17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde yazılı bir basın açıklaması yayımlayan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Balıkesir Şubesi, Türkiye’nin deprem tehlikesine ve kentsel dönüşümdeki eksikliklere dikkat çekti.

Açıklamada, depremlerin nerede ve ne zaman olacağından ziyade, mevcut yapı stokunun ne kadarının riskli olduğunun tam olarak bilinememesinin büyük bir güvenlik açığı oluşturduğu vurgulandı.


13 Yılda Yıkılan Yapı Sayısı Yetersiz Kaldı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde 36 milyon bağımsız bölümden yaklaşık 6 milyonunun risk altında olduğu ve 2 milyonunun acilen dönüştürülmesi gerektiği hatırlatıldı.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'nın raporlarına atıfta bulunulan açıklamada, 2012 yılından 2025 yılı sonuna kadar geçen 13 yıllık süreçte toplam 1 milyon 88 bin bağımsız bölümün yıktırıldığı ifade edildi. Halen 6 milyon riskli bağımsız bölüm bulunurken, 13 yılda yalnızca 1 milyon civarında yıkım yapılabilmiş olmasının katedilen yolun ne kadar yetersiz olduğunu gösterdiği kaydedildi.


"Yapı Stoku Envanteri Hâlâ Tamamlanamadı"

17 Ağustos sonrasında hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı'nda yapı stoku envanterinin 2017 yılına kadar bitirilmesinin hedeflendiği ancak aradan geçen yıllara rağmen bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanterinin hâlâ oluşturulamadığı eleştirisi yapıldı. Ayrıca binaların sadece yaşının değil; projelendirilme süreci, zemin katlarda kolon-kiriş kesilmesi veya taşıyıcı sisteme kaçak müdahaleler gibi geçmişteki kullanım detaylarının da düzenli olarak denetlenmesi gerektiği savunuldu.


İMO Yönetim Kurulu’ndan 7 Maddelik Acil Çağrı

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, deprem riskinin bertaraf edilmesi için atılması gereken acil adımları şu 7 maddede sıraladı:

  1. Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan şeffaf, bilimsel ve güncel bir yapı envanteri derhal oluşturulmalıdır.
  2. Yapıların risk durumunun izlenmesi amacıyla Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmalıdır.
  3. Riskli binaların belirlenmesi ve müdahalesi, risk büyüklüğüne göre önceliklendirilmiş bir kamu programı olarak yürütülmelidir.
  4. Dar gelirli vatandaşları koruyan, güçlendirme ve yenileme için erişilebilir kamu kaynakları sağlanmalıdır.
  5. Kentsel dönüşüm, rant odaklı parsel bazlı uygulamalardan çıkarılıp kent ölçeğinde planlama anlayışıyla ele alınmalıdır.
  6. Binaların kullanım sürecindeki güvenliğini denetleyen periyodik kontrol mekanizması yasal sistem haline getirilmelidir.
  7. Yapı denetimi ticari bir faaliyet değil kamu hizmeti olarak görülmeli; şantiye şefliği ve mühendislik hizmetleri etkinleştirilmelidir.

Muhabir: Sibel Çobanoğlu