İsrail-İran Savaşı’nda Dubai’de ailesiyle birlikte mahsur kalan emekli Büyükelçi Ali Rıza Çolak, Dubai’de yaşadıklarını anlatırken, Tüm körfez ülkelerine yayılan savaşı değerlendirdi. Deneyimli Büyükelçi Çolak, İran’ın, Irak, Libya ve Suriye gibi yutulacak kolay lokma olmadığını vurguladı. Bu savaşta ABD üzerine baskıların büyüdüğünü İspanya gibi bir NATO ülkesinin savaşa asla dahil olmayacağını önceden belirttiğine dikkat çekerken, “İran, Trump için bir Vietnam olabilir” ifadesini kullandı. Çolak, savaşın başladığı günden Türkiye’ye dönene kadar sıkışmışlık içinde beklediği 6 günü Politika okurları için anlattı.


1-40


Dubai'ye iş gezisi için mi, yoksa tatil için mi gitmiştiniz? İran’ın saldırısı sonrası Dubai’de ne kadar süre mahsur kaldınız?

Benim oğlum, gelinim, torunum ve kardeşim Dubai'de ikamet ediyor. Eşimle birlikte onları kısa bir süreliğine aile ziyaretine özlem gidermek amacıyla gittik. 26 Şubat sabahı Dubai'ye vardık. 2 Mart Pazartesi günü Dubai'den ayrılacaktık. Bu kadar kısa bir süre için Dubai'ye gittik fakat saldırılar sonrası 6 gün daha beklemek zorunda kaldık.


3-30


ABD ve İsrail İran'a saldırıyor. İran, İsrail’e ve Amerikan gemilerine karşılık verirken neden körfez ülkelerini de hedef alıyor?

Bu soruyu yanıtlamadan önce savaşın olduğu Körfez Bölgesinde genel bir manzara çizelim. Herkesin başka bir amacı var. İsrail, Amerika Birleşik Devletleri'ni kendi amacı için kullanıyor. Amerika Birleşik Devletleri, dünyadaki güçler dengesi içinde, artık yakalamakta zorlanacağını düşündüğü Çin'i yakalamak için kullanıyor. Bu işin birinci safhasını Venezuela'da gördük. Venezuela'da esas sorun petroldü ve Venezuela petrolünün en büyük ithalatçısı Çin. Aynı şekilde İran petrolünün de en büyük ithalatçısı Çin. Hürmüz Boğazının kapanmasından sonra Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump, zannediyorum ki Çin'i yakalarsam şimdi yakalarım, şu an olmazsa bu iş çok geç olur düşüncesinden hareket etmiş olabilir. Bunun yanında İsrail’in öteden beri topraklarını genişletme, çevreye daha fazla yayılma siyaseti izlediğini biliyoruz. 1967 beri böyle devam ediyor.

İşgal edilmiş topraklar diye bir kavram var. Son Gazze operasyonuyla bunu daha da pekiştirdi. Amerika İran'la meşgulken, İsrail’de bir yandan Lübnan ve Hizbullah ile meşgul. Üstelik Lübnan'a kara kuvvetlerini sokma planları da gündeme geliyor. İran ABD ile meşgulken Lübnan’a saldırıyor. Çünkü İsrail'in bölgede hareketlerini en fazla kontrol eden ülke, İsrail'in en büyük hasmı olan ülke İran’dır. İran kendi başına bulunduğu bölgede sıkıntı yaratmayan ülke değil. İran'ın da yarattığı sıkıntılar var. Özellikle dini rehberin yarattığı sıkıntılar var. İran'ın nüfuzunu genişletme amacı var. Hizbullah üzerinden, Lübnan üzerinden, Suriye üzerinden, etkilerini Türkiye’ye varana kadar hepimiz yaşadık.


2-33


Çizdiğiniz tabloya göre; İsrail-İran savaşında kim suçlu, kim suçsuz? Sorusu gündeme geliyor. Bu konuyu aydınlığa kavuşturur musunuz?

