Türk basın ve edebiyat dünyasının en çok konuşulan isimlerinden biri olan Ahmet Altan, yarım asra yaklaşan kariyeri, toplumsal tabuları zorlayan yazıları ve yıllarca süren hukuk mücadeleleriyle hafızalardaki yerini koruyor.
Özellikle 2016 sonrası yaşadığı tutukluluk süreciyle uluslararası kamuoyunun da gündeminden düşmeyen Altan'ın yaşam öyküsü, Türkiye’nin siyasi dönüşümlerinin de bir özeti niteliğinde.
Ahmet Altan’ın Kariyer Yolculuğu: Muhabirlikten Genel Yayın Yönetmenliğine
2 Mart 1950 tarihinde doğan Ahmet Altan, gazetecilik mesleğine en alt basamak olan gece muhabirliğiyle adım attı. Hürriyet, Milliyet ve Radikal gibi dönemin ana akım medyasında köşe yazarlığı yapan Altan, sadece kalemiyle değil, televizyon programlarıyla da geniş kitlelere ulaştı. Ancak onun ismini asıl geniş kitlelere duyuran olay, 1995 yılında kaleme aldığı "Atakürt" başlıklı yazısı oldu. Türkiye’deki etnik meseleleri ters yüz ederek kurguladığı bu yazı, dönemin siyasi ikliminde büyük bir infial yarattı; hem çalıştığı kurumdan ayrılmasına hem de hakkında davalar açılmasına neden oldu.
2007 yılında ise Türk basınında çok tartışılan bir dönemin mimarı oldu. Taraf gazetesinin kurucu genel yayın yönetmenliğini üstlenen Altan, 2012 yılına kadar sürdürdüğü bu görevde Türkiye'nin en kritik davalarının ve manşetlerinin odağında yer aldı.

Hukuki Süreçler ve Cezaevi Yılları: "Bilinçaltı Mesaj" Tartışması
Ahmet Altan için en sarsıcı hukuki süreç, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında yaşandı. 23 Eylül 2016 tarihinde tutuklanan yazar, oldukça sıra dışı bir iddiayla karşı karşıya kaldı. İddianamede, Altan’ın darbe girişimini önceden bildiği ve kamuoyuna "bilinçaltı mesajlar" göndererek darbeyi teşvik ettiği öne sürüldü.
Bu suçlamalar neticesinde 16 Şubat 2018’de kardeşi Mehmet Altan ile birlikte ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak ilerleyen süreçte Yargıtay’ın bozma kararlarıyla davanın seyri değişti. 2019 yılında cezası 10 yıl 6 aya düşürülen ve kısa süreliğine tahliye edilen Altan, bir hafta geçmeden yeniden cezaevine gönderildi.
Türk ve dünya edebiyat çevrelerinin yakından takip ettiği bu süreç, 14 Nisan 2021 tarihinde Yargıtay’ın nihai tahliye kararıyla son buldu. Uzun süren tutukluluğun ardından serbest kalan yazar, günümüzde edebiyat çalışmalarına odaklanmaya devam ediyor.





