Dağlarından bal, ovalarından yakan şehir

Balıkesir için söylenen “her şey var” cümlesi, abartı değil, tespit. Tarım ve hayvancılık denince Türkiye’de ilk akla gelen illerden biri. Coğrafi işaretli Balıkesir kuzusu, elliyi aşan peynir çeşitliliği, zeytin ve zeytinyağında ülke çapında bir merkez oluşu, beyaz et ve yumurta üretimindeki ağırlığı, un ve yem sanayisindeki gücü… Liste uzayıp gidiyor.

“Türkiye’yi doyuran il” diyoruz ya...

Doğusunda kırmızı et, batısında deniz ürünleriyle şekillenen sofralar; Kapıdağ’dan Sındırgı’ya, Gönen’den Manyas’a, Edremit Körfezi’ne uzanan ürün çeşitliliği; üzüm, pirinç, fasulye, kavun, mor soğan, tereyağı, zeytin, zeytinyağı, sür ürünleri, peynir çeşitleri ve daha niceleri... Balıkesir adeta Türkiye’nin gıda haritasının özeti gibi. Üstelik sadece üretim değil, tarih, arkeoloji, sağlık, deniz, dağ, orman ve jeotermal kaynaklar açısından da benzersiz bir coğrafyadan söz ediyoruz.

Peki bu kadar her şeye sahip bir şehir, neden hâlâ potansiyelini konuşuyor?


Gastronomi var, hikaye yok!

Son yıllarda gastronomi turizmi Balıkesir için sıkça telaffuz edilen bir kavram. Haklı bir arayış bu. Ekmek çeşitliliğinden peynire, zeytinden zeytinyağına kadar yazılmış kitaplar var. Ürün var, kültür var, birikim var. Ama bunların hepsini bir şemsiye altına alıp sürdürülebilir bir anlatıya dönüştüren bir yaklaşım yok.

“Marka Şehir Balıkesir” projesi bunun en somut örneği. Büyük iddialarla yola çıkıldı. Lansmanlar yapıldı, ajanslar çalıştı, logolar çizildi, broşürler basıldı. Kamu kaynakları harcandı. Bugün Balıkesir sokaklarında bu projenin izini sürebiliyor musunuz? Hafızalarda bile silikleşmiş bir girişimden söz ediyoruz.

Aynı akıbeti “Balıkesir Kahvaltısı” yaşadı. Kahvaltı üzerinden bir şehir markası inşa etme fikri başlı başına tartışmalıydı. Van gibi bu alanda yıllar önce markalaşmış bir şehir varken, Balıkesir’i aynı kulvara sokmak zaten riskliydi. Bir iki festival, birkaç renkli etkinlik, ünlü şefler, kortejler, workshoplar… Sonra? Sessizlik. Bir yönetim değişti, hepsi mazi oldu.


Heyecan çabuk kayboluyor!

Balıkesir’in kronik sorunu tam da burada başlıyor: Süreklilik. Zeytin hasat şenlikleri dışında, kentin potansiyelini uzun vadede taşıyacak, büyütecek, derinleştirecek etkinliklerin neredeyse hiçbiri devam edemiyor. Her şey bir hevesle başlıyor, sonra sahipsiz kalıyor.

Aeneas Kültür Rotası buna iyi bir örnek. Truvalı Aeneas’ın Antandros’tan İtalya’ya uzanan hikâyesi, tarih ve turizm açısından son derece güçlü bir anlatı sunuyor. Yıllar içinde toplantılar yapıldı, rotalar belirlendi, sertifikalar dağıtıldı. Ama proje hâlâ muallakta. Zaman zaman “şu yapıldı, bu konuşuldu” haberleri dışında elle tutulur bir sonuç yok.

İda Madra Jeopark Projesi daha da çarpıcı. UNESCO hedefiyle yola çıkan, Balıkesir’i İzmir’le, Bergama’yla, Kazdağları’yla birlikte konumlandıran dev bir vizyon. Mülki idare var, belediyeler var, üniversiteler var, sivil toplum var. Herkes var ama sonuç yok. Toplantı çok, ilerleme az.


Sorunun kaynağı ne?

Balıkesir’in sorunu ne tarımda, ne turizmde, ne de üretimde. Sorun, ortak akıl kültürünün yerleşmemiş olması. Bu şehirde herkes kendi alanında güçlü ama birlikte zayıf. “Herkes kendine müslüman” anlayışı, kentin geneline sirayet etmiş durumda.

Yönetimler değişiyor, projeler rafa kalkıyor. Bir önceki dönemin fikrine sahip çıkmak, burada neredeyse ayıp sayılıyor. Lobicilik zayıf, şehir refleksi cılız. Ulusal ölçekte Balıkesir’i sürekli ve kararlı biçimde temsil eden bir duruş yok.

Belki de Balıkesir’in en büyük eksiği tam olarak bu: Kendisini ciddiye alan, uzun soluklu düşünen, sabırla ve inatla aynı hedefe yürüyen bir şehir aklı.


Her şey var ama vizyon eksik!

Balıkesir, Allah’ın her şeyi verdiği şehirlerden biri. Ama bu bolluk, rehaveti de beraberinde getirmiş görünüyor. “Nasıl olsa var” duygusu, “nasıl değerlendiririz” sorusunun önüne geçmiş durumda.

Bu şehir artık yeni projelere değil, yarım kalanların neden yarım kaldığını konuşmaya ve ortak akla ihtiyaç duyuyor. Çünkü Balıkesir’in problemi imkânsızlık değil; dağınıklık. Ve bu da ne toprakla, ne iklimle, ne de ürünle ilgili. Tamamen zihniyetle ilgili.

Selam ederim herkeslere...

Muhabir: Tarık Sürmelioğlu