BAÜN Akademisyeninden Yapay Zekâ Araştırması: Akademisyenlerin Kullanım Tercihleri Ortaya Çıktı
Balıkesir Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Bilge Villi'nin de yer aldığı araştırmada, Türkiye'nin farklı üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin yapay zekâ kullanım alışkanlıkları mercek altına alındı. Çalışmada yapay zekâ kullanımının tek tip olmadığı, akademik göreve göre önemli farklılıklar gösterdiği ortaya çıktı.
Yapay zekâ teknolojilerinin eğitimden bilime, akademik araştırmalardan günlük çalışma süreçlerine kadar hayatın birçok alanında daha fazla kullanılmaya başlandığı dönemde, Balıkesir Üniversitesi'nden dikkat çeken bir akademik çalışma geldi.
Balıkesir Üniversitesi Balıkesir Meslek Yüksekokulu Büro Hizmetleri ve Sekreterlik Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Bilge Villi'nin de içerisinde yer aldığı araştırmada, akademisyenlerin yapay zekâ araçlarını kullanma biçimleri ayrıntılı şekilde incelendi.
Çalışma, akademisyenlerin yapay zekâyı yalnızca genel bir teknoloji olarak benimsemediğini, kullanım biçimlerinin yaptıkları akademik göreve göre değişebildiğini ortaya koydu.
Araştırmada 116 üniversiteden 368 akademisyenin verileri incelendi
Araştırma kapsamında Türkiye'deki 116 üniversitede görev yapan 368 akademisyenden elde edilen veriler değerlendirildi.
Akademisyenlerin yapay zekâ kullanımını farklı boyutlarıyla ele alan çalışmada dört temel akademik faaliyet üzerinde duruldu.
Bunlar; genel akademik görevler, akademik yazım, literatür taraması ve görsel içerik oluşturma olarak sıralandı.
Böylece araştırmada yalnızca akademisyenlerin yapay zekâ kullanıp kullanmadığına bakılmadı. Yapay zekânın hangi akademik faaliyetlerde daha fazla kullanıldığı ve kullanım davranışının hangi faktörlerden etkilendiği de araştırıldı.
Yapay zekâ kullanımı akademik göreve göre değişiyor
Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri, akademisyenlerin yapay zekâyı bütün akademik faaliyetlerde aynı şekilde kullanmadığının belirlenmesi oldu.
Başka bir ifadeyle, yapay zekâ kullanımının tek tip bir benimseme davranışı olmadığı ortaya çıktı.
Akademisyenlerin yapay zekâdan yararlanma biçimleri; yaptıkları işin niteliğine, mesleki rollerine ve yapay zekâ konusundaki yeterliliklerine göre farklılaşabiliyor.
Bu sonuç, üniversitelerde yapay zekâ kullanımına ilişkin eğitim ve politika çalışmalarının da bütün akademik faaliyetleri tek bir çerçevede değerlendirmek yerine göreve özgü olarak ele alınmasının önemini ortaya koyuyor.
Literatür taramasında dikkat çeken sonuç
Araştırmada özellikle literatür taraması alanında dikkat çekici bir sonuç elde edildi.
Makine öğrenmesi analizlerinde en güçlü tahmin performansının literatür taramasındaki yapay zekâ kullanımı için elde edildiği belirlendi.
Bu durum, akademisyenlerin literatür araştırmalarında yapay zekâ kullanımının diğer bazı akademik faaliyetlere kıyasla daha sistematik ve öngörülebilir bir yapı sergilediğine işaret etti.
Yapay zekânın akademik bilgiye ulaşma, bilgiyi düzenleme ve araştırma sürecini destekleme amacıyla kullanılması, bu alanı akademide yapay zekâ kullanımının öne çıkan başlıklarından biri haline getiriyor.
Yapay zekâ yeterliliği önemli bir faktör olarak öne çıktı
Araştırmada yapay zekâyı kullanabilme yeterliliğinin de önemli bir unsur olduğu görüldü.
Yapay zekâ kullanım yeterliliğinin özellikle genel akademik görevlerde ve literatür taramasında yapay zekâ kullanımını anlamlı biçimde yordadığı belirlendi.
