Kuzey Ege'de bazı yollar yalnızca bir yerden başka bir yere ulaşmak için kullanılmaz. Yolun kendisi de gezinin bir parçasıdır.

Ayvalık'ın taş sokaklarından başlayan yolculuk, Cunda'nın deniz kokusuna, zeytinliklerin arasından Kozak'ın çam ormanlarına, Kazdağları'nın eteklerindeki Adatepe'nin taş evlerine ve sonunda Assos'un binlerce yıllık tarihine ulaşır.

Bu rota, yalnızca bir yaz tatili güzergâhı değildir. Aynı zamanda Ege'nin hafızasında bir yolculuktur.

Bir tarafta masmavi deniz, diğer tarafta zeytin ağaçları… Bir yerde Rum mimarisinin izlerini taşıyan taş yapılar, biraz ileride antik bir kentin surları… Sabah denize girip öğleden sonra çam ormanlarında yürümek, akşam ise binlerce yıllık bir kentin üzerinde gün batımını izlemek mümkündür.

Üstelik bütün bunlara Ayvalık'ın zeytinyağlıları, Cunda'nın deniz ürünleri, Kozak'ın çam fıstığı, Adatepe'nin zeytinyağı ve Assos'un Ege mutfağı eşlik eder.

İşte Kuzey Ege'nin en güzel gezi hatlarından biri…


A Y V A L I K4


ROTANIN BAŞLANGICI: AYVALIK

Bu yolculuğun en güzel başlangıç noktalarından biri Ayvalık.

Ayvalık'ı yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret görmek büyük bir eksiklik olur. İlçe, tarih boyunca farklı kültürlerin buluştuğu, zeytincilik ve deniz ticaretiyle gelişmiş önemli bir yerleşimdir.


A Y V A L I K2-1


Ayvalık Belediyesi'nin tarihçe bilgilerine göre bölgedeki yerleşim izleri Kalkolitik ve Tunç Çağı'na kadar uzanıyor. Antik çağdan itibaren farklı yerleşimlerin bulunduğu bölge, özellikle 19. yüzyılda zeytinyağı ve sabun üretimiyle önemli bir ekonomik merkez haline geldi. 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde Ayvalık, İzmir'in ardından Batı Anadolu'nun önemli liman kentlerinden biri konumundaydı.

A Y V A L I K1-1


Bugün Ayvalık'ın en büyük zenginliklerinden biri de bu tarihsel mirasın günlük hayatın içinde yaşamaya devam etmesi.

Dar sokaklar, taş evler, eski kiliseler, camiler, zeytinyağı fabrikaları ve denize açılan meydanlar…

Ayvalık'ı yürüyerek keşfetmek bu nedenle en doğru başlangıçlardan biridir.


A Y V A L I K3


AYVALIK'TA NERELER GEZİLİR?

Ayvalık merkezde ilk durak tarihi sokaklar olmalı.

Saatli̇ Cami̇-1


Saatli Camii, Çınarlı Camii, Hayrettin Paşa Camii ve Ayazma Kilisesi gibi yapılar, kentin farklı dönemlerine ait kültürel izleri bir arada görmeyi sağlar.

Tarihi Rum evlerinin bulunduğu mahallelerde yürüyüş yaparken yalnızca mimariyi değil, Ayvalık'ın geçmişteki sosyal hayatını da okumak mümkün.

Ardından sahile inip deniz kenarında kısa bir mola verilebilir.

Günün ilerleyen saatlerinde ise rota Şeytan Sofrası'na çevrilebilir.


Şeytan Sofrasi


GÜN BATIMININ ADRESİ: ŞEYTAN SOFRASI

Ayvalık'ın en bilinen seyir noktalarından biri Şeytan Sofrası'dır.

Yüksek bir tepeden Ayvalık Adaları'na ve Edremit Körfezi'ne uzanan manzara özellikle gün batımında etkileyicidir. Bölge, Ayvalık'ın doğal güzelliklerini tek bir noktadan görebilmek açısından rotanın önemli duraklarından biridir.


Şeytan Sofrasi1


Burada acele etmemek gerekir.

Güneşin denize doğru ağır ağır çekilmesini, adaların siluetinin değişmesini ve gökyüzünün renklenmesini izlemek bu yolculuğun unutulmaz anlarından biri olabilir.


