Türkiye’nin e-ihracat performansı büyümeye devam ediyor. 2025 yılında e-ihracattan 5 milyar dolar döviz geliri elde edilirken, 11 bin 500’ün üzerinde kişi ve işletme 10 bin doların üzerinde e-ihracat gerçekleştirdi. Rakamlar, Türkiye’deki yerel üreticiler ve markalar açısından uluslararası pazarlara açılmanın giderek daha önemli hale geldiğini ortaya koydu.
TOBB E-Ticaret Meclis Üyesi ve ideasoft CEO’su Sinan Akdal, e-ihracatta başarının artık sadece yabancı pazarlara satış yapabilmekle sınırlı olmadığını belirterek, farklı ülkelerdeki tüketicilerin beklentilerine uygun alışveriş deneyimi sunmanın önemine dikkat çekti.
Akdal, e-ihracatın ticaretin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirterek, bir e-ticaret sitesini yabancı dile çevirmenin tek başına yeterli olmadığını söyledi. Dil, para birimi, ödeme sistemleri, kargo, sipariş yönetimi ve satış kanallarının birbiriyle uyumlu çalışması gerektiğini vurguladı.
Yapay zeka haftalar süren işleri saniyelere indiriyor
Teknolojinin e-ihracatta işletmelere önemli avantajlar sağladığını ifade eden Akdal, özellikle yapay zeka destekli çözümlerle farklı pazarlara hazırlık süreçlerinin büyük ölçüde hızlandığını kaydetti.
Geçmişte ürün ve internet sitesi içeriklerinin farklı dillere uyarlanmasının günler, hatta haftalar sürdüğünü belirten Akdal, bu işlemlerin bugün yapay zeka destekli çözümlerle saniyeler içinde gerçekleştirilebildiğini söyledi.
Yeni pazarlara tek merkezden açılma imkanı
ideasoft tarafından geliştirilen ideasoft Export platformunun işletmelerin uluslararası pazarlara açılmasını kolaylaştırmayı hedeflediğini belirten Akdal, sistem sayesinde dil, içerik ve satış süreçlerinin tek merkezden yönetilebildiğini ifade etti.
Yeni pazarlara açılmak isteyen işletmelerin karmaşık operasyonlar ve yeni ekipler kurmak zorunda kalmadan süreçlerini yönetebilmelerinin önemine işaret etti.
Aydın'dan Norveç'e uzanan e-ihracat örneği
Teknolojinin yerel üreticiler için oluşturduğu fırsatlara örnek olarak Aydınlı Amca markasını gösteren Akdal, Aydın'da kendi tarlasında yetiştirilen doğal ürünlerin teknoloji sayesinde başta Norveç olmak üzere farklı ülkelere ulaştırıldığını anlattı.
Yerel üretimin küresel pazarlara taşınmasının önemini vurgulayan Akdal, bir bölgede yetiştirilen ürünün dünyanın başka bir ülkesindeki tüketiciyle buluşmasının e-ihracatın yarattığı değeri gösterdiğini belirtti.
Lokalizasyon sadece çeviri yapmak değil
Uluslararası pazarlarda kalıcı olabilmek için lokalizasyonun önemine dikkat çeken Akdal, ürün açıklamalarının başka dillere çevrilmesinin tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Fiyatlandırma, ödeme yöntemleri, teslimat beklentileri ve iade alışkanlıklarının da hedef ülkenin koşullarına göre düzenlenmesi gerektiğini belirten Akdal, e-ihracata başlayacak işletmelere önce bir veya birkaç pazara odaklanmalarını önerdi.
Akdal, bütün ülkelere aynı anda satış yapmaya çalışmak yerine sınırlı bir ürün grubuyla işe başlamanın daha sağlıklı olacağını ifade etti.
Pazaryerleri ile kendi siteniz birbirinin alternatifi değil
E-ihracatta pazaryerleri ve markaların kendi internet sitelerinin farklı işlevler üstlendiğini belirten Akdal, iki satış kanalının birbirini tamamlayacak şekilde kullanılmasını önerdi.
Pazaryerlerinin yeni ülkelerde hızlı müşteri kazanımı ve satış hacmi sağlayabildiğini kaydeden Akdal, markaların kendi e-ticaret sitelerinin ise marka değerini büyütmek ve müşterilerle doğrudan ilişki kurmak açısından önemli olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin e-ihracatta bundan sonraki hedefinin sadece ihracat yapan işletme sayısını artırmak olmaması gerektiğini vurgulayan Akdal, kendi markasıyla uluslararası pazarlara açılan ve daha yüksek katma değer üreten işletmelerin çoğalmasının önemine işaret etti.