Böyle bir senaryo içinde kim suçlu, kim suçsuz? O noktada konuya salt uluslararası hukuk açısından bakacak olursak, ortada bir savaş ilanı yok. Birdenbire bir sabah, bir ülkenin liderlerinin tamamı, dini rehberi de dahil olmak üzere bombayla öldürülüyor. Ani bir saldırı başlatılıyor ve bu savaşın ilanı dahi yok. Bir sabah kalkıyorsunuz, füzeler düşmeye başlıyor. Dolayısıyla uluslararası hukuk açısından bir ülkeye, egemen bir ülkeye saldırı başlatıyorsunuz. Bu saldırının gerekçesi olarak ortaya nükleer silahlara sahip olmasını engelleme konusunu gündeme getiriyorsunuz.


Bir zamanlar Irak'ta kitle imha silahlarına sahip olmanın engellenmesi söz konusuydu. Irak Savaşından sonra kitle imha silahı bulundu mu bulunmadı mı? Allah bilir. İran'ın da sürekli olarak tamamlayamadığı, engellenmeye çalışılan bir nükleer projesi var. Bu nükleer proje içinde herkesin söylediği söylentiler var. 400 kilogram zenginleştirilmiş Uranyumu var. Bu uranyumun silaha dönüştürülmesi meselesi henüz gündeme gelmiş midir, gelmemiş midir? Tartışma konusu sürerken, sonrasında Amerika Birleşik Devletleri rejimi değiştirmek istediğini ortaya koydu. Rejimin bölgeye istikrarsızlık, güvensizlik getirdiğini öne sürerek, açıkça, “Ben bu rejimi değiştirmek istiyorum” dedi ve Şah Pehlevi’nin oğluyla temaslara geçti. ABD’yi yüreklendiren bu olay başlamadan önce, İran'da rejim karşıtı gösteriler oldu. Bu rejim karşıtı gösteriler giderek şiddetini, yoğunluğunu arttırdı, belli bir noktaya geldi. Bu noktada ABD muhtemelen rejim değişiyor düşüncesindeydi. Sonuçta ne oldu? Birdenbire İran rejimi çok sertleşti. Söylentilere göre binlerce insan hayatını kaybetti ve rejim kontrolü ele aldı. Rejim ayaklanmaları önledikten sonra da savaş 26 Şubatta başladı şu günlerde 4. hafta başlıyor.


5-22


Körfez ülkelerine İran’ın saldırısının asıl amacı nedir?

Körfez ülkelerinde Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan, Fas, Bahreyn ve İsrail İbrahim Anlaşmalarına taraf ülkelerdir. İbrahim Anlaşmaları nedir? İbrahim Anlaşmaları 2010 senesinde İsrail ile ilişkileri düzeltmek, normalleştirmek ve barış ilişkisi kurma anlaşmalarıdır. Bu anlaşmaların tarafı olmasa bile Suudi Arabistan bu anlaşmaya olumlu bakarak dahil olmasa dahi Filistin sorunu çözüldüğü takdirde dahil olabileceğini açıkladı. Mısır zaten 26 Mart 1979’da İsrail ile barış anlaşmasını yaptı. Dolayısıyla İbrahim Antlaşmasının tarafı bu ülkeler İsrail ile ilişkilerini normalleştirdiler. Amerika Birleşik Devletleri’nin üslerinin bir tanesi çok büyük olmamasına rağmen Birleşik Arap Emirlikleri’nin Başkenti Abu Dabi'de bir izleme üssü olarak kullanılıyor.


Hürmüz Boğazı, Akabe Körfezi ve açılan yerlere bakan Amerika Birleşik Devletleri'nin 5. filosunun karargahı da Bahreyn’de. İsrail'in ilk tepkisi, bombalandıktan sonra İranlı liderleri öldürdü. İsrail ve İran karşılıklı füze ve dron saldırıları başlattı. Bu savaşta silahları iyi değerlendirmek lazım. Dronlar çok ucuz, İsrail'e atılan bombalar çok pahalı. Dronlar ucuz ama bunları önlemek için gönderilen füzeler çok pahalı. Bir yandan silah sanayi çok hoşuna giden, son derece cazip bulduğu bir ortamın içine girdi. 35 bin dolarlık bir dron atılıyor, bu dronu önlemek için gönderilen füzeler 1,5 milyon dolar. Bu füzeyi Amerika Birleşik Devletleri yapıyor. Demir kubbeler, hava savunma sistemleri hep bunun için var. İran savaşın ilk gününde önce Abu Dabi'deki Amerikan üssüne bir füze atışı gerçekleştirdi. Dubai Havaalanı'na taksi uçakların taksi pistine iki saldırı gerçekleştirdi. Bahreyn'deki 5. filonun karargah binasını vurdu.