P A T R İ Ç A


DENİZ ZAMANI: SARIMSAKLI, PATRİÇA VE ORTUNÇ

Ayvalık'ın tarihini gezdikten sonra sıra denize geliyor.

Sarımsaklı Plajı, Altınova kıyıları, Patriça Koyu ve Ortunç çevresi, Kuzey Ege'nin farklı karakterlerdeki deniz deneyimlerini sunuyor.


S A R I M S A K L I


Sarımsaklı daha hareketli bir tatil isteyenlere hitap ederken, koylar daha sakin bir deniz günü arayanların tercihi olabilir.

Ayvalık'ın deniz turizmi kadar önemli başka bir özelliği de su altı dünyasıdır. Dalış meraklıları için de bölge ayrı bir çekim merkezidir.


C U N D A


İKİ KÖPRÜDEN GEÇİP CUNDA'YA

Ayvalık'tan sonra yolculuğun ikinci büyük durağı Cunda.

Resmî adıyla Alibey Adası olan Cunda, Ayvalık'a kara bağlantısıyla bağlanıyor. Ada, tarihi yapıları ve doğal güzellikleri nedeniyle koruma altına alınmış durumda.

C U N D A1


Cunda'ya geçildiğinde atmosfer bir anda değişiyor.

Taş döşeli sokaklar, eski Rum evleri, küçük meydanlar, sahil boyunca sıralanan restoranlar ve denize bakan kafeler…

Cunda'yı gezmenin en güzel yolu yine yürümek.


C U N D A2


CUNDA'DA TARİHİN İZİNDE

Cunda'nın en önemli yapılarından biri Taksiyarhis Kilisesi.

15. yüzyılda küçük bir ibadethane olarak başlayan yapı, 1873 yılında yeniden inşa edilerek metropolitlik kilisesi olarak kullanılmış. Günümüzde ise Rahmi M. Koç Müzesi olarak ziyaret ediliyor.

Cunda sokaklarında yürürken tarihi taş yapıların ayrıntılarına dikkat etmek gerekiyor.


C U N D A4


Kapılar, pencereler, taş işçiliği, avlular ve sokak planı; adanın geçmişteki çok kültürlü yapısının izlerini taşıyor.

Cunda'nın kültürel mirası yalnızca binalardan ibaret değil. Mübadele de adanın hafızasında önemli bir yer tutuyor.

Bu nedenle Cunda'da yapılacak bir yürüyüş, aslında bir açık hava tarih gezisine dönüşüyor.


C U N D A5


CUNDA'DA NE YENİR?

Cunda denildiğinde akla ilk gelenlerden biri deniz ürünleri.

Papalina, bölgenin en bilinen balıklarından. Bunun yanında Ege otları, zeytinyağlılar, deniz börülcesi, mezeler, yöresel peynirler ve mevsim balıkları sofranın temel parçaları.

Ayvalık'ın meşhur tostunu da unutmamak gerekiyor.

Ayvalık Belediyesi de ilçenin öne çıkan yerel lezzetleri arasında Ayvalık Tostu, lor tatlısı ve papalina balığını sayıyor; deniz ürünleri ve zeytinyağlı yemeklerin yöre mutfağındaki ağırlığına dikkat çekiyor.

Kısacası bu rotada yemek de başlı başına bir gezi deneyimi.


C U N D A6


CUNDA'DA AKŞAM: DENİZ KENARINDA EGE SOFRASI

Cunda'nın en keyifli taraflarından biri akşam saatlerinde ortaya çıkıyor.

Gün batımından sonra sahil boyunca restoranlar hareketleniyor.


P A P A L İ N A


Deniz ürünleri, mezeler, zeytinyağlılar ve Ege otları eşliğinde uzun bir akşam yemeği, Cunda deneyiminin önemli parçalarından biri.

Alkollü içecek tercih edenler için bölgenin şarapları ve rakı kültürü de bu sofralara eşlik ediyor.


B Ö R Ü L C E


Ancak bu rotanın asıl yıldızı her zaman aynı: zeytinyağı.

Çünkü Kuzey Ege'de zeytin yalnızca bir tarım ürünü değil, yaşam biçimi.


