DR. ALİ İHSAN GÜLER

Sona ermemiş  salgın, bitmemiş ekonomik kriz yoktur. Bu salgın da aşı ve tedavi edici ilacın bulunması ile yaklaşık olarak bir buçuk yıl sonra etkisini kaybederek, "grip oldum" diye geçiştirdiğimiz sıradan bir hale gelecektir.

Şimdi sadece can derdinde bütün dünyadaki insanlar. Can derdi bitince yerini yeni kaygılara bırakacaktır. Bu virüsün etkileri yalnızca bedenlerimiz üzerine bir tahribat olmayacaktır. Bireysel ve toplumsal ruh sağlığımız da etkilenecektir.

Hele çocuklar ve yaşlılar;  bu ruhsal etkileşimden nasibini en fazla alanlar olacaktır. Yaşlandıkça ölüm korkusunun gizlice bilinç altında yer kaplayan yaşlılardaki yarattığı ölüm korkusu Yaşlılık Depresyonu dediğimiz sıkıntıları getirecektir.

Çocukların kendilerini ifade olanakları daha kısıtlı olduğundan; ileriki yaşlara taşıyacağı sıkıntılarla karşılaşacak. Eğitimlerinin aksaması,  girecekleri sınavlarda başarısızlıklar telafisi güç travmalara sebep olacaktır.

Üretimin azalmasının yanıra, ekonomik kaynakların hesapta olmayan alanlarda harcanması ülkelerin ve  dünya ekonomisini çok zora sokacaktır.

Ülkeler ve dünya bu sorunlara nasıl bir refleks ve tepki gösterecektir.

Bu virus yeni bir dünya düzenine bile neden olabilir. İktidarlar değişebilir. Coğrafi sınırlar değişebilir. İdeolojiler değişebilir.

Dünyanın başına böyle bir felaket gelince bütün ülkelerin birbirine yakın durma söylemleri çok kısa sürdü. Havaalanlarında el konulan, havada uçarken rota değştiren içi maske dolu uçaklar bu söylemlerin içi boş laflar olduğunu gösterdi.

Buna rağmen ülkemizin İspanya başta olmak üzere bazı ülkelere yardımı ise; tarihin İNSANLIK kısmına yazılacaktır. Ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmakla onurlandığımı hissettim. Dünyanın en büyük gücü olduğu sanılan bazı devletler; MASKE HIRSIZI çıktı. İnsanları öldürmek için silah üretimine para harcayacağınıza, biraz da insanı yaşatmaya para ayırsalardı bu komik duruma düşmezlerdi. Kısa vadede zahiri olarak Dünya Vatandaşlığı gibi sürhümanist sesler yükselse de bana göre; hem ülkemizde hem Dünyada ULUSALCI ideolojiler yükselişe geçecektir.

Zaten dünyada zenginliklerin paylaşımındaki adaletsizlıkler ve gereksiz sıcak savaşlar korunma içgüdüsü ve refleksi ile Avrupa ülkelerinde bile ulusalcı ideoljileri geliştirmektedir. Tehlikeli olan bu kavram içine saklanan, ırkçı ve faşist idolojilerdir. Avusturya ve Almanya hatta Fransa bunun en iyi örnekleridir. Irkçı ve Faşist idolojilerin, yeni Adolf Hitlerleri ve Mussolinileri çıkarmasından bütün dünyanın sakınması gerekmektedir.

Ülkemizin bu konuda başarılı bir deneyimi vardır. Birinci Dünya Savaşından gerekli dersi çıkaran ülkemiz  ırkçı ve faşist ideolojileri yarattığı sapkın liderlerin çıkardığı savaşa her şeye rağmen girmemiştir. Halbuki ülkemizde Ulusalcılık yani milliyetçilik en üst düzeyde olduğu dönemdedir.

O günün koşullarında bile bu ince balansı yapabilen ulusumuzun bugün bu balansı daha kolay yapabileceğine inanıyorum. Ve Ulusalcılık, yani Nilliyetçilik kavramlarını öne çıkarılmasında sonsuz fayda vardır.

Ekonomik sıkıntılar, bedensel ve ruhsal sağlık sıkıntıları le  gireceğimiz yeni paylaşım süreç ve girdabında, toplumsal bağlarımızın güçlü olması gerekmektedir.

Elimizde reçetemiz vardır. Ulu Önder Atatürk ilkeleri koymuş, rotayı çizmiştir. “Yurtta sulh, cihanda sulh“;  temel anayasa budur. Ve ırkçılık batağına saplanmadan Atatürk Milliyetçiliğine sarılmalıyız. Büyük Önder'in dediği gibi: Kurtuluş Savaşını birlikte verdiğimiz, Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan ahali Türktür.

Evrensel değerlere saygılı ama kendi değerlerini bir adım önde tutan, din, dil, ırk farkı gözetmeyen ulusalcı tavır ve ideoloji ile birbirimize sarılmalıyız.

Muhabir: Politikam 2