Balıkesir’in 6 Eylül Kurtuluş Günü kutlamalarında ortaya çıktıkları anda bütün dikkatleri üzerlerine çekiyorlar. Üzerlerinde keçi ve koyun postları, yüzlerinde siyah boya, ellerinde değnekler ve çanlar... Bugün törenlerin en renkli geleneklerinden biri olan Tülütabakların hikâyesi ise bir gösteriden çok daha fazlasına, Balıkesir’in işgal yıllarındaki sıra dışı direnişine uzanıyor.
6 Eylül’de Balıkesir’in kurtuluşunun 104. yılı kutlanırken yine en fazla ilgi görenlerden biri Tülütabaklar oldu.
Onları ilk kez gören biri için görüntü oldukça sıra dışı. Postlara bürünmüş, yüzlerini siyaha boyamış, ellerindeki değnek ve çanlarla sokaklarda dolaşan Tülütabaklar, bugün Balıkesir'in kurtuluş törenleriyle özdeşleşmiş durumda.
Fakat bu kıyafetlerin her birinin geçmişte bir karşılığı var.
Tülütabakların hikâyesi, Balıkesir'in Milli Mücadele yıllarında geliştirdiği belki de en ilginç direniş yöntemlerinden birine dayanıyor.

Tülütabaklar Kimdir, Yunan Askerlerini Neden Korkutuyorlardı?
Tülütabakların kökeninde debbağlar, yani deri işçileri bulunuyor.
Balıkesir'in işgal yıllarında direniş yanlısı toplantılar yapılırken, işgal güçlerinin gece devriyeleri bu buluşmalar açısından ciddi bir sorun oluşturuyordu. Deri ustalarının geliştirdiği yöntem ise oldukça sıra dışıydı.
Keçi veya koyun postlarını üzerlerine geçiriyor, at kuyrukları kullanıyor, yüzlerini ve vücutlarını baca kurumuyla siyaha boyuyorlardı. Ellerindeki çan ve değneklerle gecenin karanlığında ortaya çıkarak devriye gezen Yunan askerlerini korkutuyor, ardından yeniden gözden kayboluyorlardı.

Amaç doğrudan silahlı bir çatışmaya girmekten çok askerlerin dikkatini dağıtmak, psikolojik baskı oluşturmak ve Milli Mücadele yanlılarının toplantılarını daha rahat gerçekleştirebilmesine zaman kazandırmaktı.
Özellikle önemli toplantıların yapılacağı gecelerde ortaya çıktıkları anlatılan Tülütabakların bu görüntüsü, zaman içinde Balıkesir'in yerel direniş hafızasının bir parçası haline geldi.
Bu hikâyenin arka planında ise Balıkesir'in Milli Mücadele'deki özel konumu bulunuyor.
İzmir'in 15 Mayıs 1919'da işgal edilmesinin hemen ardından Balıkesir'de direniş örgütlenmeye başladı. Alaca Mescit'teki toplantının ardından 19 Mayıs'ta oluşturulan Heyet-i Merkeziye ve daha sonra gerçekleştirilen Balıkesir kongreleri, kentteki Kuva-yı Milliye hareketinin örgütlenmesinde önemli rol oynadı.
Balıkesir 30 Haziran 1920'de işgal edildi ve yaklaşık iki yılı aşkın süren işgal, 6 Eylül 1922'de kentin kurtuluşuyla sona erdi.

100 Yılı Aşan Hikâye Bugün 6 Eylül’de Yaşatılıyor
İşgal günlerinde askerleri şaşırtmak ve korkutmak için kullanılan görünüm, aradan geçen bir asrı aşkın sürenin ardından Balıkesir'in en tanınan kültürel simgelerinden birine dönüştü.
Bugün Tülütabaklar 6 Eylül kutlamalarında sokaklara çıktıklarında geçmişteki görünümü canlandırıyor. Postları, siyaha boyanmış yüzleri, çanları ve değnekleriyle tören alanında dolaşıyor; zaman zaman vatandaşların arasına girerek özellikle çocukların hem korkup hem eğlendiği görüntüler oluşturuyorlar.
Törenlerde protokolün önüne geldiklerinde ise geleneksel gösterinin farklı bir bölümü başlıyor. Tülütabaklar bir halka oluşturuyor, ellerindeki değnekleri ortaya bırakıyor ve zeybek oynayarak selamlamada bulunuyor.
Dün, 6 Eylül 2026'da Balıkesir'in kurtuluşunun 104. yıl dönümünde ortaya çıkan o görüntülerin arkasında da işte bu hikâye vardı.
Bugün eğlenceli bir kurtuluş geleneği gibi görünen Tülütabaklar, aslında Balıkesir'in işgal yıllarında silahın yanında zekâyı, dayanışmayı ve psikolojik mücadeleyi de bir direniş aracına dönüştürmesinin yaşayan hatıralarından biri.





