ABD - İsrail - İran Savaşı devam ederken, enerji alanı uzmanları, gazeteciler, jeopolitik analizler yayınlayan yabancı kaynaklardan son durumu Politika okurları için derledik. Öyle görünüyor ki fiili savaş bitse de, yerini İran'da ve bölgede iç karışıklıklara bırakacak!



ABD/İsrail - İran Savaşı devam ederken, çeşitli kaynaklar, savaş ve savaşın muhtemel sonuçları ve özellikle de Türkiye'ye yansımaları üzerinde duruyor.
2003 yılında Irak’ın isgali ile başlayan gerilim şimdi de Iran'da devam ediyor. İran'a yapılan saldırı ve İran'ın savunmasının neye evrilecegini kestirmek ise zor. Gelişmelere bakılırsa İran, çok da kolay bir lokma gibi degil. ABD ve Israil, saldırılarına son verse de, gerilim İran'da ve bölge de yerini planlı iç karışıklıklara bırakacak.


TÜRKİYE YİNE BİR SAVAŞA KOMŞU
Ne yazik ki Türkiye, yine bir riskle karşı karşıya. Bazı yorumlar, Iran'da iç karışıklık ihtimaline ve bunun Türkiye'ye yansıma ihtimaline dikkat çekiyor.
Deneyimli savaş muhabiri Coşkun Aral, bu konuda kendi Youtube kanalında şu yorumda bulunuyor:
"İran'da adeta uykuya çekilmiş Kürt hareketlerinden 5'i bir toplantı yaptılar. Aralarında PKK'nın uzantısı olan Pejak da var. 'İran'ın en zayıf olduğu dönemde ne yapabiliriz?' diyerek Türkiye'deki Amerikan Büyükelçisi, Kürt liderlerle bir araya geldi.
Benzerlerini 77-78 yıllarında, 'İran Devrimi' öncesinde gördük!
Kürtler, Israil ve ABD desteğinde İran'da bir kara harekatını başlatabilirler. Amaç, İran'a dışarıdan yapılacak kara harekatı yerine içerideki etnik unsurlarla bir kara harekatı yapılması. Bu şekilde onlarin bağımsızlıklarını elde edecekleri, ya da yarın öbür gün İran Devleti ile masaya oturup İran'da bir federasyon alt yapısını oluşturmak.
Böyle bir yapılanma bizi de içine çekebilecek vakum oluşturabilir. Bu beni endişelendiriyor!"


MEHMET ÖĞÜTÇÜ'DEN TAHMİN: "SAVAŞ ALTI AYI GEÇMEZ. BİTER"
Enerji-su-gıda denklemi, yatırım, jeopolitik, iklim değişikliği ve gelecek tahminleri konularında uluslararası bir otorite olarak görülen Mehmet Öğütçü de, ABD/İsrail - İran Savaşı'nın süresi ile ilgili bir tahminde bulundu.
Merkezi Londra’da bulunan, dünya çapındaki doğal kaynaklar ve enerji varlıklarıyla ilgilenen stratejik bir danışma grubu olan Global Resources Partnership’in başkanlığını yapmakta olduğu belirtilen Mehmet Öğütçü, Bu savaşın sürdürülebilir olmadığını, 4 hafta içerisinde ya da en geç 6 ay içerisinde sona ereceğini öngörümlüyor.
Öğütçü, savaşın ABD'nin, enerji ve nadir mineraller alanlarını kontrol altında tutmak istemesinden kaynaklandığına dikkat çekti.



