Balıkesir Ticaret Odası’nın geçtiğimiz günlerde düzenlediği, Balıkesir Oda ve Borsalar Meclis Üyeleri İstişare Toplantısı’na Dünya Odalar Federasyonu (WCF) ve Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı (TOBB) Mustafa Rifat Hisarcıklıoğlu da katılmıştı. Etkinlikte söz alan Hisarcıklıoğlu, küresel pazarın en büyük tehlikesinin Çin’in aşırı üretim stratejisi olduğuna dikkat çekip, Çin’i, tarlaya girip tüm ürünü yok eden çekirge sürüsüne benzetmişti. ABD ve Avrupa’daki devletlerin tedbir aldığını belirtip, Türkiye’nin de önlem almasının elzem olduğunu söylemiş, durumu, Cumhurbaşkanı ve ekonomi bakanına ilettiklerini açıklamıştı. Üstelik tüm dünyanın otomobil üretimini durdurması halinde, Çin’in var olan kapasitesinin dünyanın 3 yıllık otomobil ihtiyacını karşılayacağını vurgulamıştı. Hisarcıklıoğlu’nun söyledikleri çok güzel. Tedbir alınmasına alınsın da nasıl?


Hisarcıklıoğlu, Çin’in bu duruma nasıl geldiğini anlatsaydı konu bir nebze olsun aydınlığa kavuşurdu. 20-25 yıl önce İnsanlar dikkat eder, Çin malıysa fellik-fellik kaçardı. Günümüzde durum farklı bir boyuta ulaştı. Çin malları her alanda kaliteli ve üstün teknoloji ile üretilince dünyada aranan marka haline geldi. Çin’in aşırı derecede gelişmesini tüm dünya takip ediyor ve gerekli önlemleri alıyor.


Corona (Covid 19) salgını döneminde Çin’de 10 günde inşa edilen 1000 yataklı hastaneyi tüm dünya konuştu. Çin’in elektrikli otomobil üretimi yapacağını açıkladığında Elon Musk kıs-kıs gülmüştü. Şimdi kara kara düşünüyor.


Devletlerin Çin’e karşı önlem aldıklarını söylerken Kafaları karıştıracak bir soru: ABD neden Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Madura’yı yaka paça başkanlıktan indirip ABD’ye getirdi. İsrail ve ABD neden İran’a saldırıyor?


Dünyadaki gelişmeleri yakından takip edenler bu soruların yanıtını az çok biliyor. Çin en çok akaryakıt gereksinimini İran ve Venezuela’dan karşılıyordu. Madura gidince petrolün Venezuela ayağı sekteye uğradı. Sırada İran vardı. ABD, İran’ı Irak, Libya Suriye gibi kolay lokma sanıyordu. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Kökleri MÖ 500’lü yıllara dek uzanan Pers İmparatorluğu günümüz ABD’si gibi, Hindistan’dan Mısır’a uzanan geniş bir coğrafyaya sahip olarak diğer devletlere korku salıyordu. Persler yani Farisiler denilen İranlılar antik çağlardan bugüne hep var oldular.


ABD ilk saldırıyı İran’a yaptıktan sonra, İran, İsrail’in yanı sıra Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’a bomba yağdırdı, Hürmüz Boğazını Raptı Zapt altına aldı. Tüm dünya için petrol akışı aksadı. ABD, NATO’yu savaşa çekemedi. Başta İspanya olmak üzere İtalya gibi bazı devletler bu savaşa katılmayacaklarını açıkça belirtti. Hatta bu konuda, “İran ABD’nin ikinci Vietnam’ı olacak” diye haber yapmıştım. İran’ın bu stratejisinin perde arkasında hangi devlet vardı?


Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Çin dünyanın 1 numarası olmaya nasıl adım adım ilerliyor? Bu sorunun akabinde, Türkiye Çin’e karşı nasıl önlem alacak? Çin günümüzdeki en ileri teknolojiye nasıl ulaştı? Çin eğitim alanında nasıl devrim yaptı?


Bu soruların yanıtını ararken, 2026 yılında Türkiye’de, 4 bin 500 İmam Hatip Okulu, 660 Fen Lisesi olduğunu anımsatmak istiyorum. Bir hatırlatmayı da gerekli buluyorum. Dönemin Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, dinsel tabanlı eğitim veren imam hatip okullarını, 21. yüzyılın çağdaş model okulları olarak nitelemişti. İmam hatip okullarının sayısı çığ gibi büyürken TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ve TOBB üyelerinin aklına, “ne oluyor?” demek gelmedi mi? Dünya sıralamasına giren Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi gibi kaliteli üniversiteler neden sıralamadan silinip giderken, “ne oluyor?” demek aklınıza gelmedi mi?

Muhabir: HİLMİ DUYAR