K O Z A K-1


CUNDA'DAN KOZAK YAYLASI'NA: MAVİDEN YEŞİLE

Ayvalık ve Cunda'da denizle buluşan rota, bundan sonra iç kesimlere yöneliyor.

Yol Kozak Yaylası'na doğru ilerledikçe manzara değişmeye başlıyor.

Denizin yerini çam ormanları alıyor.


K O Z A K2


Kozak Yaylası, Madra Dağları üzerinde yaklaşık 500-700 metre yükseklikteki yayla alanlarından oluşuyor ve özellikle fıstık çamı ormanlarıyla tanınıyor. Bölge Türkiye'nin önemli çam fıstığı üretim alanlarından biri.


K O Z A K3


Burada Kuzey Ege'nin başka bir yüzüyle karşılaşılıyor.

Sessizlik…

Çam kokusu…

Dağ yolları…

Köyler…

Ve yüzyıllardır sürdürülen fıstık çamı kültürü.


K O Z A K5


KOZAK YAYLASI'NDA NE YAPILIR?

Kozak'ta amaç bir sonraki noktaya ulaşmak değil, yavaşlamaktır.

Orman yollarında kısa yürüyüşler yapılabilir.

Köylerde mola verilebilir.

Yerel ürünler incelenebilir.

K O Z A K6


Çam fıstığı, yöresel bal ve bölgenin doğal ürünleri tadılabilir.

Fotoğraf meraklıları için ise Kozak, özellikle sabah ve akşam saatlerinde son derece zengin görüntüler sunar.

Kozak Yaylası'na Bergama-Ayvalık bağlantılı güzergâhtan ulaşılabildiği ve bölgenin doğa yürüyüşleri açısından önerildiği Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın tanıtım materyallerinde de belirtiliyor.


B E R G A M A


İSTEYEN ROTAYI BERGAMA'YA UZATABİLİR

Kozak'tan sonra rotayı Bergama'ya çevirmek isteyenler için bambaşka bir tarih kapısı açılıyor.

Akropolis, Asklepion ve Kızıl Avlu gibi yapılar Bergama'nın antik çağdaki önemini gözler önüne seriyor.

B E R G A M A2


Bergama; Arkaik, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden izler taşıyan son derece zengin bir kültür coğrafyası.

Ancak bizim ana rotamız yeniden Kuzey Ege kıyılarına, Kazdağları'nın eteklerine dönüyor.


A D A T E P E1


KAZDAĞLARI'NIN ETEĞİNDE BİR TAŞ KÖY: ADATEPE

Kozak'ın çam ormanlarından sonra rotanın en etkileyici duraklarından biri Adatepe.

Adatepe, Kazdağları'nın eteklerinde kurulmuş küçük ve tarihi bir Ege köyü.

A D A T E P E2


Taş evleri, dar sokakları, zeytinlikleri ve doğayla bütünleşen yapısıyla ziyaretçiye bambaşka bir atmosfer sunuyor.

Adatepe'nin güzelliği biraz da gösterişsiz olmasından geliyor.

Burada büyük turizm tesislerinden çok taş duvarlar, ahşap kapılar, zeytin ağaçları ve sessiz sokaklar öne çıkıyor.

GoTürkiye de Adatepe'yi tarihi taş evleriyle Kazdağları eteklerinde yer alan küçük bir Ege köyü olarak tanımlıyor.


A D A T E P E3


ZEYTİNYAĞININ HİKÂYESİ: ADATEPE ZEYTİNYAĞI MÜZESİ

Adatepe'de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri Zeytinyağı Müzesi.

Burası yalnızca bir müze değil, Kuzey Ege'nin zeytin kültürünü anlamak için önemli bir durak.

A D A T E P E4


Zeytin ağacından sofraya uzanan üretim sürecini görmek, eski zeytinyağı üretim yöntemlerini tanımak ve bölgenin zeytin kültürü hakkında bilgi edinmek mümkün.

GoTürkiye'nin Zeytin Ağacı Rotası da Adatepe Zeytinyağı Müzesi'ni bu kültürel güzergâhın önemli duraklarından biri olarak gösteriyor.


A D A T E P E5


ADATEPE'DE NE YENİR?

Burada mutfağın temelinde yine zeytinyağı var.

Mevsim otları, zeytinyağlı sebzeler, köy ürünleri, zeytin ve yöresel peynirler mutlaka denenmeli.

