Yok! Öyle yatında sere serpe güneşlenen ünlü bir artist, dizi oyuncusu ya da bir milyarder değil; yaz aylarında Anadolu turnesine çıkan sıradan bir şarkıcı(!)
Yaz aylarının en sıcak günlerinde, güneş tepemizdeyken ağaçların arasından gelen; duyup da sahibini pek göremediğimiz o ses... İnsanları bunaltan sıcak havalarda bıkmadan usanmadan şarkısını söyleyen o gizemli sanatçı... Bazen de hep birlikte, adeta bir koro oluştururlar.
Hayır, öyle yatında sere serpe güneşlenen ünlü bir ses sanatçısı falan değil... Bildiğiniz ağustos böceği.
SEVGİLİSİNİ ÇAĞIRMAK İÇİN ŞARKI SÖYLÜYOR
Onun sesini cılız bir çam fidanının yanından geçerken duydum. Başımı kaldırdığımda bu kez kendisini de gördüm. Gizlenmiyordu. Tutunduğu ince dal, rüzgârla birlikte bir o yana bir bu yana sallanıyor; o ise hiç durmadan şarkısını söylüyordu.
Meğer ağustos böceklerinin bu kadar güçlü ses çıkarmasının nedeni, dişilerini çağırarak bir eş bulmakmış.
Erkek ağustos böceklerinin karınlarının altında, "timbal" adı verilen zardan oluşmuş iki özel ses organı bulunur. Karın kaslarını kullanarak bu zarları saniyede yüzlerce kez titreştirirler. İçlerindeki hava keseleri ise adeta bir yankı odası görevi görerek sesi olağanüstü güçlendirir. Bu sesin 150 desibele kadar ulaşabildiği belirtiliyor.
ASLINDA HİÇ DE TEMBEL DEĞİLLERMİŞ
Hepimizin bildiği klasik masalda, yaz boyunca şarkı söyleyip eğlenen ağustos böceği, kış gelince aç kalır. Yaz boyunca çalışan karıncadan yardım ister; karınca da onu geri çevirir.
Hatta bu masalın tam tersini anlatan modern yorumlar da vardır. Bu kez ağustos böceği sanatı sayesinde ünlenir, zengin olur; karınca ise çalışmaya devam eder.
Oysa gerçek, masalların anlattığından çok farklıdır.
DOĞANIN GÖRÜNMEZ KAHRAMANLARI
Ağustos böceklerinin ekosistemde son derece önemli görevleri bulunuyor.
- Pek çok kuş, sürüngen ve memeli için önemli bir besin kaynağı oluştururlar.
- Toprak altında geçirdikleri uzun yaşam boyunca açtıkları tüneller sayesinde toprağın havalanmasına katkı sağlarlar.
- Öldükten sonra toprağa karışarak azot başta olmak üzere birçok besin maddesini yeniden doğaya kazandırırlar. Böylece toprağın doğal yollarla zenginleşmesine katkıda bulunurlar.
İşin en ilginç yanı ise, yıllarca toprak altında yaşayan ağustos böceklerinin yetişkin olarak ömürlerinin yalnızca birkaç hafta sürmesidir.
O kısa ömürlerine; aşkı, şarkıyı ve doğaya katkıyı sığdırırlar.
Ya işte böyle...
Siz siz olun, bundan sonra ağustos böceklerine "tembel" demeden önce bir kez daha düşünün. Çünkü onların sesi, tembelliğin değil; yaşamın, sevdanın ve doğanın sürekliliğinin sesi.





