Nazım Tanrıkulu, Balıkesir’in Burhaniye İlçesinde kurulan Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezini (BAÇEM) Türkiye’nin parlayan Yıldızı haline getirdi. Göreve geldiği 2016 yılından bugüne, BAÇEM, yalnız bölgede ve Türkiye’de değil dünyada marka oldu. Tanrıkulu, dünyanın ilk ve tek Aromaterapi festivalini gerçekleştirdi. BAÇEM’de düzenlenen, Arıcılık, Agroekolojik Tarım, Bahçıvanlık, Bitki Doku Kültürü, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Yetiştiriciliği, Zeytin Yetiştiriciliği kurslarıyla, 5 bin kişiden fazla kursiyeri sertifikalandırdı. Göreve başladığı BAÇEM’deki tıbbi ve aromatik bitki sayısını 8’den, aralarında, yurtdışından getirttiği bitkilerle birlikte 250’nin üzerine çıkardı. Tıbbi Bitkileri Doğru Kullanma Rehberi ve Mürşidim Doğa kitaplarının yanı sıra, Emine Erdoğan’ın öncülüğünde hazırlanan, Dünya Ortak Evimiz kitabına katkıda bulundu. Şimdi hedefinde doğal kozmetik üretim alanı kurmak ve Çocuk Tarım Akademisi’ni (ÇOTAK) Hayata geçirmek var.

Nazım Tanrıkulu kimdir?
29 Nisan 1981'de Sındırgı'nın Devletlibaba Köyü'nde dünyaya geldim. Orman muhafaza memuru babam, 5 yaşındayken görev yaptığı Bulak Köyü'ndeki Karagöl'de meydana gelen tekne kazasında beraberindeki 9 kişiyle birlikte yaşamını yitirince ailemle Devletlibaba Köyü'ne döndük. İlköğrenimimi Devletlibaba İlkokulunda tamamladım. Sadece yetim aylığımız vardı. Annemin dokuduğu Yağcıbedir halıları, üretip sattığımız tütün parası ile geçindiğimizden yatılı okumak zorundaydım. Devlet Parasız Yatılı Sınavına girip yüksek puan aldım. Darüşşafaka sınavları için evimize gelmişlerdi, ancak annem uzaklarda olmamı istemediğinden, okuma olanağım Sındırgı İmam Hatip Lisesi ile sınırlıydı. Ya cemaat yurtlarına gidecektim onlar da paralıydı ya da devlet yurduna. Kazandığım için devleti tercih ettim. Sındırgı İmam Hatip Ortaokulundan mezun oldum Vakıflar Genel Müdürlüğünün açtığı sınava girip Balıkesir Vakıflar Yurdunda kalmaya hak kazandım. Yurdun yanında Balıkesir Lisesi vardı. Ancak yönlendiren olmayınca Balıkesir İmam Hatip Lisesini tercih ettim.
Balıkesir İmam Hatip Lisesi Yurduna geçip diplomamı aldım. Yükseköğrenimimi edebiyat, psikolojik danışmanlık, Türkoloji ya da dramatoloji üzerine yapmak istiyordum. Liseyi bitirdiğim yıl sınav katsayılarıyla ilgili değişiklikler yapıldı. İmam hatip lisesi ve meslek lisesi çıkışlıların katsayı puanları düşük olunca Kırıkkale Üniversitesinde Petrokimya Bölümüne kaydımı yaptırıp bir yıl okudum. Bir üst sınıfa geçmeme rağmen bırakıp tekrar sınavlara girdim. Bu kez Konya Selçuk Üniversitesi Çumra Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümünü kazandım. Mezun olduktan sonra İstanbul'da Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi'nde staj yaptım. Staj sonrası burada çalışıp 2010’a kadar devam ettim. 2009-2011 yılları arasında dış ticaret, tıbbi bitki ithalat ve ihracatı ile e-ticaret sitesi kurulum süreçlerini yönettiğim proje geliştirme müdürlüğü görevim oldu. Askerliğimi Bursa ve Edirne'de tamamladım. 2011'de Kütahya Belediyesinde Tıbbi Bitkiler Merkezi'nde çalışmaya başladım 2016'da BAÇEM'e atandım. 10 yıldır Şube Müdürlüğünü yürütüyorum.
Gazete ve dergilerde tıbbi bitkilerle ilgili makaleler yayımladım. Anadolu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Derneği (ANATABDER) kurucu yönetim kurulu başkanıyım. Hâlen bu görevim devam ediyor. İstanbul Homeopati Derneği kurucu yönetim kurulu üyesiydim ve Aromaterapi Derneğinin yönetim kurulu üyeliğim devam ediyor. Merkezefendi Geleneksel Tıp Derneği, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Doğa Derneğinin üyesiyim. Balıkesir Aromaterapi Festivalini düzenledim. Bu sene yedincisini uluslararası olarak gerçekleştirdik.