Özellikle taze Ege otlarının zeytinyağıyla hazırlanmış çeşitleri bu bölgenin karakteristik lezzetlerinden.

Adatepe'de yemek, aslında Kuzey Ege'nin toprağını ve iklimini tatmak anlamına geliyor.


K A Z D A Ğ L A R I2


KAZDAĞLARI: EFSANELERİN DAĞI

Adatepe'den sonra biraz daha doğaya yaklaşmak isteyenler için Kazdağları çevresi ayrı bir rota sunuyor.

Antik çağdaki adı İda olan Kazdağları, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, mitolojik hikâyeleriyle de dikkat çekiyor.

Homeros'un destanlarında İda Dağı'nın önemli bir yeri bulunuyor.

K A Z D A Ğ L A R I1


Bugün ise Kazdağları; ormanları, yürüyüş parkurları, şelaleleri, köyleri, zeytinlikleri ve temiz havasıyla doğa turizminin önemli merkezlerinden biri.

Burada doğaya girerken en önemli kural ise doğaya zarar vermemek.

Ormanlık alanlarda ateş yakmamak, çöp bırakmamak ve belirlenen parkurların dışına çıkmamak gerekiyor.


A S S O S4


VE SON DURAK: ASSOS

Rotanın finali ise tarihin tam ortasında.

Behramkale'ye ulaştığınızda karşınıza yalnızca bir köy çıkmıyor.

Binlerce yıllık Assos'un üzerine kurulmuş bir tarih katmanıyla karşılaşıyorsunuz.


A S S O S3


Assos'un geçmişi Bronz Çağı'na kadar uzanıyor. Antik kent, yaklaşık 238 metre yüksekliğindeki volkanik bir tepe ve yamaçları üzerine kurulmuş.

Burada tarih yalnızca müzelerde değil.

Sokakların altında, surların taşlarında, antik yolların izlerinde ve denize bakan tepelerde yaşamaya devam ediyor.


A S S O S1


ATHENA TAPINAĞI'NDA GÜN BATIMI

Assos gezisinin en özel noktası kuşkusuz Athena Tapınağı.

Akropolün en yüksek bölümünde yer alan tapınak, MÖ 6. yüzyıla tarihleniyor ve Anadolu'daki erken dönem Dor mimarisinin önemli örneklerinden biri kabul ediliyor.

Fakat Assos'u özel yapan yalnızca tapınağın tarihi değil.

A S S O S2


Buradan Edremit Körfezi'ne doğru baktığınızda antik çağ insanının neden bu tepeyi seçtiğini daha iyi anlıyorsunuz.

Deniz aşağıda.

Körfez önünüzde.

Güneş ufukta.

Ve binlerce yıllık taşlar ayaklarınızın altında.

Assos'ta gün batımını izlemek bu nedenle sıradan bir manzara seyri değil, tarihle doğanın aynı karede buluşmasıdır.


A S S O S6


ASSOS ANTİK KENTİ'NDE TARİHİ YÜRÜYÜŞ

Athena Tapınağı'ndan aşağı doğru indikçe antik kentin diğer bölümleri karşınıza çıkıyor.

Agora…

Gymnasium…

Tiyatro…

Bouleuterion…

Nekropol…

Kilise…

Surlar…

Antik yollar…


A S S O S7


Assos tiyatrosunun önemli bir bölümü günümüze kadar korunmuş durumda. Kentin surlarının yaklaşık 4 kilometrelik bölümünün izleri de bugün görülebiliyor.

Assos'un tarihi de yalnızca Yunan ve Roma dönemlerinden ibaret değil.

Kent Pers, Bergama Krallığı, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyor. Osmanlı döneminde yapılan Hüdavendigar Camii de antik kentin hemen yanında tarihin farklı katmanlarını bir arada gösteriyor.

İşte Assos'u özel yapan da bu.

Bir yanda Athena Tapınağı…

Hemen yanında Osmanlı eseri…

Aşağıda eski liman…

Ve bütün bu tarih katmanlarının çevresinde Ege'nin mavisi.


A S S O S8


ASSOS LİMANI: TARİHİN DENİZLE BULUŞTUĞU YER

Antik kenti gezdikten sonra yol aşağıya, Assos Limanı'na inmeli.