Atışlarını büyük ölçüde İsrail'e yönlendirdi. Körfez ülkeleri bugüne kadar açıklamalar yaparak önledikleri füze sayısı, önledikleri dron sayısı binin altında, belki daha da az. İsrail’in, İran'ın söylediği canını, hayatını kaybeden insanların sayısı bin küsür. Çoklu bir savaşta, ciddi bir savaşta bir günde 50-60 bin adam ölür. Bu bir yerde bir yerde devam eden bir savaş ama ortalığı geren bir savaş. Petrol sevkiyatını engelleyen bir savaş. Burada esas olan petrolün kesilmesi. Çünkü Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol Asya'ya gidiyor. Asya ülkelerinden başlıca Çin'e gidiyor. Bu petrol önemli ölçüde kesildi ve petrol fiyatları arttı. Verdiği zarar savaşın yıkımdan, mülteci yaratmaktan öte dünya ekonomisi üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturması.


9-19


İran Hürmüz Boğazı'nı nasıl kapattı?

İran Hürmüz Boğazı'nı pahalı mayınlarla, silahlı kuvvetleriyle kapatmadı, dronlarla kapattı. İran, “Benimle sorunu olmayan ülkeler geçebilir, sorunu olan ülkeler geçemez” dedi ve bunu bugüne kadar etkili bir biçimde yaptı. Başkan Donald Trump Hürmüz Boğazı'nın tanker taşımasına çok büyük önem veriyor. Avrupalı müttefikleri, NATO müttefiklerini bu işe çağırdı. Şu ana kadar kendisine olumlu bir cevap da verilmedi. Savaş devam ediyor. Ama bu savaştan çıkış nasıl olacak? İran'ı işgal etmek mümkün olan bir şey değil. İran tarihi boyunca hiçbir zaman işgal görmedi. Dünyada işgal edilemez ülkelerden bir tanesi İran'dır. İşgal etmek için topyekun çok ağır silahların, nükleer silahların kullanıldığı bir şekilde direnişi kıracaksınız. Onda dahi coğrafya sizi bu ülkeyi işgal etmeye kolay kolay izin vermiyor.

Bu nedenle bir kara operasyonu hiçbir şekilde düşünülmüyor. Kara operasyonu olmadan bir savaşı kazanmak mümkün değildir. Donald Trump, İran'ı müzakerelere çağırıyor ama İran kültürü bir şehadet ve intikam kültürüdür. Liderlerini kaybetmiş, rehberini kaybetmiş, ağır bir saldırıya uğramış İran, bu işin peşini benim kolay kolay bırakmaz. Amerika Birleşik Devletleri de bu savaşta ne kadar ısrar edebilir? ondan çok emin değilim. Amerika, İsrail ısrar etsin istiyor, İsrail Amerika takip etsin istiyor.


4-26


İsrail neden bu kadar ısrarcı?

Çünkü İsrail kendi amaçlarını bir an evvel gerçekleştirme peşinde. İsrail’in endişesi, eğer bu iş yarım kalır da İran bu işten çok büyük zarar görmez, savaş kesilirse, İran'daki rejimin daha da sertleşeceğidir. İran'da muhalifler bundan sonra işbirlikçi olarak yaftalanacaklardır. Dolayısıyla İran rejimi çok sertleşecektir. Eğer kesin bir galibiyet elde edilemezse ki ben bugünkü şartlarda İran'ın yenileceğini pek öngöremiyorum. Trump'ın hiçbir stratejisi yok. Bir gün Hürmüz Boğazı, ertesi gün karadan Irak’taki Kürtleri İran'a gönderme projesi. Yani bir savaş stratejisi yok. Zaten bilgisi de yok.

