Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, sabah saat 05:42'de Karadeniz açıklarında 4.1 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi.

Bölgede kısa süreli endişeye yol açan sarsıntının ardından Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş’tan kritik değerlendirmeler geldi. Bektaş, sarsıntının fay kaynağına işaret ederken, Doğu Karadeniz için asıl riskin bizzat sarsıntıdan ziyade ikincil afetler olduğunu vurguladı.


Deprem TPAO'nun Belirlediği Ordu Fayı İle İlişkili Olabilir

Sabah saatlerinde gerçekleşen sarsıntıyı değerlendiren Prof. Dr. Osman Bektaş, depremin odak noktasına dikkat çekti. Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Deprem, TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) araştırmalarında belirlenen ve Ordu Fayı olarak adlandırılan yapı ile ilişkili olabilir" ifadelerini kullandı.

Deniz tabanındaki sismik sarmalın izlenmesi gerektiğini belirten uzman isim, hattın bölge sismisitesi açısından yakından takip edilmesinin önemine değindi.


Bölgedeki Asıl Risk Deprem Değil: 3 Kritik Faktör Birleşiyor!

Karadeniz açıklarındaki depremin ardından bölge coğrafyasına özel bir uyarıda bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz’de asıl büyük tehlikenin heyelan riski olduğunu belirtti.

Bektaş, bölgede kütle hareketlerini ve toprak kaymalarını tetikleyen 3 temel faktörü şöyle sıraladı:

Yoğun ve Sürekli Yağış: Doğu Karadeniz'in yüksek doygunluk seviyesine ulaşan toprak yapısı.

Dik Sahil Yamaçları: Bölgenin dik ve sarp morfolojik eğim özellikleri.

Sismik Tetikleme (Depremler): Hafif ve orta büyüklükteki sarsıntıların bile yamaç dengesini bozma potansiyeli.

"Doğu Karadeniz’de yağış, dik sahil yamaçları ve depremlerin birleşimi sonucunda ciddi heyelan riski doğmaktadır. Bu üç unsur birlikte değerlendirilmelidir."


Yamaç Yerleşimleri İçin Birlikte İzleme Çağrısı

Açıklamalarının son bölümünde yerel yönetimlere ve vatandaşlara uyarıda bulunan Prof. Dr. Bektaş, özellikle eğimli araziler üzerine kurulu yerleşim yerlerinin mercek altına alınması gerektiğini ifade etti.

Doğu Karadeniz yamaçlarındaki konut alanları ile potansiyel heyelan sahalarının, meteorolojik yağış verileri ve sismik hareketlilik eş zamanlı analiz edilerek izlenmesi gerektiği vurgulandı.

Muhabir: Haber Merkezi