Amerika'nın dünyanın en büyük petrol üreticisi durumuna geldiğini, bu yüzden Venezuela, Rusya, İran gibi petrol üreticisi ve ihracatçısı ülkelere ve bu ülkelerden petrol alan ülkelere yaptırım uyguladığını vurguladı. Öğütçü, ülkelerin kriz anında kullanacakları petrolü stoklama kapasitelerinin de savaşın süresini belirleyici unsur olduğunu belirtti. Örneğin, Çin'in, petrol ihtiyacının yüzde 80'ini İran'dan karşıladığını, Çin'in petrol stoğu yapma süresinin ise 6 ay olduğunu savaşın süresini de bu durumun belirleyeceğini iddia etti. Öğütçü, Çin'in ABD'ye mesajlarının, "Bu işi altı ayda bitirin!" anlamını taşıdığını da ileri sürdü
Öğütçü, bir başka unsurun ise Amerika'da Kasım ayında yapılacak ara seçimler ve Amerikan kamuoyunda Trump'a karşı oluşan tepkiler olduğunu hatırlattı.


İRAN'DAKİ BASKICI REJİM VE ECEVİT’İN SADDDAM'A MEKTUBU
Hatırlanacak olursa baskıcı rejimlerin, vatandaşlarının kamuoyu desteğini kaybettigi Irak'ta Amerikan işgaline sevinilmesi ibretlik, örnek bir olaydır.
Eski Başbakanlardan merhum Bülent Ecevit'in, ABD'nin Irak'ı işgalinden bir yıl önce 2002 yılında Irak Lideri Saddam Hüseyin'e yazdığı mektubu hatırlayalım:
Hürriyet Haber Ajansı'ının 4 Şubat 2002 tarihli haberinde Başbakan Bülent Ecevit'in Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’e ABD'nin yaklaşan isgal girişimine dikkat çeken bir mektubuna yer verilir. İşte o haber:
Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre; Ecevit, Saddam Hüseyin’e, Bağdat Büyükelçisi aracılığıyla sunulmak üzere bir mektup gönderdi.



Ecevit’in gönderdiği mektup şöyle:

‘‘Komşumuz Irak’la dostluk ilişkilerimizi ve işbirliğimizi geliştirmeye ne kadar önem verdiğimizi ve ülkenizin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne ne kadar özen gösterdiğimizi, bu uğur da büyük özverilerde bulunduğumuzu herhalde takdir edersiniz.

Şimdi Irak yeni bir tehditle karşı karşıyadır. Bu tehdidin önlenmesi için yoğun girişimlerde bulunuyoruz.

Fakat bizim girişimlerimizden olumlu sonuç alınabilmesi, herşeyden önce, Irak’ın ivedilikle bazı somut adımlar atması; özellikle de BM’nin silah denetimi önündeki tüm engelleri bir an önce kaldırması gereklidir.

Eğer durum çok ciddi olmasa size bu hatırlatmada bulunma zorunluluğunu duymazdım. Topraklarınızı BM denetimine açmazsanız, çıkabilecek vahim olaylardan Türkiye de büyük zarar görebilir. O nedenle de bu konuya çok duyarlıyız.

Çağımızda uluslararası saydamlık çok yaygındır. Onun için bu konuda aşırı duyarlılık gösterilmesi gereksizdir.

Biz, Irak’ın güvenliğinin ve toprak bütünlüğünün sağlam temellere dayanması için üstümüze düşenleri yapmayı, kendi ulusal çıkarlarımız açısından da görev biliriz. Sizden BM denetimi önündeki engelleri bir an önce kaldırmanızı önemli rica ederim."


İRAN, KOLAY BİR LOKMA MI?
'Hakkında' bölümünde; Uluslararası güvenlik ve savunma sanayi gelişmelerine dair güvenilir ve kapsamlı analizler sunmak amacıyla 2017 yılında kurulduğu belirtilen, Military Watch Dergisi,
"Jeopolitik gerilimlerin yaşandığı ve askeri konuların haberlerinin her iki taraftan da giderek daha taraflı ve siyasi olarak etkilendiği bir dönemde tarafsız analizler sunmak iddiasında" olan bir web sayfası.
Bu dergi, İran'ın askeri gücü ile ilgili, örneğin hipersonik füzeleri ile yaptığı saldırılarının yabana atılır olmadığına dikkat çekiyor.