Bu durum Amerika Birleşik Devletleri içinde de artık çok sert eleştirilere maruz kalmaya başladı. Silah sanayi çok memnun, çok iyi satıyorlar. İran füzeleri, dronları geldikçe demir kubbeler işliyor. Demir kubbeleri yerine koyacak, lojistik tamamlayacak kadar da kolay imkanlar yok. Çünkü bölge çok uzak. Yıllarca biriktirilmiş olan füzeler şimdi harcanıyor. Bu füzeleri bittikten sonra ertesi gün yerine koymak, İran füzelerini dronlarını engelleyecek hale getirmek mümkün olamayabilir. İran'ın füzeleri bitmiyor mu? İran'ın da füzeleri bitiyor ama İran, dronları atıyor, boş binaları çok pahalı füzelerle vurduruyor.


Buna bir parça Acem Oyunu diyeceğim. Ama sonuçta kendi toprağını kendi şehrini vurduruyor. İsrail'de de tedirginlik var. Netanyahu'ya baskılar çok. İsrail eski İsrail değil. 40 ya da 60 yaşına gelmiş olan insanlar hem Netenyahu hem de bu sert politikaları eleştiriyorlar. 40 yaş ve onun altındakiler ise bu insanlara vatan haini diyor. Çünkü onlar 40 yaşın altındaki İsrail için dünyadaki hiçbir ulusun, hiçbir ırkın önemi yok. Muazzam bir üstünlük psikolojisi içinde, muazzam bir hegemonya anlayışı içinde hayatlarını sürdürüyorlar. Paranoyak bir hayat. İsrail sonuçta sert bir toplum haline geldi, Netenyahu da bunu besledi. Netanyahu'nun bundan çıkışı, güç olabilir. İsrail üzerine gelecek baskıların önümüzdeki dönemde nasıl evrileceğini kestirmek şu anda güç olabilir. Savaşın nereye gideceğine bakacağız.


6-19


İran-İsrail savaşında Çin ve Rusya’nın konumu nedir?

Çin, Amerika ve Rusya bu savaşın neresinde sorusuna gelince; Çin bu savaşa teknolojik dron desteği veriyor. Bugün İran'ın gönderdiği dronlar, dronların navigasyon sistemleri, bunların hepsi Çin teknolojisi. Çin bu teknolojiyi destekler mi? Destekler. Halen de destekliyor. Ama görünüşte bu işe açıktan hiç karışmıyor. Çünkü aslında Çin'in hasmı, kendisine karşı bu hareketi yöneltmiş olan ülke, ABD yıpranıyor. ABD bu savaştan çok kârlı çıkmıyor. Bu aşamada kayıplı. Maddi kayıp içinde, siyasi kayıp içinde ve dünya üzerinde bir büyük güç dediğimiz gücün savaşla bir şey elde edemeyeceğini, edemediğini, gücünün yetmediğini bütün dünya görmeye başladı. İşte bu tehlikeli bir gidişattır. Süper güçler için, dünya üzerinde güç kullanabilen ülkeler için bu tehlikeli bir durumdur. Trump, Amerika Birleşik Devleti'ni böyle bir konuma soktu. Bu olgu ABD’nin gelecekteki etkisini, gelecekteki ikna kabiliyetini son derece azaltacaktır ve nihayet İspanya ABD üslerini kesinlikle kullandırtmamaya başlamıştır. İspanya bir NATO ülkesidir. NATO ülkesi olduğu halde savaşa dahil olmayacağını açıklamıştır. Bunlar Amerika için enteresan gelişmelerdir.


11-24


İran’ın Balistik Füze parçaları Türkiye’ye düştü. İran Türkiye’deki ABD üslerini bombalar mı?