Yukarıdaki tarihî dokudan sonra burada bambaşka bir atmosfer karşılıyor ziyaretçiyi.

Deniz kenarında restoranlar, küçük oteller, pansiyonlar ve kafeler…


A S S O S9


Günün yorgunluğunu atmak için ideal bir durak.

Assos'un kıyı kesimindeki koyları ve özellikle Kadırga çevresi deniz tatili yapmak isteyenler için de seçenekler sunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Assos'un doğal çevresi, denizi, konaklama seçenekleri ve sahilleriyle farklı yaş gruplarına hitap eden önemli bir turizm merkezi olduğunu belirtiyor.


A S S O S10


ASSOS'TA DENİZ KEYFİ: KADIRGA KOYU VE SİVRİCE

Tarih gezisinin ardından denize girmek isteyenler için Kadırga Koyu öne çıkan seçeneklerden.

Sivrice de daha sakin bir koy atmosferi isteyenlerin değerlendirebileceği noktalardan.

Bu bölgede tatil anlayışı büyük tatil merkezlerinden biraz farklı.

Daha sakin.

Daha doğal.

Daha yavaş.

Sabah denize girip öğleden sonra antik kent gezmek, akşam ise küçük bir sahil restoranında günün yorgunluğunu atmak mümkün.


A S S O S12


ARİSTOTELES'İN ASSOS'U

Assos'u diğer antik kentlerden ayıran önemli ayrıntılardan biri de Aristoteles.

Ünlü filozof Aristoteles'in bir dönem Assos'ta yaşadığı ve burada zooloji, biyoloji ve botanik üzerine çalışmalar yaptığı biliniyor.

Bu nedenle Assos'u gezerken yalnızca taş yapılara değil, burada yaşanan düşünsel hayata da bakmak gerekiyor.

Binlerce yıl önce bu tepelerde insanların doğayı, insanı ve evreni anlamaya çalıştığını düşünmek, geziyi sıradan bir turistik ziyaret olmaktan çıkarıyor.


G A S T R O N O M İ


BU ROTADA NE YENİR?

Bu yolculuk boyunca mutfak da değişiyor ama temel aynı kalıyor:

Zeytinyağı.

Ayvalık'ta Ayvalık tostu ve papalina…

Cunda'da deniz ürünleri, mezeler ve Ege otları…

Kozak'ta çam fıstığı ve yöresel ürünler…

Adatepe'de zeytin, zeytinyağı ve Ege otları…

Assos'ta taze balık ve deniz ürünleri…

Bunlara yöresel peynirler, zeytinler, ot yemekleri, zeytinyağlılar ve mevsim sebzeleri eşlik ediyor.

Bölgenin gastronomisi aslında coğrafyanın kendisini sofraya taşıyor.

Deniz balığı getiriyor.

Zeytinlikler zeytinyağını.

Ormanlar çam fıstığını.

Tarlalar sebze ve otları.

Ve köyler bütün bu ürünleri geleneksel tariflerle sofraya taşıyor.


A Y V A L I K1-2


NEREDE KALINIR?

Bu rotada konaklama tercihi, tatilin karakterini doğrudan değiştiriyor.

Ayvalık: Daha hareketli bir tatil, restoranlara ve şehir merkezine yakınlık isteyenler için uygun.

Cunda: Tarihi atmosfer, sahil, restoranlar ve akşam hayatını sevenler için ideal.

Kozak: Doğanın içinde, daha sakin ve kırsal bir deneyim arayanlar için değerlendirilebilir.

Adatepe: Taş ev atmosferinde, sessiz ve butik bir tatil isteyenler için öne çıkıyor.

Assos/Behramkale: Tarih ve denizi birlikte yaşamak isteyenler için en güçlü seçeneklerden.

Assos Limanı: Denize yakın olmak ve akşamları sahil boyunca yürümek isteyenler için.

Konaklama seçerken özellikle yaz döneminde önceden rezervasyon yapmak önemli. Sezon içinde özellikle hafta sonlarında talep yoğunlaşabiliyor.


A Y V A L I K14


KAÇ GÜN AYIRMAK GEREKİR?

Bu rotayı hızlıca tamamlamak mümkün ama asıl güzelliği yavaş gezildiğinde ortaya çıkıyor.

