CHP’nin 2018 yılı Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla CHP Balıkesir İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek partililerle bir araya geldi. İnce, burada yaptığı konuşmada 30 Ağustos Zaferi’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecindeki tarihsel önemine dikkat çekti.
30 Ağustos Zaferi’nin Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirten İnce, zaferin kazanılmaması halinde Türkiye’nin tarihini bugün farklı kaynaklardan okumak zorunda kalabileceğini ifade etti.
İnce, Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zaferi’nin mimarı Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşlarını anarak, “Onlara minnet borçluyuz” mesajı verdi.
İNCE’DEN SİYASİ AYRILIKLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Konuşmasının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Muharrem İnce, özellikle CHP içerisinde yaşanan ayrılıklar ve CHP’den istifa ederek Yeni Parti’ye geçen isimlerle ilgili görüşlerini paylaştı.
Cemal Enginyurt’a yönelik sosyal medya paylaşımı hakkında da konuşan İnce, siyasetçilerin geçmişteki siyasi tercihleri üzerinden değerlendirmelerde bulundu.
İnce, kendi siyasi geçmişine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Bak ben hayatım boyunca CHP'liydim. Bir kere evden kaçtım. Sonra geri geldim. Bak başka yere gitmem ben bu kadar. Onlar CHP'den istifa edip gidip başka partiye gitmedi. Kendim parti kurdum, kendim.”
“PARTİ KURMAK TURŞU KURMAYA BENZEMEZ”
Muharrem İnce, kendi siyasi hareketini kurma sürecine de gönderme yaparak parti kurmanın kolay bir iş olmadığını söyledi.
İnce, “Parti kurmak da turşu kurmaya benzemez yani. Zor iştir. Helal parayla kuracaksınız o işleri. Helal parayla” ifadelerini kullandı.
İnce ayrıca Cemal Enginyurt’a yönelik paylaşımına ilişkin değerlendirmesinde, “Demokrat Partili oldun, CHP'li oldun, Yeni Partili oldun. Tayyip destekçisi oldun, Ülkücü oldun, MHP'li oldun. Her kalıba girmişsin sen” dedi.
“DÖNMELERİ EN BÜYÜK ARZUM”
CHP’den Yeni Parti’ye geçişlere ilişkin değerlendirmesinde ise daha kapsayıcı bir mesaj veren İnce, ayrılan isimlerin ilerleyen dönemde yeniden CHP’ye dönmesini arzuladığını söyledi.
İnce, CHP’nin Türkiye’de demokrasi mücadelesinin merkezinde olması gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Dönmeleri en büyük arzum. Yani bu ülkede demokrasiden şikayetçiyiz. Bu ülkede politikacılar, belediye başkanları, siyasiler, gazeteciler tutuklu. Bu ülkede tek adam rejimi var. Bu tek adam rejimini dönüştürmeliyiz, kaldırmalıyız bunu. Bunu yok etmeliyiz.”
“TÜRKİYE’Yİ DEMOKRATİKLEŞTİRECEĞİZ”
Türkiye’de kuvvetler ayrılığı ve demokratik yönetim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden İnce, mevcut siyasi sistem üzerinden eleştirilerde bulundu.
İnce, “Savcı, hakim, doktor, kaymakam, her şey bir kişi. Seçim Kurulu Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Başkomutan, her şey bir kişi. Böyle bir düzen olamaz” dedi.
Türkiye’nin demokratikleştirilmesi gerektiğini vurgulayan İnce, “Türkiye'yi demokratikleştireceğiz. Türkiye'yi soygun düzeninden kurtaracağız. Kurtarmalıyız, birlikte yapmalıyız bunu” diye konuştu.
“CHP’DE DEMOKRASİYLE YOLA ÇIKMALIYIZ”
CHP’den ayrılan isimlerin yeniden partiye dönmesine açık kapı bırakan Muharrem İnce, dönüşün belirli şartlar çerçevesinde olması gerektiğini de söyledi.
İnce, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye'de demokrasi istiyorsak, önce CHP'de demokrasiyle yola çıkmalıyız. Ben o arkadaşlarımın da günü geldiğinde tekrar geri gelmelerini çok isterim. Ama herkes de hesap vererek gelmelidir. Burası da öyle olmalıdır yani. Herkes hesabını vererek gelmelidir.”