Türkiye’ye düşen füze parçaları meselesine gelince; bu füzeler İncirlik’e mi Kürecik’e mi atıldı? Füzelerin atılışlarına çok dikkat etmek lazım. Bazılarının navigasyon sistemleri hatalı olabiliyor. Sonuçta bu önlenmiştir. Önleme işini Türkiye'deki NATO tesisi yapmıştır. Hedefin Kürecik midir, İncirlik midir? Olduğunu bilemem. Doğrusunu isterseniz hedefini şaşmış bir füze olduğu kanaatindeyim. Çünkü ne İncirlik’teki ne Kürecik’teki NATO tesislerinin bu işte kullandırılması, dahil olması, müdahale etmesi hiçbir zaman söz konusu olmadı. Bundan sonra da olacağını da zannetmiyorum. Herkesin düşündüğünün aksine Milli Savunma Bakanı doğru söylüyor. Aslına bakarsanız İncirlik’in kontrolü artık tamamen Türk Silahlı Kuvvetlerindedir.


8-20


Türkiye’ye düşen füze parçalarıyla ilgili olarak İran atmadığını söylüyor, gerçekte düşen parçalar var. Füzeler başka yerlerden gelebilir mi? Türkiye savaşın içine çekilmek mi isteniyor?

Basında bu yönde spekülasyonlar oldu. Böyle durumlarda her zaman olur. Fakat füzelerin atış izi vardır. Nereden kalktıkları her zaman tespit edilir. Hiçbir enerji yok olmaz. Takip edildiği zaman, atıldığı yer, kaynak, ne tip füze olduğu, önlenmeden önce havada vurulduğunda nasıl bir füzenin vurulacağı bunlar bilinir. İsrail Türkiye'ye attı, İran'a karşı savaşa girsin gibi düşünceler gerçekçi değil.


Aa 20260322 40901173 40901163 Iran Misillemesinde Vurulan Israilin Guneyindeki Dimona Kentinde Olusan Yikim Goruntulendi (Custom)


Dubai’ye saldırı nedeniyle hava sahası uçuşlara kapatıldı. Pek çok insan gibi siz de mahsur kaldınız. O kargaşadan Türkiye’ye dönüşünüz nasıl oldu?

Savaşın başladığını haberlerde gördük. O arada sirenler çaldı. İran'ın İsrail ile birlikte ilk hedefleri Bahreyn'deki 5. Filo karargah binası, Abu Dabi'deki Amerikan üssü ve Dubai havaalanıydı. Hava limanına iki dron saldırısı oldu. Birtakım dronlar, füzeler önlenmeye başlandı ama düşen iki dronun parçaları oldu. Başka hiçbir şey düşmedi Hayat hiçbir şekilde normalin dışına çıkmadı. Okullar kapandı. İsrail liderleri öldürürken, şimdi onun soruşturmasının devam ettiğini söylüyorlar, bilmem yanlış bilmem doğru, kız okulunu bombaladı. Ve o kadar kız öğrenciyi ilk gün maalesef katletti. Yaklaşık 200 kız öğrenci savaşın kurbanı oldu. İsrail bunun soruşturmasının yapıldığını hedefin yanlış belirlendiğini söylüyor. İsrail'in sözüne itimat edip ya da etmemek artık kamuoyunun bileceği bir iştir. Ama İran'ın saldırısı ilk gün bu kadarla kaldı. Bazı füzeler, yönlerini şaşıran ya da alçaktan uçanları da önlemeye başladılar. Demir kubbe dediğimiz füze sistemleri var. Füzelerin bir tanesi 1.5 milyon dolar ve bu füze ile 35 bin dolarlık dronu vuruyorsunuz.


Dubai’de hayat hiç değişmedi. Alışveriş merkezleri açıktı, yüzme havuzları açıktı, plajlarda insanlar vardı. Tedarik zinciri zaten hiç kesilmedi. Gayet iyi stokları vardı. Hem de Suudi Arabistan üzerinden, Cidde üzerinden, Muskat üzerinden tedarik zincirleri sürdü. Hayatta tek anormallik ara ara patlama sesleri, bunlar da önlenen dronların patlaması oldu. Onlardan bir iki parça bizim Hatay'a düşen parça gibi Burj el Arab'ın yanına isabet etti. Bir otelin yanına bir parça düştü. Söylendiği gibi Burj el Arab yanıyor demek fazla abartmak olur. Tabi ki bu durumlarda dezenformasyon da hemen başlar. Ortalık yandı yıkıldı demek abartı olur. Zarar böyle olmadı. Esas zarar şöyle oldu. Bir kere turizm mevsimiydi Dubai için.


