KONYA MODEL ÜRETTİ, BALIKESİR NE YAPIYOR?
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Başkanlığı’na seçilmesi, yıllardır sürdürülen kurumsal belediyecilik anlayışının uluslararası alanda tescili olarak değerlendiriliyor. Konya; şehir planlaması, altyapı yatırımları, sosyal belediyecilik, iklim politikaları ve uluslararası şehir diplomasisiyle bir yönetim modeli oluştururken, Balıkesir’de “örnek şehir, model şehir” iddiasının hangi somut başarılarla ortaya konulacağı tartışılıyor.
SÖYLEM VAR, MODELİN KENDİSİ ARANIYOR
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın sıkça dile getirdiği “Balıkesir modeli” ifadesi, şehirde yeni bir beklenti oluşturdu. Ancak kamuoyunun merak ettiği temel soru şu: Bu model hangi projede ortaya çıktı? Hangi uygulama başka şehirler tarafından örnek alınacak noktaya geldi? Şehirler artık rutin hizmet ve yatırımlarla değil oluşturdukları sistemlerle anılıyor. “Örnek şehir” olmak için rutin hizmetlerin ötesinde, kentin tamamını dönüştüren ve başka belediyelere yol gösteren bir vizyon gerekiyor.
MALUM KİŞİ
KONYA ZİRVEYE YÜRÜRKEN BALIKESİR MODEL ARIYOR! ORTADA MODEL VAR MI, YOKSA SADECE MODEL HEDEFİ Mİ VAR?
UCLG Başkanlığı’na seçilen Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın verdiği mesajı iyi okumak gerek:
“Bu netice, şahsıma tevdi edilen bir görevin çok daha ötesinde; Konya’mıza, ülkemize ve Türkiye’nin yerel yönetim anlayışına duyulan güvenin açık bir göstergesidir. Bu başarı; Konya Modeli Belediyeciliğin, sınırlarımızı aşarak dünya şehirlerine ilham veren güçlü yürüyüşünün yeni bir merhalesidir. Ve her şeyden önemlisi bu başarı; kadim şehrimiz Konya’nın uluslararası alandaki yükselişinin, itibarının ve temsil gücünün zaferidir. İnşallah bundan sonra da hep birlikte Konya’mızın mührünü dünyaya vurmaya, şehrimizi ve ülkemizi uluslararası her platformda gururla temsil etmeye devam edeceğiz.”
***
Fas’ta düzenlenen UCLG Dünya Konseyi toplantısında Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın başkanlığa seçilmesi, yerel yönetimlerin artık yalnızca şehir içi hizmet üretiminden ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi.
Konya, uzun yıllardır “model belediyecilik”, “örnek belediyecilik” ifadesiyle anılıyor. Bu açıdan uluslararası platformlara taşınan bir şehir markası haline gelmiş durumda. İklim politikalarından sosyal belediyeciliğe, altyapıdan şehir diplomasisine kadar geniş bir alanın tek bir kurumsal çizgide yürütülmesi, Konya’yı yerel yönetim literatüründe ayrı bir yere koyuyor.
Tam da bu noktada Balıkesir sahneye giriyor. Ve sahneye giriş, biraz yüksek beklentiyle biraz da “henüz göremedik ama var deniyor” hissiyle oluyor.

“BALIKESİR MODELİ” DENEN ŞEY TAM OLARAK NEREDE?
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, hemen her konuşmasında “Balıkesir modeli, Balıkesir örneği” ifadesini sıkça kullanıyor. Bu ifade kulağa iddialı geliyor; hatta şehir adına moral verici bile sayılabilir.
Fakat kamuoyunun basit bir sorusu var; bu model tam olarak hangi projede, hangi şehir dönüşümünde, hangi ölçülebilir başarıda görünür hale geldi?
Balıkesir’in potansiyeli tartışmasız. Tarım var, turizm var, kıyı şeridi var, sanayi var. Haritaya bakınca “model üretmeye uygun malzeme fazlasıyla var” deniyor. Ama mesele malzeme değil, o malzemeyle ortaya çıkan ürün.
Şehirde gözle görülür bir model anlatısı henüz netleşmiş değil. Daha çok “model olacak” cümlesi dolaşımda.
***
KONYA MODEL ÜRETİRKEN BALIKESİR MODEL ARIYOR
Konya’nın farkı, “model” kelimesini yıllar içinde boş bir ifade olmaktan çıkarıp kurumsal bir yapıya dönüştürmesi.
Bugün Konya hizmet üreten bir belediye olmanın ötesinde, aynı zamanda başka şehirlerin referans aldığı bir yönetim dili kurmuş durumda. Balıkesir’de ise tablo biraz farklı: Model konuşuluyor, hedef anlatılıyor, vizyon vurgulanıyor. Fakat şehir dışına taşan, başka belediyelerin “bunu biz de uygulayalım” dediği bir örnek henüz geniş kitlelerce görünür değil.