“30 AĞUSTOS’UN GENİŞ ANLAMINA BAKMAK LAZIM”
Muharrem İnce, 30 Ağustos Zaferi’nin yalnızca askeri bir zafer olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, zaferin Türkiye’nin bağımsızlığı açısından taşıdığı geniş anlama dikkat çekti.
“30 Ağustos'ta Kuva-yi Milliye'nin şehri Balıkesir'de olmak gerçekten bir ayrıcalık” diyen İnce, bayrak ve ezanın da bağımsızlığın sembolleri olduğunu söyledi.
İnce, ezanın dar anlamda namaza çağrı olduğunu, geniş anlamda ise bağımsızlığın sembolü olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“ALTINDAKİ OK DEVRİMCİLİKTİR”
CHP’nin altı okunun anlamlarını da anlatan İnce, özellikle devrimcilik ve cumhuriyetçilik ilkeleri üzerinde durdu.
İnce, “Şimdi karşımızda altı ok duruyor. Tabii arkamda da var altı ok. En alttaki ok nedir? Devrimciliktir. Ne demektir bu? Her şey devrimin üstüne inşa edilmiştir. En üstteki ok nedir? Cumhuriyetçilik okudur. Neden? Artık Cumhuriyet tamamlanmıştır” dedi.
Ortası çentikli okun devletçiliği simgelediğini belirten İnce, çentiğin ise özel sektörü ifade ettiğini söyledi.
“30 AĞUSTOS’A GİDEN YOL BÜYÜK BİR HAZIRLIKLA BAŞLADI”
30 Ağustos Zaferi’ne giden sürecin Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında başlayan büyük bir hazırlıkla şekillendiğini anlatan İnce, 19 Eylül 1921’de Atatürk’e gazilik ve mareşallik unvanlarının verilmesinin ardından topyekûn mücadele için hazırlıkların başladığını söyledi.
İnce, halkın elindeki imkanların savaşa seferber edildiğini belirterek, “Milletin elindeki benzini vereceksiniz denmiş. Gres yağını vereceksiniz. Çelikleri teslim edeceksiniz. İki eşeğinden birini vereceksin. Buğdayının şu kadarını vereceksin. Büyük bir hazırlık yapılıyor” ifadelerini kullandı.
“KEMAL, TARİHİ FIRSATI KAÇIRMA”
26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’un başlamasının ardından yaşananları da anlatan İnce, topçu ateşinin başlamasıyla Yunan ordusunun geri çekilmeye başladığını söyledi.
İnce, Fevzi Çakmak’ın Atatürk’e hücum emri vermesi yönündeki çağrısını şöyle aktardı:
“Kemal diyor, tarihi fırsatı kaçırma. Hücum emrini ver diyor. Yunanlılar kaçıyor diyor. Atatürk, ‘Abi bekle’ diyor.”
İnce, Atatürk’ün hücum emrini hemen vermemesinin nedenini ise Yunan askerlerinin geri çekilirken siperlere saatli bombalar yerleştirmesiyle açıkladı.
“Eğer Atatürk erken hücum emri verse Türk askeri Yunan siperlerinde parça parça olacak” diyen İnce, daha sonra Fevzi Çakmak’ın Atatürk’e söylediği, “Kemal, seni bu milletin başına Allah mı gönderdi?” sözünü aktardı.
“SAKARYA, SUBAYLAR SAVAŞI’YDI”
Sakarya Meydan Muharebesi’nin 22 gün 22 gece sürdüğünü hatırlatan İnce, savaşın “Subaylar Savaşı” ve “Melhame-i Kübra” olarak da anıldığını söyledi.
İnce, Sakarya’da çok sayıda subayın hayatını kaybettiğini belirterek savaşın ne kadar ağır koşullarda kazanıldığına dikkat çekti.
“CUMHURİYET BÖYLE BİR YOKLUKTAN KURULDU”
Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki ekonomik ve sosyal koşullara da değinen İnce, Türkiye’nin savaş sonrasında büyük bir yoksulluk ve imkânsızlıkla karşı karşıya olduğunu söyledi.
“Bu Cumhuriyet böyle kuruldu” diyen İnce, o dönemde fabrikaların, yolların ve sanayi altyapısının bulunmadığını belirterek, ülkenin önemli işletmelerinin yabancıların kontrolünde olduğunu ifade etti.
İnce, “Genç nüfus yoktu. Kalanlar da sakattı, kolu bacağı yoktu. Okuma yazma bilmiyorlardı. Sümerbank yoktu, Etibank yoktu, şeker yoktu, tekstil yoktu, TÜPRAŞ yoktu” sözleriyle Cumhuriyetin hangi şartlarda kurulduğuna dikkat çekti.
