İran–ABD–İsrail hattında yükselen tansiyon, yalnızca bölgesel bir kriz değil; küresel güç dengesini etkileme potansiyeli taşıyan çok katmanlı bir kırılma sürecine işaret ediyor. Milli İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Hakkı Uygur’un analizinde çizdiği tablo, Tahran’ın hem dış cephede askeri baskı hem iç cephede ekonomik ve toplumsal kırılganlıkla eş zamanlı mücadele ettiğini ortaya koyuyor. Peki kritik soru şu: ABD gerçekten İran’ı doğrudan vurur mu? Yoksa baskı başka araçlarla mı sürecek?


7 Ekim Sonrası Yeni Dönem: “Kontrollü Gerginlik” Bitti

Dr. Hakkı Uygur’a göre bölgesel milat 7 Ekim. Bu tarihten sonra İsrail’in İran ve vekil güçlerine karşı yıllardır sürdürdüğü “sınırlı ve ölçülü angajman” stratejisi yerini doğrudan caydırıcılığı hedef alan geniş ölçekli askeri baskıya bıraktı.

Bu değişim üç sonucu beraberinde getirdi:

  1. İran’ın çevre savunma hattı çözüldü – Hizbullah, Suriye sahası ve diğer vekil ağlar ciddi darbe aldı.

  2. Savaş İran topraklarına taşındı – Hava savunma sistemleri ve askeri altyapı hedef oldu.

  3. ABD ile İsrail’in pozisyonu tam örtüştü – Özellikle Trump döneminde bu eşgüdüm daha sert bir hatta kaydı.

Uygur’un dikkat çektiği en kritik nokta şu:

İran krizi zamana yayarak soğutma stratejisi izledi, ancak savaşın ülke içine sıçramasını engelleyemedi.


ABD İran’ı Doğrudan Vurur mu?

Uygur’un çerçevesi

  • ABD’nin önceliği rejim devirmekten çok İran’ı stratejik tavize zorlamak

  • Askeri baskı, ekonomik yaptırım ve psikolojik caydırıcılık birlikte yürütülüyor

  • Doğrudan işgal veya rejim değişikliği operasyonu yüksek maliyetli ve riskli


Sahadaki işaretler

  • ABD askeri varlığı bölgede artırılıyor

  • Diplomatik söylem sert, ancak henüz tam kapsamlı savaş başlatılmadı

  • Washington, İran içindeki ekonomik çöküşün siyasi sonuç üretmesini bekliyor

ABD’nin kısa vadede hedefi topyekûn savaş değil; İran’ı içeriden zayıflatıp masaya diz çöktürmek. Ancak İsrail kaynaklı ani bir genişleme senaryosu denklemi değiştirebilir.


Trump Ne Yapmak İstiyor?

Trump faktörü bu denklemin en öngörülemez unsuru.

Uygur’un analizine paralel biçimde Trump’ın yaklaşımı üç ayaklı görünüyor:

  1. Hızlı sonuç alma arzusu (uzun süreli diplomasiye sabırsızlık)

  2. Güç gösterisiyle müzakere dayatma

  3. İran’ı Venezuela benzeri bir kırılma noktasına sürükleme isteği

Ancak İran, Venezuela değil:

  • Kurumsal devlet yapısı güçlü

  • Güvenlik bürokrasisi tecrübeli

  • Toplumsal muhalefet rejimi otomatik devirecek düzeyde değil

Bu nedenle Trump’ın sertliği, savaşı bitirmekten çok yangını büyütebilir.


İran’daki Halk Protestoları Rejimi Sarsar mı?

Ekonomik kriz, döviz şokları ve yaptırımların etkisiyle sokak gösterileri artıyor. Ancak Uygur’un altını çizdiği gibi:

1979’dan bu yana hiçbir kitlesel protesto İran’ın ana dış politika çizgisini değiştirmedi.

Bu şu anlama geliyor:

  • Rejim baskı araçlarını kullanmakta deneyimli

  • Güvenlik aygıtı çözülmediği sürece sistem ayakta kalabilir

  • Ancak uzun süreli ekonomik çöküş, güvenlik güçlerinin motivasyonunu zayıflatabilir


ABD’deki İç Karışıklıklar Bu Süreci Etkiler mi?

ABD iç siyaseti de bu denklemin parçası:

  • Sokak protestoları

  • siyasi kutuplaşma

  • seçim baskısı

Bu tablo, dış krizleri iç kamuoyunu konsolide edecek araçlara dönüştürme riskini artırıyor. Dış tehdit algısı, Washington’da sert kararları kolaylaştırabilir.


Savaş Çıkarsa Bölgeye Yayılır mı?

Evet, yüksek olasılık. Çünkü:

  • Irak’taki milis ağları

  • Lübnan hattı

  • Körfez enerji koridorları

  • Suriye sahası

hepsi zincirleme reaksiyon potansiyeli taşıyor. Böyle bir savaş, klasik iki ülke çatışması değil, çok cepheli bir bölgesel yangın olur.


3. Dünya Savaşı mı?

Şu an için hayır. Ancak risk şu:

  • Büyük güçler doğrudan çarpışmıyor

  • Ama vekil savaşlar genişliyor

  • Enerji, ticaret ve deniz yolları etkileniyor

Bu durum, “küresel sistemik gerilim” evresine işaret ediyor — soğuk savaş benzeri çok merkezli bir çatışma düzeni.


Türkiye Ne Yapıyor?

Uygur’un analizinde Türkiye için kritik başlık şu:

  • Ankara, arabuluculuk kanallarını açık tutuyor

  • Aynı anda sınır güvenliği ve iç güvenlik tedbirlerini artırıyor

  • İran’da kaos senaryosu, Türkiye için göç, güvenlik ve enerji riski demek

Suriye örneği hafızalarda: Komşu ülkedeki kriz, uzun vadeli bir dış politika dosyasına dönüşebilir.


GENEL DEĞERLENDİRME

Soru Olası Yanıt
ABD İran’ı vurur mu? Sınırlı operasyon mümkün, topyekûn savaş düşük ama riskli
Büyük savaş çıkar mı? İsrail–İran hattında tırmanma halinde evet
Bölgeye yayılır mı? Yüksek ihtimal
Rejim İran’da düşer mi? Kısa vadede zor
Trump ne istiyor? Hızlı baskı, zorlayıcı müzakere
3. Dünya Savaşı mı? Hayır, ama küresel gerilim evresi


İran–ABD gerilimi artık diplomatik kriz olmaktan çıkmış, askeri, ekonomik ve toplumsal boyutları iç içe geçmiş çok katmanlı bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Dr. Hakkı Uygur’un işaret ettiği gibi, asıl soru savaşın çıkıp çıkmayacağı değil; hangi ölçekte, hangi süreyle ve hangi cephelerde yaşanacağı.

Bu denklemde en kırılgan halka ise her zaman olduğu gibi bölge ülkeleri. Türkiye için ise mesele artık dış politika başlığı değil, doğrudan milli güvenlik dosyası.

Kaynak: Anadolu Ajansı