçların kaldırılmasının yaratacağı ekolojik etkinin de göz ardı edildiğini ifade etti.

ARITMA TESİSİ VE ALTYAPI UYARISI

Edremit Çevre Derneği’nin dava gerekçeleri arasında bölgenin mevcut altyapısı da yer aldı.

Öztürk, bölgede yaklaşık 28 yıllık ve 110 bin kişilik kapasiteye sahip merkezi atıksu arıtma tesisinin mevcut haliyle yetersiz olduğunu ve tam kapasiteyle çalıştığını ileri sürdü.

Yeni otelin kanalizasyon yükünün mevcut sisteme bağlanmasının çevresel ve teknik açıdan ciddi sorunlar yaratacağını savunan Öztürk, ÇED dosyasında otelin oluşturacağı atıksu yükü ile bunun nasıl bertaraf edileceğinin yeterli bilimsel açıklıkla ortaya konulmadığını iddia etti.

Öztürk, bunun deniz ve diğer alıcı ortamlar açısından kirlilik riski oluşturabileceğini belirterek, 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamındaki “kirletme yasağı” ilkesine dikkat çekti.

“41 BİN METREKARELİK ALANIN TAMAMI DİKKATE ALINMALI”

Projenin gerçekleştirileceği parselin toplam 41 bin 318,5 metrekare olduğunu hatırlatan Öztürk, mevcut proje kapsamında bunun 9 bin 195 metrekarelik bölümünün kullanılacağını belirtti.

Geriye kalan yaklaşık 32 bin 123,5 metrekarelik alanın ilerleyen dönemde yeni yatırımlar için kullanılabileceğini savunan Öztürk, projenin gelecekte genişlemesi ihtimalinin de bugünden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Öztürk, mevcut proje ile sınırlı kalınması ve gelecekte ilave yatırım yapılması halinde altyapı ile çevresel etkilerin nasıl yönetileceğinin açık biçimde ortaya konulması gerektiğini savundu.

“14 METRELİK YAPI KIYIDA DUVAR ETKİSİ YARATACAK”

Derneğin itiraz ettiği konulardan biri de projenin yapı yüksekliği oldu.

Öztürk, eski yapıların boyutlarını aşan ve yaklaşık 14 metre yüksekliğe ulaşacak zemin artı 4,5 katlı yapının bölgenin mevcut topografyasıyla uyumsuz olduğunu savundu.

Bu büyüklükteki yapı kütlesinin kıyı ile arka bölgelerdeki yerleşimler arasında “duvar etkisi” oluşturacağını belirten Öztürk, projenin kent siluetine ve kıyı görünümüne etkisinin bağımsız bir görsel etki raporuyla değerlendirilmediğini ileri sürdü.

“RÜZGAR KORİDORLARI KAPANABİLİR”

Dernek Başkanı Öztürk, yapı yüksekliğinin bölgenin hava sirkülasyonu üzerindeki etkisine de dikkat çekti.

Denizden karaya esen hakim rüzgarların yüksek yapı kütlesi nedeniyle engellenebileceğini savunan Öztürk, bunun bölgedeki hava hareketlerini ve mikroklimatik koşulları etkileyebileceğini ifade etti.

Öztürk, ÇED raporunda yapı yüksekliğindeki artışın meteorolojik ve mikroklimatik etkilerinin yeterince bilimsel incelemeye tabi tutulmadığını iddia etti.

“50 KİŞİLİK İSTİHDAM İÇİN BU TAHRİBAT GÖZE ALINAMAZ”

Kubilay Saygın Öztürk, projenin ekonomik boyutuna ilişkin değerlendirmesinde ise yatırımın yaratacağı istihdam ile çevresel etkiler arasında ciddi bir dengesizlik bulunduğunu savundu.

Proje dosyasına göre parsel alanının 41 bin 318,5 metrekare, proje alanının 9 bin 195 metrekare, brüt inşaat alanının 39 bin 984,5 metrekare, bina oturum alanının 5 bin 135,7 metrekare ve peyzaj alanının 4 bin 59,3 metrekare olduğunu belirten Öztürk, projenin yaklaşık 50 kişilik istihdam yaratmasının öngörüldüğünü ifade etti.

Öztürk, bu ölçekte bir yapılaşmanın karşılığında bölgede geri dönüşü mümkün olmayan çevresel ve görsel etkiler ortaya çıkabileceğini savundu.

“MAHKEMENİN DEĞERLENDİRECEĞİNE İNANIYORUZ”

Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, dava dilekçelerinde sıraladıkları hususların mahkeme tarafından değerlendirilmesini beklediklerini belirterek, taleplerinin kabul edileceğine inandıklarını söyledi.

Öztürk, Altınkum’daki proje nedeniyle ortaya çıkabilecek kıyı, çevre, altyapı, kent silueti ve ekolojik etkilerin yargı sürecinde bütün yönleriyle ele alınmasını istediklerini ifade etti.

Muhabir: OSMAN KANTARLIOĞLU