Gökyüzündeki Dev Dizilim ve Deprem Gerçeği: Güneş Tutulması Fay Hattını Kırar mı?

İnsanlık tarihi boyunca Güneş ve Ay tutulmaları her zaman bir korku ve merak unsuru olmuştur. Özellikle büyük depremlerin ardından gözlerin gökyüzüne çevrilmesi, "Gök cisimleri yerkabuğunu zorluyor mu?" sorusunu sarsılmaz bir gündem maddesi haline getirdi. Peki, bilim bu konuda ne diyor? İşte madde madde gökyüzü ve yer altı arasındaki o gizemli bağ:


Gel-Git Etkisi: Yer Kabuğundaki "Esnek" Gerilim

Ay ve Güneş, Yeryuvarı üzerinde devasa bir mıknatıs gibi çekim kuvveti uygular. Güneş’in kütlesi çok daha büyük olsa da, Ay bize daha yakın olduğu için Yeryuvarı üzerinde iki kat daha fazla çekim etkisine sahiptir.

Kritik Evreler: Yeniay ve Dolunay dönemlerinde Güneş, Ay ve Dünya aynı doğrultuya dizilir.

En Yüksek Seviye: Eğer bu dizilim, Ay’ın Dünya’ya en yakın olduğu (Yerberi) döneme rastlarsa, gel-git etkisi zirve yapar.


Güneş Tutulmaları Depremi Tetikler mi?

Güneş tutulmaları aslında "ekstra güçlü" bir Yeniay evresidir. Bilimsel verilere göre;

Ekstra Bir Güç Yok: Güneş tutulmasının deprem tetikleme potansiyeli, sıradan bir güçlü gel-git olayından daha farklı değildir.

Teorik olarak her kütle çekimi yer kabuğunda ufak bir elastik gerinime neden olur. Ancak bu enerji, bir fay hattındaki devasa sürtünmeyi yenip büyük bir deprem oluşturmak için genellikle yetersiz ve kısa süreli kalır.


"Tetikleme" Hangi Durumda Mümkün?

Bilim insanlarına göre, gökyüzü olaylarının deprem üzerinde bir etkisi olacaksa, bu ancak şu şartla mümkündür: Fay hattı zaten kırılma noktasına gelmişse. Eğer bir fay, deprem üretmek için saniyeleri sayıyorsa; Ay ve Güneş’in uyguladığı o küçük "son dokunuş" (tetikleme), depremin vaktini çok az öne çekebilir. Ancak gökyüzü dizilimi, durup dururken sağlam bir fayı kırıp büyük bir felaket yaratma gücüne sahip değildir.

Muhabir: Haber Merkezi