“İMAN LAZIM AMA MATEMATİK DE LAZIM”
Büyük Taarruz’un yalnızca inançla değil, aynı zamanda ciddi bir planlama ve hesaplama ile yürütüldüğünü vurgulayan İnce, savaşın lojistik boyutuna ilişkin dikkat çekici bir örnek verdi.
100 bin askerin ve yaklaşık 50 bin hayvanın bulunduğu ordunun günlük yiyecek ihtiyacının hesaplandığını belirten İnce, asker başına günlük 750 gram, hayvan başına ise yaklaşık 4 kilogram yiyecek gerektiğini anlattı.
İnce, “75 ton insan, 200 ton hayvan. Bir günde 275 ton yiyecek var” diyerek, ordunun geri çekilme ihtimali de hesaba katılarak Sivas’a kadar uzanan hatta erzak depoları oluşturulduğunu söyledi.
“İman gereklidir savaş için, bu doğrudur. İman yeterli değildir, matematik de gereklidir. Zekâ da gereklidir. Matematiktir bu, mühendisliktir” diyen İnce, savaşın arkasındaki stratejik planlamaya dikkat çekti.
“30 AĞUSTOS’U KAYBETSEYDİK TÜRK TARİHİNİ BAŞKALARINDAN OKUYACAKTIK”
İnce, 30 Ağustos Zaferi’ni Türk tarihindeki diğer önemli zaferlerden farklı kılan en önemli unsurun, Türk milletinin varlığı açısından taşıdığı yaşamsal önem olduğunu söyledi.
“30 Ağustos'ta var olmakla yok olmak arasında kaldık biz” diyen İnce, Yunan ordusunun Ankara yakınlarına kadar ilerlediğini hatırlattı.
İnce, 30 Ağustos’un kaybedilmesi halinde yalnızca Cumhuriyetin değil, Türk tarihinin de farklı bir biçimde yazılacağını savundu:
“30 Ağustos'u kaybetseydik, Çanakkale Zaferi’ni İngiliz kaynaklarından okuyacaktık. Çünkü Türklük diye bir şey olmayacaktı. Biz olmayacaktık. Bize İngiliz kitaplarından okuyacaktık bunu. Yunan kitaplarından okuyacaktık. 1453'ü Yunan kitaplarından okuyacaktık.”
Kocatepe ve Dumlupınar’da yaşanacak bir yenilginin Türk tarihinin çok daha gerisine uzanacak bir sonuç doğuracağını belirten İnce, “Malazgirt’e kadar gideceklerdi. 1071’in intikamını alacaklardı” ifadelerini kullandı.
“30 AĞUSTOS HEPSİNİN ÜSTÜNDEDİR”
30 Ağustos Zaferi’nin Türk tarihindeki diğer büyük zaferlerle kıyaslandığında özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan İnce, “Onun için 30 Ağustos hepsinin üstündedir. Bu toprakların gerçek bir zaferidir o” dedi.
İnce, konuşmasının bu bölümünde 30 Ağustos’u anmayanlara yönelik sert eleştirilerde de bulundu.
“30 AĞUSTOS BÜYÜK BİR DESTANDIR”
Konuşmasının sonunda 30 Ağustos Zaferi’nin bir diriliş ve yeniden ayağa kalkış olduğunu ifade eden Muharrem İnce, Atatürk’ün askeri ve siyasi liderliğine vurgu yaptı.
İnce, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki uzun kayıpların ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya çıkışını anlatarak, “Selanikli bir yetim geliyor. Selanikli bir yetim, 223 seneye ‘Hop, durun bir dakika’ diyor” ifadelerini kullandı.
Atatürk’ün zor şartlarda yetiştiğini belirten İnce, “Bir yetim, amcaoğlu yok, dayıoğlu yok, halaoğlu yok. Kimse yok. Bir yetim. O yetimin sayesinde bugün bu topraklarda özgür olarak yaşıyoruz” dedi.
İnce, konuşmasını 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak tamamladı:
“30 Ağustos büyük bir destandır. Bir diriliştir. Bir şahlanıştır, bir ayağa kalkıştır. Onurlu bir mücadeledir. Müthiş bir şeydir. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Bayramınız mübarek olsun.”








