Ortadoğu’da sular ısınmaya devam ederken, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki limanlar küresel bir krizin merkez üssüne dönüştü.
ABD’nin İran limanlarına yönelik abluka tehdidine Tahran’dan en sert perdeden yanıt geldi. İran Silahlı Kuvvetleri, bölgedeki tüm ticari trafiği sarsacak sismik bir uyarıda bulundu: "Limanlarımız tehdit altına girerse, hiçbir liman güvende olmaz."
Tahran'dan "Korsanlık" Suçlaması ve Hürmüz Resti
İran Silahlı Kuvvetleri sözcüsü, ABD’nin İran limanlarına giriş çıkış yapan gemileri engelleme girişimini "yasa dışı bir korsanlık eylemi" olarak nitelendirdi. Devlet yayıncısı IRIB üzerinden yapılan açıklamada, İran ordusunun karasularını koruma kararlılığı vurgulanırken, ABD gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kesinlikle izin verilmeyeceği duyuruldu.
Sözcü, bölgedeki güvenlik dengesini "Ya herkes için ya hiç kimse için" formülüyle tanımlayarak, Basra Körfezi ve Umman Denizi’ndeki tüm limanların hedefte olabileceği sinyalini verdi.

Küresel Tepkiler: Müttefikler Ablukaya Mesafeli
ABD’nin abluka hamlesine Avrupa ve Türkiye’den itidal ve "müzakere" çağrıları geldi:
- İngiltere: Başbakan Keir Starmer, İngiltere’nin bir savaşın içine çekilmeyeceğini net bir dille ifade etti. Starmer, Boğaz’ın açılmasının hayati olduğunu ancak deniz ablukasını desteklemediklerini vurguladı.
- Fransa: Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD’nin ablukasına katılmayacaklarını, bunun yerine "savunma amaçlı ve tarafsız" çok uluslu bir misyonun devreye girmesi gerektiğini savundu.
- Türkiye: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin hamlesini Hürmüz geçiş rejimine bir müdahale olarak değerlendirdi. Fidan, "Biz barış yoluyla açılmasından yanayız. Müzakerelerin bir an önce yapılıp kalıcı ateşkesin sağlanması için yoğun çaba harcıyoruz," dedi.
Enerji Koridoru Sismik Sarsıntı Altında
Hürmüz Boğazı, küresel petrol sevkiyatının kalbi konumunda. İran’ın "hiçbir liman güvende olmaz" çıkışı, sadece askeri bir tehdit değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarına yönelik sismik bir ekonomik uyarı niteliği taşıyor. İngiltere ve Fransa’nın ABD’den ayrışan tutumu, Batı bloğunda Hürmüz krizine dair derin bir stratejik çatlak olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin "müzakere masası" vurgusu ise bölgede tansiyonu düşürebilecek tek çıkış yolu olarak masada duruyor.