Bu fark, aslında iki şehir arasındaki “marka belediyeciliği” seviyesini de ortaya koyuyor.
***
BALIKESİR’DE ASIL SORUN PROJE EKSİKLİĞİ DEĞİL, PROJEYİ MODELLEŞTİREMEME
Balıkesir’de yapılan hizmetler yok sayılmıyor. Ancak eleştirilerin yoğunlaştığı nokta, bu hizmetlerin bir “şehir modeli”ne dönüşememesi.
Bir şehirde yol yapmak, park yapmak, sosyal destek vermek rutin belediyeciliktir. Bunlar zaten yapılır. Model şehir, bu rutinleri başka şehirlerin öğrenmeye geldiği bir yapıya dönüştürür.
Yapılanlar var, ama bu yapılanlar bir bütün halinde “Balıkesir modeli” diye anılacak bir sisteme dönüşmüş değil.
***
YÖNETİM ALGISI VE KURUMSAL İLETİŞİMSİZLİK SORUNU
Balıkesir’de kamuoyunda sıkça dile getirilen eleştirilerden biri, belediye içi koordinasyon ve kurumsal uyum meselesi.
Zaman zaman gündeme gelen görev değişiklikleri, yönetim kadrolarındaki hareketlilik ve bürokratik uyum tartışmaları, şehirde doğal olarak bir “istikrar algısı” sorusu yaratıyor.
Şehir “model olacak” diye konuşulurken, modelin en temel şartı olan kurumsal süreklilik tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Model şehirler vitrin yerine sistem üretir. Vitrin hızlı değişir, sistem yavaş ama kalıcıdır.
Balıkesir’de yerel yönetim anlamında bir sistem kurulabilmiş değil.
***
BALIKESİR’İN GÜNDEMİ YOK!
Balıkesir’de iletişim dili zaman zaman güçlü bir “gelecek anlatısı” kuruyor. “Olacağız”, “yapacağız”, “model olacağız” gibi cümleler sık duyuluyor.
Balıkesir kamuoyu artık cümle değil, sonuç görmek istiyor.
Maalesef şehrin bir gündemi yok. Yani yatırım, hizmet, proje, hedef anlamında kalıcı bir gündem oluşmuyor. Günü kurtaran ve rutini aşmayan belediyecilik anlayışıyla, rol model, örnek belediye olmak mümkün mü?
Şehir, bürokratların görevden alınmalarını, zorunlu istifalarını, onların kaprislerini, birbirleriyle uyumsuzluklarını, yine onlar hakkındaki çeşitli spekülasyonlarla oyalanıyor. Bir bürokratın zorunlu istifası, Balıkesir’de maalesef ana gündem olabiliyor! Şehrin büyük bölümü, beklentileri, hedefleri, projeleri, örnek alınacak yatırımları, yeni planlamaları değil, bürokratlar hakkındaki dedikoduları konuşuyor.
***
MODEL ŞEHİR BİR CÜMLE DEĞİL, BİR SONUÇTUR
Konya, Uğur İbrahim Altay ile birlikte UCLG sahnesine çıkarak yerel yönetim vizyonunu küresel ölçekte görünür kıldı. Bu görünürlük, uzun bir kurumsal birikimin sonucu.
Balıkesir’de ise Ahmet Akın’ın “model şehir” vurgusu, henüz sonuçlanmış bir yapıdan çok devam eden bir hedef gibi duruyor.
Şehirlerin gerçek farkı artık söylemlerinde değil, ürettikleri sistemlerde ortaya çıkıyor.
Balıkesir’in önünde bir fırsat var: Ya “model olacağız” cümlesini dinlemeye devam edeceğiz, ya da o cümlenin karşılığını gerçekten inşa edeceğiz.
Bugünün şehircilik dünyasında ikinci seçenek, ilkinden çok daha zor ama tek kalıcı olanı.
***
Çiftçiye dağıtılan tohumla, besiciye verilen yemle, domates biber fidesiyle, parke taş döşemeyle, asfaltı kaybolmuş yollara atılan yamayla, kent lokantası, emekli kafe gibi her belediyenin kolayca yapabildiği rutin hizmetlerle örnek şehir – örnek belediye olunmaz.
Örnek kent, model şehir, hedef olarak kulağa hoş geliyor. Ne ki, Balıkesir kamuoyu bu hedefi netleştirecek, kalıcı, şehrin bütününü kucaklayan hedef projeleri duymak istiyor.
Var olanın üstüne yenilerinin konmasını bekliyor.
Geriye kaldı iki buçuk sene…
İki buçuk seneyi, hâlâ bir düzen kurulamayan yönetim katlarındaki dedikodularla geçirdik.
Kalan iki buçuk senede, Balıkesir’i daha yaşanabilir bir kente dönüştürecek hedefler için adımlar atılması gerekiyor.
Dönemin sonunda, “güzel işler yaptılar” dedirtmek lazım Balıkesirlilere.
Böyle devam ederse, ‘unutulanlar’ listesine isimleri yazılır.