Üniversite eğitiminde Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü size niye cazip geldi?
Devletlibaba Köyümüzden okuyup yetişenlerden biri, şu an Balıkesir Millî Eğitim Şube Müdürü olan Yakup Karanfil’dir. Üniversite tercihleri zamanlarında köydeki gençlere hep destek olurdu. İmam Hatip çıkışlı olduğum için meslek yüksekokullarını tercih etmek zorundaydım. Yakup Hoca’ya danışma zorunluluğu hissettim. Petrokimya okumamı, mezun olmam durumunda bir rafineride yüksek maaşla çalışabileceğimi söyledi. Ben de o sene Petrokimya okumayı seçtim. Alttan dersim kalmadan bir üst sınıfa geçtim. Bu mesleğin bana göre olmadığını anladım. Okulu bırakıp tekrar üniversite sınavına girdim. Tercih yaparken Konya Selçuk Üniversitesi Çumra Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümünü seçtim. Türkiye'de bilinen bir dal değildi. Bölümün pek fazla altyapı olanağı yoktu.
Hocalar başka alanlardan gelmişti. Kendi kendimi yetiştirmek zorunda kalmıştım. Bir dağ köyünden çıkıp, babası olmadığı halde kısıtlı olanaklarla üniversite kazanan, kendi başının çaresine bakmak zorunda kalan biri olarak diplomamı aldıktan sonra köye dönmek istemiyordum. Eğitim aldığım alanla ilgili araştırmalar yaparken internet kafelerde web sitesi yapmayı, HTML kodlamayı öğrendim. Bu sayede okulumu ve Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programını tanıtan bir site kurdum. Aynı zamanda ziraatci.com adlı sitede alanımla ilgili editörlük sayfası açmıştım. Gelen soruları yanıtlıyordum. Hem öğrencilik hem de iki siteyi birden yürütmek zor olsa da yılmadım. Kendime göre bir metot belirlemiştim. Tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili yayınları takip ederken özellikle kaynakçalarını titizlikle inceliyordum. Kaynakçalarda ismi çok geçen yazarları araştırıp kitaplarını okuyordum. Amacım onlarla tanışmaktı. Siteye gelen soruları yanıtlarken ve önem verdiğim yazarların kitaplarını okurken bir hayli bilgi ve deneyim kazandım. Zor ama zevkli çalışma yaşamından sonra 2003 yılında diplomamı aldım. Mezun olduğum sene İstanbul'da tıbbi bitkilerle ilgili bir merkezin temeli atıldı. Hedefim bu merkezde staj görmekti.