Dubai petrole değil, yatırma, yabancı yatırma ve aslında turizme dayalı bir ekonomi. Kış mevsimi onlar için en güzel mevsim. Daha havaların ısınmadığı, kış ayları, turizmin çok bol olduğu, otellerin ağzına kadar dolu olduğu zamandır. Oteller çok lüks ve çok fazla sayıdadır. Turizm etkilendi. Savaş başladıktan sonra otelinden çıkmayan insanların uçakları iptal oldu. İnsanların kalışları uzayınca otel paralarını Birleşik Arap Emirlikleri hükümeti ödemeye başladı, insanları otellerinden çıkarttırmadı. Bütün masrafı karşıladı. Savaş uzadıkça bunda da zorlanmaya başladı. Esas sorun sıkışmışlık hissiydi.


Aa 20260322 40895634 40895615 Iranin Israilin Arad Kentine Duzenledigi Fuze Saldirisinda 10U Agir 84 Kisi Yaralandi (Custom)


Sıkışmışlık hissi derken neyi kastettiniz?

Dubai’den çıkamamak hissi. Hava sahası kapandı, Katar, Bahreyn Birleşik Arap Emirlikleri hava sahası kapandı. Birleşik Arap Emirlikleri'nin Hava yolu şirketi Emirates günde yaklaşık 2000 sefer yapan bir şirket. Bu seferlerin sayısı günde 80'e düştü. 26 Şubat ile 1 Mart arasında kalan dönemde biz ayrılmak için hiçbir teşebbüste bulunmadık. Zaten uçuşların hepsi iptal oldu. Uçak seferlerinin hepsini Emirates yaptı. Uçuşlar ABD ve Avrupa’ya yapıldı. Türk Hava Yolları risk nedeniyle seferlerini kesti. Ulaştırma Bakanlığı'nın verdiği talimat çerçevesinde Türk Hava Yolları seferleri durdu. Başkonsolosluktan aldığımız bilgiye göre Dubai’de yaklaşık 20 bin Türk turist vardı. Bu insanların çoğu 1-2 ya da 3 günlüğüne izin alıp işlerine dönmek zorunda olan turistlerdi.


Belli miktarda paraları, kredi kartlarının belli bir limiti vardı. Hava sahası kapatılınca kalmaya başladılar. Biz 2 Mart’ta dönecekken orada kaldık. Döneceğimiz THY seferi yapılamadı. THY, günde iki kez yapılan Oman seferini dörde çıkardı ama Dubai'den Oman'a gitmek beş saatlik bir yolculuk. Sınırda çok ağır savaş önlemleri var. Sınırı geçmek ayrı bir sorun. Savaşın beşinci gününden sonra başkonsolosluk Oman'da uçak bileti olanları otobüsle havaalanına götürmeye başladı. Günde 4 uçaktan kaç kişinin taşınacağı düşünülürse kolay bir iş değil. Çünkü yığılma başladı. Yolcular biriktikçe uçakların boşaltması zaman almaya başladı. İşaret edilen her seferden sonra yolcu biletlerinin fiyatları artmaya başladı. Ben pek çok bilet aldım ama çoğu sefer iptal oldu.


İptal edilen seferlerin bilet ücretleri iade ediliyordu. Önceden bin dolara aldığınız bilet, benim uçtuğum gün kişi başı üç bin dolara çıkmıştı. Bu da havacılıkta arz‑talep dengesizliğinin getirdiği sıkışıklığa yol açtı. Savaşın yıkıcılığı, savaş korkusu, savaşta kurban olma endişesi bir yerde kendini sıkışmışlığa bıraktı. Kardeşim hâlâ Dubai’de işine devam ediyor. Okullar kapandı; kapanma sebebi uzaktan eğitim. Arada sirenler çaldı; 10 dakika sonra ortam normale döndü, telefonlara sıkıntının geçtiği yönünde mesajlar geldi. Yönetim bu işi çok iyi başardı. Yanlış bilgi, dezenformasyon ve abartı çok ağır cezalarla engellendi. Hiç kimse abartmadı; herkes daha sakin oldu. Biz Sharjah Hava Limanından Türkiye’ye geldik. Ayın ikisinde döneceğimize ayın sekizinde döndük. “6 günde kurtulmuşsunuz” demek o kadar kolay bir şey değil. Arkamızda çok insan bırakarak geldik. Ben ve eşim havacılığı çok iyi bildiğimiz için bu işe güvenimiz vardı. Havaalanına vardık, pasaport kontrolü tamam, her şey hazırdı. Dubai Havaalanına saldırı başladı; havaalanı ve hava sahası kapandı. Uçağımız iptal olmasın diye dua ettik.


