Antalya'da düzenlenen gastronomi forumuna katılan Balıkesir Üniversitei Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Doğdubay, Türk mutfağının dünya vitrinine taşınmasında kullanılan mevcut söylemlerin yetersiz kaldığını belirtti.
Doğdubay’a göre, Türk gastronomisini rakiplerinden ayıracak en büyük "soft power" (yumuşak güç), Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan binlerce yıllık tarihsel göç süreci.
🌍 "Göç Süreci, En Güçlü Farkımız"
Prof. Dr. Doğdubay, Türk mutfağının sadece zengin bir yemek listesi olmadığını, yaşayan bir kültürel süreklilik olduğunu ifade etti. Klasikleşen "mozaik" söyleminin ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Doğdubay, şu kritik noktalara değindi:
- Kültürel Köprü: Orta Asya’daki saha çalışmalarında, iki coğrafya arasındaki mutfak bağının hâlâ canlı olduğunu gördük.
- Küresel Avantaj: Göçle beraber taşınan teknikler ve kültürel ögeler, diğer ülke mutfaklarıyla kıyaslandığında Türkiye’ye devasa bir fark yaratma imkânı sunuyor.

🏛️ Yerelden Ulusala: Bütüncül Strateji Şart
Gastronomi değerlerinin tanıtımının şu an için "lokal" düzeyde sıkıştığını belirten Doğdubay, bir "üst akıl" ve kurumsal yapı ihtiyacına dikkat çekti:
- Bakanlık ve STK İş Birliği: Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sivil toplum kuruluşları yerel değerleri ulusal ölçekte bir yapıya kavuşturmalı.
- Gastronomi Yılı Önerisi: Bir yılın "Gastronomi Yılı" ilan edilmesinin, küresel tanıtım için büyük bir ivme kazandıracağı vurgulandı.
- Üniversite-Belediye Sinerjisi: Akademinin teorik bilgisi ile yerel yönetimlerin uygulama gücünün birleştirilmesi, gastronomi turizmi için hayati önem taşıyor.
📝 "Yaptığını Yaz, Yazdığını Yap"
Geleneksel mirasın korunmasında en büyük riskin "kayıt dışılık" olduğunu belirten Doğdubay, somut olmayan kültürel miras çalışmalarının önemini şu sözlerle anlattı:
"Balıkesir’de özel gün yemeklerini tüm reçeteleriyle kayıt altına aldık. Gastronomide kural şudur: Yaptığını yaz, yazdığını yap. Kayıt altına alınan her lezzet, geleceğe aktarılan bir markadır."




