Karadeniz sahil kesiminde son dönemde artan sismik hareketlilik, uzmanları alarma geçirdi.
Prof. Dr. Osman Bektaş, bölge halkı ve yetkililer arasındaki "burada deprem olmaz" algısının bilimsel gerçeklerle uyuşmadığını belirterek hayati uyarılarda bulundu. Bektaş’a göre, Karadeniz Fayı sadece canlı değil, aynı zamanda ciddi bir gerilim biriktiriyor.
📉 "Mikro Küme" Her Yıl Daha da Büyüyor
Kandilli Rasathanesi verilerini işaret eden Bektaş, Trabzon ve Rize açıklarında sinsi bir hareketliliğin devam ettiğini vurguladı. Yıllara göre değişen sismik tablo ise oldukça düşündürücü:
- 2023: Trabzon-Rize açıklarında ilk mikro deprem kümesi oluştu.
- 2024: Rize-Çamlıhemşin’de 4,8 büyüklüğünde bir sarsıntı ve peşinden gelen heyelanlar yaşandı.
- 2025: Trabzon açıklarındaki 3,2 ve 3,5 büyüklüğündeki depremler kümeyi genişletti.
- 2026: Aynı bölgede meydana gelen 3,8'lik sarsıntı, riskin yukarı yönlü ivme kazandığını gösteriyor.

🏗️ Alüvyon Zemin ve Dolgu Alanı Tehdidi
Prof. Dr. Bektaş, tehlikenin sadece depremin büyüklüğüyle sınırlı olmadığını, asıl riskin bölgenin zemin yapısında gizlendiğini belirtti.
- Hasarı Katlayan Zemin: Sahildeki dolgu alanları ve gevşek alüvyon zeminler, küçük depremleri bile yıkıcı hale getirebilir.
- Yamaç Hareketleri: Dağlar yükselirken sahil yamaçlarının hızla aşağı kayması, yerleşim alanlarını heyelan riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
- M 6,6 Uyarısı: AFAD verilerine göre bölgenin 6,6 büyüklüğünde bir depreme hazırlıklı olması gerektiğini hatırlatan Bektaş, kumsal ve dolgu alanlarda bu şiddetin daha da yıkıcı hissedileceğini savundu.
🚨 "Gerçeklerle Yüzleşme Vakti"
27 Ocak'ta Trabzon Ortahisar'da yaşanan 3,8'lik sarsıntının bir uyarı fişeği olduğunu söyleyen Bektaş, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Doğu Karadeniz sahili pasif değil, kabuk gerilim altında. Artık 'güvenli şehir' algısı geçerli değil. Dağ yükselirken kıyı yamaçları aşağı kayıyor. Bilimsel planlama ve yapı dayanımı artık bir tercih değil, zorunluluktur."





