NATO Zirvesi vesilesiyle Ankara’ya gerçekleştirdiği kritik ziyarette, Türkiye’ye 2017 yılından bu yana uygulanan CAATSA (Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) yaptırımlarının rafa kaldırılacağını ve F-35 yeni nesil savaş uçaklarının teslimat sürecinin önünün açılacağını müjdeleyen ABD Başkanı Donald Trump, jeopolitik dengeleri sarsacak yeni değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilme ihtimali ve CAATSA yaptırımlarının esnetilmesi uluslararası kamuoyunda geniş yankı bulurken, Tel Aviv yönetiminden gelen cılız itirazlara yanıt gecikmedi. İsrail hükümetinin Ankara’ya gerçekleştirilecek olası F-35 savaş uçağı tedarikine güvenlik gerekçeleriyle karşı çıktığı yönündeki iddiaları değerlendiren Trump, ABD’nin dış politika ve savunma sanayii kararlarında bağımsız hareket edeceğinin altını çizdi.


Tel Aviv’in İtirazına Sert Tepki: "Kimse Bana Ne Satacağımızı Söyleyemez"

İsrail’in Türkiye’ye yönelik F-35 tedarik sürecine dair çekincelerini sert bir dille geri çeviren ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasındaki müttefiklik ilişkilerine vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan kişisel ve diplomatik diyaloğuna dikkat çeken Trump, Washington'ın bölgesel stratejisinde Türkiye'nin kilit bir konumda yer aldığını belirtti.

Erdogan Trump


Açıklamalarında Türkiye'nin Suriye ve Orta Doğu coğrafyasındaki yapıcı rolünü takdir eden Trump, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan benim yakın bir dostumdur. Özellikle Suriye denkleminde ve bölgesel krizlerin çözümünde çok önemli, son derece başarılı işlere imza attı. Türkiye, NATO çatısı altında ve ikili ilişkilerimizde her zaman güvenilir, güçlü bir müttefik olmuştur. İsrail veya bir başka ülkenin bu sürece müdahale etmesi söz konusu olamaz; kimse bana hangi ülkeye ne satmamız gerektiğini söyleyemez."


CAATSA Yaptırımlarının Kaldırılması Ne Anlama Geliyor?

Ankara’daki NATO Zirvesi temasları kapsamında temelleri atılan bu süreç, Türkiye ile ABD arasındaki savunma sanayii ilişkilerinde yeni bir milat olarak değerlendiriliyor.

2017 yılında S-400 hava savunma sistemleri tedariki gerekçesiyle başlatılan CAATSA kısıtlamalarının kaldırılmasıyla birlikte, sadece F-35 savaş uçaklarının teslimatı değil, aynı zamanda Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki mevcut jetlerin modernizasyonu ve yedek parça tedarik süreçlerindeki tıkanıklıkların da tamamen aşılması hedefleniyor. Beyaz Saray'ın bu kararlı tutumu, Washington ile Ankara hattındaki diplomatik buzların eridiğini ve küresel güvenlik mimarisinde yeni bir dönemin başladığını açıkça gösteriyor.

Muhabir: Haber Merkezi