Balıkesir siyasetinde son dönemin en popüler oyunu şu: Memlekette ne ters gidiyorsa birini seç, üstüne yapıştır.”
Bu sezonun başrol oyuncusu ise tartışmasız Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın.

AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir’in İl Danışma Kurulu’ndaki konuşması, içerikten çok refleksleriyle dikkat çekiyor. Ton şu:
Seçimi kaybettik ama sahadayız. Hizmetin karşısında değiliz. Ama hizmet olmuyorsa da sebebi biz değiliz.

Bu cümle yapısı tanıdık. Hatta öyle tanıdık ki, artık yerel siyasetin klasikleşmiş repliği hâline geldi:
“Biz olsak olurdu, bunlar yüzünden olmuyor.”


BALIKESİR’DE KURAKLIK VAR, ÇÜNKÜ… BASKİ VAR

Kuraklık meselesi mesela.

Dünyada iklim krizi konuşuluyor. Küresel ısınma, yağış rejimlerinin değişmesi, baraj doluluk oranları, tarımsal sulama planlaması… Uzmanlar sayfalar dolusu rapor yazıyor.

Balıkesir’de ise olay daha pratik çözülmüş:
Su yoksa sebep kayıp-kaçak. Kayıp-kaçak varsa sebep BASKİ. BASKİ varsa sorumlu Ahmet Akın.

Zincir tamam.

Oysa kayıp-kaçak meselesi bu şehrin yeni keşfettiği bir sorun değil. Eski başkanlardan merhum Sabri Uğur’un yıllar önce bu konuyu gündeme getirdiği arşivlerde duruyor. AK Parti döneminde de vardı, öncesinde de vardı. Şebeke eski, altyapı yorgun, patlak-çatlak kronik.

Bugün hâlâ her gün bir mahallede boru patlıyor mu? Evet.
BASKİ yetişmekte zorlanıyor mu? Evet.
Ama bu tablo dün de vardı.

Yani kuraklığı sadece bugünkü belediye yönetimine bağlamak, yine su sıkıntısını kayıp kaçağa indirgemek ne derece mantıklı?


ÇEVRE YOLU! BİTMEYEN YOLU AÇMIŞLARDI...

Gelelim efsane dosyaya: Çevre yolu.

Balıkesir siyaset tarihine geçecek bir sahne yaşanmıştı. Yol birkaç kilometre yapılmış, devamı yok ama açılış var. Bakanlı tören, kurdele, konuşmalar… Yolun kendisi biraz eksik ama şov tam.

Şimdi deniyor ki:
“İstimlak yapılmadığı için yol durdu. Belediye yapmadı.”

İyi de insan sormadan edemiyor:
İstimlak tamamlanmadan yol inşaatına kim başladı?
“İstim arkadan gelir” mantığıyla yola çıkılmışsa, bugün çıkan fatura kime kesilmeli?

Şimdi çözüm bulunmuş: Bakanlık istimlak yapacak.
Güzel. Ama bu, ister istemez şu cümleyi doğuruyor:
“Demek ki yapılabiliyormuş.”

O zaman soru yine havada asılı kalıyor:
Daha önce neden yapılmadı?


HASTANE RANDEVUSU ALINAMAMASININ SORUMLUSU CHP’Lİ BELEDİYELER!

Randevu bulamayan vatandaş için yeni adres de belli: Belediye.

Hastane geç açıldıysa belediye, proje geciktiyse belediye, randevu yoksa yine belediye.

Oysa Balıkesir’de sağlık sistemi zaten yıllardır merkezileşmiş durumda. Bir şehir hastanesi yapılırken, kent merkezindeki birçok hastane devre dışı kaldı. Hizmet tek bir dev komplekste toplandı. Nüfus arttı, hekim sayısı aynı hızla artmadı. Bazı branşlar zaten yok.

Şimdi bütün bu yapısal tabloyu bırakıp, meseleyi sadece imar dosyasına indirgemek, ateşin ortasındaki yangını görmeyip, dumanı suçlamak gibi.


İŞÇİ ÇIKARMA, MOBBİNG VE HAFIZA KAYBI

Personel meselesi de siyaset üstü değil, tam göbeğinde.

Evet, işten çıkarma iddiaları var. Baskı, sürgün, istifaya zorlama konuşuluyor. Ciddiye alınması gereken konular.

Ama şu da hafızalarda taze: Dün de vardı.

Yönetim değişince kadroların yer değiştirmesi, “bizden–sizden” ayrımı, uzak ilçelere gönderme, pasif göreve alma… Bunlar Balıkesir’in yeni icadı değil. Türkiye yerel yönetim pratiğinin neredeyse rutini.

Bugün eleştirilen uygulamalar, dün yapılırken “tasarruf”, “yeniden yapılanma”, “verimlilik” olarak anlatılmıyor muydu?


BORÇ ARTTI, YATIRIM YOK: İŞTE ASIL SORU

İşin en can alıcı yeri burası.

Ahmet Akın göreve geldiğinde 15,5 milyar lira borç devraldığını söylemişti. Şimdi 30 milyar lira konuşuluyor.

İl Başkanı Aydemir soruyor:
“Bu paralar nereye gitti?”

Aynı soru koltuğa otururken Ahmet Akın tarafından da sorulmuştu:
“Bu borcu nasıl yaptınız?”

Yani soru değişmiyor, sadece soran değişiyor.

Ama vatandaşın kafasındaki asıl cümle daha net:
Memleketin borcu artıyor, ama ortada somut bir yatırım, hizmet görünmüyor!

İşte siyasetin en zorlandığı yer burası. Algı, açıklama, suçlama bir yere kadar. İnsanlar gözle gördüğü işe bakıyor.


PARTİLER DEĞİŞTİ, SİYASET DİLİ DEĞİŞMEDİ

Balıkesir’de tablo biraz trajikomik. İktidar yerelde muhalefet olmuş, muhalefet yerelde iktidar olmuş.
Ama cümleler aynı kalmış: “Bizim zamanımızda böyle değildi.”

“Bunlar iş yapmıyor.”

“Engelliyorlar.”

“Algı yapıyorlar.”

Vatandaş ise çok daha basit bir şey istiyor: Daha az laf, daha çok iş.
Daha az suçlu arama, daha çok çözüm. Daha kalıcı yatırım, daha fazla huzur. Daha yaşanabilir bir şehir...

Çünkü Balıkesir’de insanlar artık kimin haklı olduğundan çok, kimin gerçekten bir şeyi düzeltebildiğine bakıyor.

Ve işin en ironik tarafı şu:
Herkes birbirini “algı belediyeciliği” ile suçluyor ama şehir,
tam da algıların arasında yönetiliyor.

Selam ederim.

Muhabir: Tarık Sürmelioğlu