Türkiye’nin yakın siyasi ve istihbarat tarihinin en gizemli ve sarsıcı olaylarından biri olan eski MİT Asya Bölge Başdanışmanı Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yıllar sonra çok çarpıcı bir eşik atlandı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla fethi kabir işlemi yapılarak mezarından çıkarılan naaş üzerinde gerçekleştirilen detaylı otopsi ve laboratuvar incelemelerinin sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. 2011 yılında "kalp krizi" denilerek kapatılmak istenen ölümün arkasındaki sır perdesi, modern adli tıp teknikleriyle yeniden aralanıyor.


DNA İncelemesi Kesinleşti: Naaş Kaşif Kozinoğlu’na Ait

Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan son raporda, mezardan çıkarılan naaşın ileri derecede çürüme ve iskeletleşme sürecinde olmasına rağmen Biyoloji İhtisas Dairesi’nce yapılan DNA analizleri sonucunda, kimliğin yüzde 99,99 ihtimalle Kaşif Kozinoğlu’na ait olduğu tescillendi. Toksikolojik taramalarda siyanür, uyuşturucu veya böcek zehirlerine rastlanmazken, asıl büyük bomba kimya laboratuvarından çıkan ağır metal sonuçları oldu.


Saç ve Tırnaklarda Yüksek Oranda Antimon Şoku

Raporun en sarsıcı ve dikkat çeken detayı, mezar toprağında hiçbir şekilde bulunmayan antimon maddesinin kimyasal analizlerde taranmasıydı. Toprakta yer almayan bu zehirli maddenin, Kozinoğlu’nun saçının gramında 548, tırnağında ise 7 bin 2 nanogram gibi son derece yüksek oranlarda saptanması, olaydaki cinayet şüphelerini en üst seviyeye çıkardı.

Adli tıp literatüründe arsenikle büyük benzerlik gösteren, hücre düzeyinde benzer tahribatlar yaratarak akut zehirlenmelere, karaciğer-böbrek yetmezliğine, şiddetli sindirim sistemi bozukluklarına ve nihayetinde kalp krizine benzeyen kardiyovasküler şoklara yol açabilen antimonun bedene nasıl girdiğine dair sorular hızla çoğaldı.


Kahve Detayı ve Soruşturmadaki Yeni Gelişmeler

Kozinoğlu’nun ölümünden kısa süre önce cezaevinde kahve içtiğine dair dosyaya yansıyan iddialar, rapordaki antimon ve arsenik bulgularıyla birlikte yeniden masaya yatırıldı. Adli toksikoloji uzmanlarına göre kahve; yoğun aroması, keskin kokusu ve yapısı sayesinde kimyasal maddelerin tat ve koku farklılıklarını kamufle edebilen son derece güçlü bir taşıyıcı araç olarak biliniyor. Sıvılarda çözünebilen bu tür zehirli ağır metallerin kahve gibi yoğun içeceklerle vücuda alınmış olabileceği ihtimali, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi.

Yürütülen kapsamlı soruşturma kapsamında bugüne kadar aralarında dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, eski MİT mensubu Enver Altaylı, infaz koruma memurları ve acil tıp teknisyenlerinin de bulunduğu toplam 9 şüpheli tutuklandı, 1 memur hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Toplamda 30 kişi hakkında adli işlem yapılırken, Adli Tıp Kurumu'nun yapacağı nihai değerlendirme ve verilecek son rapor, Türkiye’yi sarsacak davanın geleceğini tayin edecek.

Muhabir: Haber Merkezi