Bu sonuç, akademisyenlerin yapay zekâ araçlarından daha etkin yararlanabilmesi için yalnızca araçlara erişimin yeterli olmadığını; bu teknolojilerin nasıl ve hangi amaçlarla kullanılacağının da bilinmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Akademik unvan da kullanım biçimini etkiliyor
Çalışmada akademik unvanın da yapay zekâ kullanımında önemli bir profesyonel unsur olduğu belirlendi.
Akademik unvanın; genel akademik kullanım, akademik yazım ve literatür taramasında yapay zekâ benimsemesini farklılaştıran faktörlerden biri olarak öne çıktığı görüldü.
Bu bulgu da üniversitelerde yapay zekâ konusunda hazırlanacak eğitim programlarının farklı akademik grupların ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlanmasının önemini ortaya koyuyor.
Yapay zekâ eğitimleri yalnızca teknik bilgilerden oluşmamalı
Araştırmanın yükseköğretim açısından dikkat çeken sonuçlarından biri de akademisyenlere yönelik yapay zekâ eğitimlerinin kapsamına ilişkin oldu.
Doç. Dr. Bilge Villi'nin değerlendirmelerine göre, akademisyenlere yönelik yapay zekâ eğitimlerinin yalnızca teknik kullanım becerileriyle sınırlı kalmaması gerekiyor.
Akademik göreve özgü kullanım senaryolarının yanı sıra etik, güvenli ve sorumlu yapay zekâ kullanımı da bu eğitimlerin önemli bir parçası olmalı.
Özellikle akademik araştırmalarda kullanılan bilgilerin doğruluğu, yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklerin kontrol edilmesi ve akademik etik ilkelerin korunması büyük önem taşıyor.
Amaç daha bilinçli yapay zekâ kullanımı
Araştırmada elde edilen sonuçların, yükseköğretim kurumlarının yapay zekâ politikalarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Akademisyenlerin yapay zekâyı hangi görevlerde ve ne şekilde kullandığının anlaşılması, üniversitelerin eğitim programlarını ve kurumsal politikalarını daha doğru biçimde şekillendirmesine yardımcı olabilir.
Bu açıdan çalışma, yapay zekânın akademik hayatta kullanımını yalnızca teknolojik bir dönüşüm olarak değil, aynı zamanda mesleki rol, görev ve sorumlu kullanım boyutlarıyla ele alıyor.
Balıkesir Üniversitesi adına dikkat çeken akademik çalışma
Araştırmada Balıkesir Üniversitesi'nden Doç. Dr. Bilge Villi'nin yanı sıra Selçuk Üniversitesi'nden Doç. Dr. Alaaddin Selçuk Köylüoğlu, Gaziantep Üniversitesi'nden Doç. Dr. İbrahim Halil Efendioğlu ve Kocaeli Üniversitesi'nden Prof. Dr. Fatih Koç'un imzası bulunuyor.
Akademisyenlerin ortak çalışması, uluslararası dergi sıralamalarında üst dilimde yer alan Acta Psychologica dergisinde yayımlandı.
Çalışmanın uluslararası akademik literatürde yer alması, Balıkesir Üniversitesi açısından da dikkat çeken bir akademik çıktı olarak öne çıkıyor.
Akademide yapay zekâ kullanımına yeni bakış
Araştırmanın ortaya koyduğu temel sonuç, akademisyenlerin yapay zekâ kullanımının tek bir davranış modeliyle açıklanamayacağı yönünde.
Genel akademik görevlerden akademik yazıma, literatür taramasından görsel içerik üretimine kadar farklı faaliyetlerde yapay zekâ kullanımının değişebildiği görülüyor.
Bu nedenle üniversitelerde yapay zekâ kullanımının yaygınlaştırılmasının yanında, hangi görevin hangi yapay zekâ kullanımını gerektirdiği, teknolojinin nasıl güvenli ve etik kullanılacağı ve akademisyenlerin bu konudaki yeterliliklerinin nasıl geliştirileceği sorularının da önem taşıdığı ortaya çıkıyor.
Balıkesir Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Bilge Villi'nin de yer aldığı çalışma, Türkiye'deki akademisyenlerin yapay zekâ ile kurduğu ilişkinin farklı akademik görevler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerken, yükseköğretimde daha bilinçli ve sorumlu yapay zekâ kullanımına yönelik çalışmalara da katkı sunuyor.