2 GÜNLÜK KISA ROTA

1. Gün: Ayvalık – Cunda – Şeytan Sofrası

2. Gün: Adatepe – Assos – Athena Tapınağı – Assos Limanı

Bu program yoğun olur ama temel durakları görmenizi sağlar.

3 GÜNLÜK ROTA

1. Gün: Ayvalık – tarihi merkez – Şeytan Sofrası

2. Gün: Cunda – Küçükköy – Kozak Yaylası – Adatepe

3. Gün: Kazdağları çevresi – Assos – Behramkale – Athena Tapınağı – Assos Limanı

4-5 GÜNLÜK ROTA

En ideal seçenek bu.

İlk gün Ayvalık'a ayrılır.

İkinci gün Cunda ve çevresi gezilir.

Üçüncü gün Kozak Yaylası ve Adatepe keşfedilir.

Dördüncü gün Assos ve Behramkale gezilir.

Beşinci gün ise Kadırga, Sivrice ve çevredeki koylarda deniz tatili yapılabilir.


Ayvalik Restaurant Balik7 Scaled


ROTANIN EN GÜZEL FOTOĞRAF NOKTALARI

Fotoğraf tutkunları için bu güzergâh adeta açık hava stüdyosu.

Ayvalık tarihi sokakları

Cunda taş evleri

Cunda sahili

Şeytan Sofrası gün batımı

Kozak çam ormanları

Adatepe taş sokakları

Kazdağları manzaraları

Behramkale'nin taş evleri

Athena Tapınağı

Assos surları

Assos Limanı

Özellikle gün doğumu ve gün batımı saatleri tercih edilmeli.



Cunda 2


BU YOLCULUK NE ZAMAN YAPILMALI?

Yaz ayları deniz tatili açısından en cazip dönem.

Ancak yalnızca deniz için gelmiyorsanız ilkbahar ve sonbahar çok daha keyifli olabilir.

İlkbaharda doğa canlanıyor.

Yazın deniz ve tatil öne çıkıyor.

Sonbaharda zeytin hasadı bölgeye ayrı bir hareket getiriyor.

Kış ise Kuzey Ege'nin sessiz yüzünü görmek isteyenler için farklı bir deneyim sunuyor.

Ayvalık'ın resmi etkinlik takviminde de zeytin hasadı ve turizm festivali gibi sonbahar etkinliklerinin yer alması, bölgenin turizm sezonunun yalnızca yaz aylarıyla sınırlı olmadığını gösteriyor.


Images (58)-3


BİR YOL, BİNLERCE YIL

Ayvalık'tan Assos'a uzanan bu güzergâhı özel yapan şey, mesafenin kendisi değil.

Bu yol üzerinde Ege'nin farklı zamanları birbirine bağlanıyor.

Ayvalık'ta 19. yüzyılın taş evleri…

Cunda'da mübadele ve Rum kültürünün izleri…

Kozak'ta yüzyıllardır sürdürülen çam fıstığı geleneği…

Adatepe'de zeytin kültürü…

Kazdağları'nda mitolojik İda…

Assos'ta Antik Yunan…

Roma…

Bizans…

Selçuklu…

Osmanlı…

Ve bugün modern turizm.

Bütün bunlar birkaç günlük bir yolculukta birbirine bağlanıyor.


Ayvalık Cunda Gezi Rehberi


MAVİ, YEŞİL VE TARİHİN BULUŞTUĞU KUZEY EGE

Kuzey Ege'nin güzelliği belki de tam burada saklı.

Sabah Ayvalık'ta denize bakabilirsiniz.

Öğlen Cunda'nın tarihi sokaklarında yürüyebilirsiniz.

Akşam Kozak'ın çam ormanlarında serinleyebilirsiniz.

Ertesi gün Adatepe'de taş evlerin arasında kahvenizi içebilirsiniz.

Ve günün sonunda Assos'ta Athena Tapınağı'nın gölgesinde Edremit Körfezi'ne karşı güneşi uğurlayabilirsiniz.

Bu nedenle Ayvalık–Cunda–Kozak–Adatepe–Assos hattı yalnızca bir tatil güzergâhı değil.

Denizin, doğanın, tarihin, gastronominin ve kültürün aynı yol üzerinde buluştuğu bir Kuzey Ege hikâyesi.

Muhabir: KEVSER YOLDAŞ