İSRAİL'E YAPILAN SALDIRI İLE İLGİLİ ANALİZDEN BAZI BÖLÜMLER
".......Hipersonik Süzülme Aracı ve Fattah-2'nin İsrail'e Saldırısı
İsrail'den gelen görüntülerde, İran'a ait hipersonik süzülme aracının İsrail Savunma Kuvvetleri'nin güçlendirilmiş
komuta merkezine çarptığı anlar gösterildi;
bu olayda yedi üst düzey subayın öldüğü ve çok sayıda kişinin de yaralandığı bildirildi.......",



".......Fattah-2, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırı başlatmasının ardından mevcut çatışmada ilk kez kullanıldığı bildirildi ve hipersonik süzülme aracı, bilinen ilk ve tek İran füzesi türüdür.
Hipersonik süzülme araçları hem yatay hem de dikey yönde manevra yapabilir ve Armstrong Limitinin birkaç bin kilometre üzerinde yanal manevralar gerçekleştirebilir; bu da aşırı hızlarıyla birleştiğinde mevcut hava savunma sistemlerinin onları önlemesini neredeyse imkansız hale getirir. Fattah-2'nin İsrail'in çok değerli komuta altyapısına yönelik saldırılarda kullanılması, özellikle bu kadar yüksek hızlı silahlar için zor olan yüksek hassasiyet seviyelerini göstermekle kalmaz, aynı zamanda İsrail içinde istihbarat toplama yeteneğini de ortaya koyar......"


BİR BAŞKA ANALİZ
28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a karşı tam ölçekli bir askeri saldırı başlatmasının ardından, İran'ın karadan havaya füze ağı, insansız hava araçları ve balistik füze cephaneliği, Batı ve müttefiklerinin askeri üstünlük kurma ve ülkenin hükümetini devirme hedeflerine ulaşma çabaları için temel bir zorluk oluşturmuştur. İran'ın yerli hava savunma sistemlerinin yetenekleri hakkında çok az şey bilinmesine rağmen , savunma ağının omurgasını oluşturan Bavar 373 ve Khordad 15 uzun menzilli sistemler de dahil olmak üzere, Rus yapımı
S-300PMU-2 de başkent Tahran'ı korumak için konuşlandırılmıştır ve İsrail, ABD ve diğer NATO üyesi devletlerin güçleri yıllardır bu sistemi etkisiz hale getirmek ve imha etmek için hazırlık yapmaktadır.


SON DURUM: DÖRT NATO ÜLKESİ BİRLİKTE SALDIRIDA
Military Watch, son durumla ilgili çarpıcı bir bilgi sunuyor:
Dört Nükleer Silah Sahibi Devlet Artık İran'la Savaş Halinde: ABD Önderliğindeki Saldırıya Daha Fazla NATO Üyesi Katılıyor

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yoğun saldırılarının başlamasının ardından , Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn de dahil olmak üzere birçok ülke operasyonlara katıldı ve çatışmanın ilk birkaç saatinde kendi topraklarındaki ABD üslerini korumak için yerel savaş uçaklarını ve hava savunma sistemlerini devreye soktu.

Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'a sırasıyla Rafale ve Eurofighter savaş uçaklarını önceden konuşlandıran Fransa ve Birleşik Krallık, iki Körfez ülkesindeki ABD üslerine saldırı düzenleyen İran insansız hava araçlarını ve havada asılı kalan mühimmatları düşürmek için uçakları hızla konuşlandırdı; Kıbrıs'ta konuşlanmış İngiliz F-35B savaş uçakları da hava savunma operasyonlarına katkıda bulundu.

Fransız Donanması, İran'a karşı ittifak hava gücünü daha da güçlendirmek için tek uçak gemisi Charles de Gaulle'ü Akdeniz'e gönderirken, Birleşik Krallık da daha fazla destek sağlamak için Type 45 sınıfı hava savunma destroyeri HMS Duncan'ı gönderdi .
Bu saldırı boyutu da, İran'ın hiç de hafife alınan bir güç olmadığının da bir kanıtı olabilir.

Muhabir: CEMİL YURTMAN