Türkiye siyasetinde son dönemin en dikkat çekici organizasyonlarından biri olan “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri, CHP Genel başkanı Özgür Özel liderliğinde 100’üncü buluşmasını geride bıraktı. CHP'liler, 100. buluşmada bu kez Çanakkale'deydi. Ekonomiden adalete, tarımdan demokrasiye kadar pek çok başlıkta meydanlar doldu, mesajlar verildi. Ancak bu büyük organizasyonda dikkat çeken bir eksiklik var: Balıkesir.
Evet, yanlış duymadınız. Ege’nin önemli şehirlerinden biri, Kuvâ-yi Milliye ruhunun simge kentlerinden Balıkesir, bu 100 mitinglik takvimde kendine yer bulamadı. Üstelik bu durum sıradan bir “program yoğunluğu” meselesi olarak geçiştirilemeyecek kadar çarpıcı.
Çünkü Ankara’da, partinin en kritik koltuklarından birinde oturan bir isim var: Ensar Aytekin. Örgütlerden sorumlu bir genel başkan yardımcısı olarak, Türkiye genelindeki teşkilat yapılanmasının merkezinde yer alan Aytekin’in kendi memleketini bu miting takvimine dahil ettirememesi ciddi bir soru işareti yaratıyor.
Daha da dikkat çekici olan ise Balıkesir’deki siyasi tablo. 31 Mart yerel seçimleriyle birlikte CHP, Ahmet Akın öncülüğünde tarihi bir başarı elde etti. 74 yıl sonra büyükşehir belediyesi kazanıldı, 20 ilçenin 15’i CHP’ye geçti. Yani Balıkesir, CHP açısından “kazanılmış” değil, aksine “korunması ve güçlendirilmesi gereken” bir kale haline geldi.
Beri yanda TBMM genel kurullarının gündem dışı söz alma rekortmeni Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı duruyor. O'nun parti yönetiminde bir fonksiyonu yok ama, millet iradesini temsilin hakkını vermeye çalışan bir milletvekili. Sarı'nın da mı hatırı yok?
Peki o halde neden Balıkesir yok?
Bu sorunun tek bir cevabı yok gibi görünüyor. Parti içi dengeler mi etkili? Ahmet Akın ile genel merkez arasındaki mesafe mi belirleyici oluyor? Yoksa yerel örgütlerin hazırlıksızlığı mı? Ya da daha basit bir ihtimal: Balıkesir gözden mi kaçtı?
Ancak hangi gerekçe öne sürülürse sürülsün, ortaya çıkan tablo siyasi açıdan sorunlu. Çünkü mitingler sadece kalabalık toplamak için değil, siyasi mesajın en güçlü şekilde verildiği alanlardır. Ve Balıkesir gibi seçim başarısının sembol şehirlerinden birinin bu sürecin dışında kalması, seçmenin gözünde “öncelik sıralaması” tartışmasını kaçınılmaz kılıyor.
Üstelik Balıkesir seçmeni sıradan bir seçmen profili değil. Sandıkta verdiği güçlü destekle siyasi dengeleri değiştirebilen, gerektiğinde iktidarları ve muhalefeti uyaran bir iradeye sahip. “Çantada keklik” olarak görülebilecek bir şehir hiç değil.
Bugün çiftçi borçla boğuşuyorsa, esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyorsa, gençler gelecek kaygısı taşıyorsa; bu sorunların dile getirileceği en doğru yer yine meydanlardır. Ve Balıkesir meydanları, bu sesi duymayı fazlasıyla hak ediyor.
Evet, kulislerde Mayıs ayında bir miting yapılacağı konuşuluyor. Ama ortada ne net bir tarih var ne de resmi bir açıklama. Bu da Balıkesir’in neden en sona bırakıldığı sorusunu daha da büyütüyor.
Sonuç olarak mesele bir mitingden çok daha fazlası. Mesele temsil meselesi. Mesele, yerelin sesinin merkeze ne kadar ulaştığı.
Balıkesir’in sesi Ankara’da gerçekten kısık mı, yoksa duyulmak mı istenmiyor?