Bagajlar yüklendi, ancak kapı açıkken bekledik. Alarm çaldı, pilot bilgi verdi. 2 saat 20 dakika uçakta bekledikten sonra kapı kapandı; rahat bir nefes aldık. Kapı kapandıktan 45 dakika sonra havalandık. Normalde 4,5 saat sürecek bir uçuş, havalandıktan sonra artık Suudi Arabistan’ın kontrolüne geçti. Mısır üzerinden Akdeniz’e, Antalya’ya gittik. Yolculuk 4,5 saat yerine bekleme süresi hariç 7,5 saatte Antalya’ya geldik. Buna büyük bir şükürle katlandık. Vurgulamak istediğim şey, savaşın yıkımından çok, yabancıların ve turistlerin bir yere gidememe endişesiydi. Biz ayrıldıktan sonra durum daha da sertleşti. ABD, enerji İran’ın altyapılarını, Hark Adası’nı bombalamaya başladı. İran’ın can damarı petrol çıkışını bombaladı. İran buna karşılık, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Oman da enerji merkezlerini hedef aldı. Daha da enteresan su arıtma tesislerini bombalamaya başladı. İlk olarak Bahreyn’de su arıtma tesisleri bombalandı. Çünkü bu ülkelerin tamamı deniz suyunu arıtarak su ihtiyacını karşılıyor. Bu durum Körfez ülkeleri için büyük bir sorun anlamına geliyor.


Suudi Arabistan çok büyük bir ülke; su taşıma ve arıtma altyapısı kritik. Buna rağmen tedbirlerini almışlar, bir yerlerde yedek sistemler kurmuşlardır. Taşıma suyla ne kadar değirmen döner bunu kestirmek mümkün değil. İran saldırılarını artırdı. Artık sokaklarda turist kalmadı; oteller kapandı. Turist kalmadığı için oteller, özellikle Türk otelleri, kapanmak zorunda kaldı. Uçak biletleri çok pahalandı, müşteriler azaldı. Birleşik Arap Emirlikleri’ne kimse gelmiyor. Uçaklar boş geliyor dolu dönüyor Gidiş‑dönüş fiyatları artık yolculardan alınıyor. Böyle bir ekonomik sıkıntı devam ediyor.


Img20260317152053 (Custom)


Savaşın sonuçları ne olur?

Savaşın geldiği bu noktada Amerika'nın sıkışmışlığını, İsrail'in alan genişletmek için fırsat bu fırsat, savaş bitmeden Lübnan üzerindeki işgal hareketini, Hizbullah üzerindeki saldırılarından bahsetmiştim. Savaş böyle devam ederse Trump'ın üzerine, Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin üzerine gelen baskılar arttıkça ABD buradan bir çıkış aramak istiyor, bu çıkışı bulamıyor. Her gün yeni bir strateji geliştiriyor. Bu da ABD'nin etkisini azaltıyor. Böyle devam ederse, İran Trump'ın Vietnam'ı olabilir. ABD'nin bu konuda daha önce de sıkıntıları olduğunu tarihten biliyorsunuz. Vietnam'da zayıf bir ülke olarak görüldü. Orada on yıllarca süren gerçek bir savaş vardı ama sonunda Vietnam kazandı, bu iş bitti. Kısaca söylemek gerekirse, Trump'ın Vietnam'ı İran olabilir düşüncesindeyim.


Muhabir: HİLMİ DUYAR