MEYDAN / TARIK SÜRMELİOĞLU
Balıkesir siyasetinde yeni gündem, Ayşe Pınar Yahşi ile Prof. Dr. Betül Gözel arasında yaşanan başörtüsü polemiği.. Bu polemik aslında iki kişi arasındaki sıradan bir sosyal medya tartışmasından çok daha fazlasını anlatıyor.
Türkiye’nin yıllardır aşmaya çalıştığı bir zihniyetin hâlâ siyasetin bir yerlerinde yaşadığını görüyoruz yeniden.
Tartışmanın nereden başladığını, öncesinde ne yaşandığını, kimin kime neden cevap verdiğini bilmiyorum. Dolayısıyla “ilk kim söyledi, ikinci kim cevap verdi” hesabına girmeyeceğim. Bildiğim şu: Ayşe Pınar Yahşi, sosyal medya hesabından Prof. Dr. Betül Gözel’in geçmişte başörtüsü kullanmış olmasını gündeme getirerek şu ifadeleri kullanıyor:
“Kim olduğunu bilmesek Cumhuriyetçi, laik, ilerici falan sanacaksın. Düne kadar çarşafının içinden ayet paylaşan abla Cumhuriyet Halk Partisi’ni anlatıyor. Haddini bilmek lazım.”
***
Bir insanın geçmişte başörtüsü takmış olması neden siyasi kimliğini sorgulamak için malzeme olsun?
Bir kadın inancı gereği kapanmış olabilir. Sonra başını açabilir. Başka bir hayat tercih edebilir. İnancı aynı kalabilir, değişebilir, güçlenebilir, zayıflayabilir.
Siyasi düşüncesi değişebilir. Partisi değişebilir.
Hatta yıllar içerisinde hayata bakışı tamamen değişebilir.
Bunların tamamı insan olmanın doğal tarafıdır.
Betül Gözel de zaten verdiği cevapta bunu açıkça anlatıyor. Geçmişte başörtülü olduğunu saklamıyor. Neden bıraktığını söylüyor. Bugün de inançlı olduğunu ifade ediyor. Aynı zamanda Cumhuriyetçi, laik ve Altı Ok çizgisinde olduğunu söylüyor.
Bunda bir çelişki yok.
Çünkü başörtüsü bir siyasi parti üyelik kartı değil…
Başörtüsü takan herkes muhafazakâr bir partide siyaset yapmak zorunda da değil. Türkiye’nin artık bunu anlamış olması gerekiyor. Daha doğrusu, anlaması gerekiyordu.
***
Atatürkçülüğü saçın görünmesine, laikliği de dini inançtan uzak durmaya indirgemek, hem Atatürk’ün düşünce dünyasına hem de Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine haksızlık.
Betül Gözel’in Ayşe Pınar Yahşi’ye verdiği cevapta söylediği en önemli şeylerden biri de bu zaten:
“Başörtüsünü gericilik ölçüsü, açık başı da Atatürkçülük diploması sanıyorsanız, yüz yıllık Cumhuriyet’ten hiçbir şey anlamamışsınız demektir.”
Katılmamak mümkün mü?
Bugün hâlâ bir kadının başındaki örtüden onun Cumhuriyetçiliğini, laikliğini, ilericiliğini veya gericiliğini ölçmeye çalışıyorsak, gerçekten de ciddi bir zihniyet problemimiz var demektir.
Üstelik bu tartışmayı yapan isim sıradan bir sosyal medya kullanıcısı değil.
Ayşe Pınar Yahşi, bir dönem CHP Balıkesir İl Kadın Kolları Başkanı olarak görev yapmış, Karesi Belediye Meclis Üyesi olmuş, ardından CHP’den ayrılarak Yeni Parti saflarına geçmiş ve partinin Balıkesir İl Kadın Kolları Başkanı olmuş bir siyasetçi.
Dolayısıyla söylediği her sözün siyasi bir karşılığı var.
Sosyal medyada yazılan her cümle, hele hele siyaset yapan bir kadın tarafından yazılıyorsa, sadece kişisel bir yorum olarak görülmeyebilir.
Kaldı ki Ayşe Pınar Yahşi’yi sosyal medyada aktif bir siyasi aktör olarak biliyoruz. Zaman zaman çeşitli paylaşımların altına sert ve eleştirel yorumlar yazıyor.
Yakın geçmişte bizim de CHP ile ilgili yaptığımız bir yayına “uydurma haber” şeklinde yorum yapmıştı.
Oysa ortada haber değil, açıkça eleştiri içeren bir köşe yazısı vardı. Özgür Özel’in il il dolaşarak mitingler yaptığı bir dönemde Balıkesir’in neden daha sonraya bırakıldığını sorgulamıştık.
Bir siyasi eleştiriye “uydurma haber” demek, doğrusu, haber ile yorum arasındaki farkı birbirine karıştırmaktır.
***
Bugün geldiğimiz noktada ise daha önemli bir meseleyle karşı karşıyayız.
Yeni Parti yeni bir siyaset iddiasıyla yola çıkıyor. Yeni umutlardan, yeni siyaset anlayışından söz ediyor.
Partinin Genel Başkanı Özgür Özel, farklı toplumsal kesimlere ulaşmaktan, muhafazakâr demokratlara, sosyal demokratlara, liberal demokratlara, milliyetçi demokratlara kapının açık olmasından söz ediyor.
Muhafazakâr demokratlara kapısını açan bir siyasi anlayışta, bir siyasetçinin geçmişte başörtüsü takmış olması neden hâlâ siyasi bir eleştiri konusu yapılabiliyor?
Neden bir kadının geçmişteki örtüsü, bugün yaptığı siyaseti itibarsızlaştırmak için kullanılabiliyor?
Neden bir insanın inancı üzerinden “Sen nasıl Cumhuriyetçi olursun?” denilebiliyor?
Olmaz.
Böyle bir siyaset anlayışı artık Türkiye’ye bir şey kazandırmaz.
Dahası, Ayşe Pınar Yahşi ile Betül Gözel aynı siyasi yapı içerisinde siyaset yapmış insanlar.
Dün birlikte yürüdükleri insanlarla bugün yolları ayrılmış olabilir. Bunda hiçbir sorun yok. Siyasette insanlar parti değiştirir. İttifaklar değişir. Tercihler değişir. Düşünceler değişir.
Ama yollar ayrıldı diye geçmişte birlikte siyaset yapılan insanları inançları, yaşam biçimleri ve kişisel tercihleri üzerinden örselemek ne CHP’ye yarar ne Yeni Parti’ye yarar ne de siyaset yapan kişilere.
Tam tersine, siyaseti küçültür. İnsanları birbirinden uzaklaştırır.
Ve en önemlisi, Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiği o eski “sen bizden değilsin” anlayışını yeniden üretir.
Zihniyet aynı kaldığı sürece tabelanın değişmesinin hiçbir anlamı yok.
Yeni Parti’nin gerçekten “yeni” olması isteniyorsa, önce bu eski üstten bakışın, insanları yaşam tarzları üzerinden sınıflandıran bu anlayışın terk edilmesi gerekiyor.
Çünkü yeni siyaset; kimin başının açık, kimin başının kapalı olduğuna bakmaz.
Kimin hangi ayeti paylaştığını sorgulamaz. Kimin geçmişte nasıl yaşadığını didiklemez.
İnsanın bugün ne söylediğine, ne yaptığına, ne ürettiğine ve nasıl bir siyaset ortaya koyduğuna bakar.
Betül Gözel’in geçmişte başörtüsü takmış olması onun tercihi.
Sonra başını açmış olması da onun tercihi. Bugün inançlı olduğunu söylemesi de onun tercihi. Cumhuriyetçi ve laik olduğunu söylemesi de onun siyasi duruşu. Bunların hiçbirisi başkasına hesap verme konusu değildir.
Aynı şekilde Ayşe Pınar Yahşi’nin de siyasi tercihleri kendisini ilgilendirir.
Ama siyasetçi olmanın bir sorumluluğu vardır.
Hele sosyal medyada binlerce insanın görebileceği şekilde yazıyorsanız, kullandığınız dilin nereye varacağını hesap etmek zorundasınız.
İnsanları inançları, yaşam tarzları veya siyasi kimlikleri nedeniyle aşağılayan ya da hedef gösteren ifadeler, yalnızca siyasi açıdan değil, hukuki açıdan da ayrıca değerlendirmeye konu olabilir. Bu nedenle siyasetçilerin sosyal medya dilinde daha dikkatli olması gerekir.
Birbirimize biraz daha tahammül etmek zorundayız.
Birbirimizin geçmişine değil, bugününe bakmak zorundayız.
Ve en önemlisi, Atatürkçülüğü başörtüsüyle, laikliği kıyafetle, Cumhuriyetçiliği yaşam tarzıyla ölçmekten vazgeçmek zorundayız.
***
Ayşe Pınar Yahşi’nin de diline, kalemine biraz daha sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü eski partilisini başörtüsü üzerinden hedef almak, ne CHP’ye ne Yeni Parti’ye ne de Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yeni siyasete hizmet eder.
Hiç kimsenin kılık kıyafeti, inancı veya geçmişte yaşadığı değişimler, onun Cumhuriyetçilik, laiklik ya da Atatürkçülük karnesi değildir.
Selam ederim.