Okulun ilk yılında staj görmemiş miydiniz?
2001 yılında Manisa Kırkağaç’ta bitkisel üretim yapan bir fabrikada staj görmüştüm. Bitkisel çay ve uçucu yağ üretiyor, köylülerden topladıkları bitkileri farklı formlarda değerlendirip macun ve benzeri gıdalar elde ediyorlardı. Yatacak yerim ve param olmadığından 40 gün işçilerin soyunma odasında kaldım. Fabrikadan hiç ayrılmadım. Gece gündüz fabrikanın her yerinde; distilasyon kazanlarından öğütme değirmenlerine, üretimden ambalaja kadar işin tozunu, dumanını yuttuğum 40 günlük bir süreç yaşadım. Benim için çok öğretici oldu.

Mezun olduktan sonra hedeflediğiniz merkezde çalışabildiniz mi?
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin başta Florya'da kurmayı düşündüğü Lokman Hekim Şifalı Bitkiler Bahçesi daha sonra Zeytinburnu'na taşındı ve Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi adını aldı. Proje aşamasında staja başladım. Belediyenin İstanbul Ağaç A.Ş. firması üretimi üstlenmişti. Hayatımda önemli dönüm noktalarına vesile olan kişilerden biri olan Ziraat Mühendisi Aytekin Akbulut projeden sorumluydu. Staja başladığımda izindeydi. İzin dönüşü tanıştık ve projenin tüm sorumluluğunu bana bıraktı. İyi ki kendi kendimi geliştirmişim. Diğer staj yapanlara göre konuyu daha iyi biliyordum. Çocukluğum köylerde geçtiğinden bitkilerin içinde büyümüştüm. Aytekin Akbulut 256 bitkilik bir listelik proje vermişti. O bitkilere ulaşmam gerekiyordu. Türkiye'de tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili kaynak neredeyse yoktu. Tohumu bilen yoktu, fide üreten yoktu.
Tekirdağ'ın Lüleburgaz ilçesinde Almanya'dan tohum temin eden Dr. İlhan Aslanyürek, ErgeneHerb.com adıyla bir web sitesi açmıştı. Pek çok tohumu ondan buldum. İstanbul'da sur diplerinde, dere kenarlarında, fidanlıklarda ve mezarlıklarda yabani otlardan tohumlar elde ettim. 2003-2004 yılları benim için arama ve bulma süreci oldu. Şirket, 2004'te Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna tarafından açıldı. resmi açılışı ise 2005'te rahmetli Kadir Topbaş tarafından yapıldı. Emeklerimin semeresini gördüm. Aytekin Akbulut kendisini hiç öne çıkarmadı. Belediye başkanlarına beni tanıştırıp emeğimin takdir edilmesine vesile oldu. Böylece Türkiye'nin ilk tıbbi bitkiler bahçesinde 2009 yılı sonuna kadar çalıştım.

2009 yılında işi neden bıraktınız?
İstanbul'da bir eczane, Türkiye'nin ilklerinden olan şifalı bitkilerle ilgili bölüm açmıştı. İyi bir teklifle eczaneye geçtim. Satışlar hem eczanede yapılıyor hem kurduğumuz bitkisandigi.com sitesinden duyuruluyordu. E-ticaret henüz bilinen bir olgu değildi. IdeaSoft'un dokuzuncu müşterisiydik. İki-üç ay eczanede devam ettim. Verilen sözler tutulmayınca ayrılıp dış ticaret firmasına geçtim. Sekiz ay çalıştıktan sonra, 2011'in ocak ayında İstanbul'dan ayrılıp Kütahya Belediye Başkanı Mustafa İça'nın davetiyle Kütahya'ya gittim. Belediye Başkanı, Hekim Sinan diye bilinen, asıl adı Yusuf Sinanüddin olan ve Şair Şeyhi'nin Türbesi yanında bir Tıbbi Bitkiler Merkezi kurmak istiyordu. Bana sözleşmeli personel olarak iş teklifinde bulundu ve düşünmem için mart ayına kadar süre verdi. Bu arada basımını yaptırdığım Tıbbi Bitkileri Doğru Kullanma Rehberi adlı kitabımı Başkan İça'ya armağan edip İstanbul'a döndüm. İşsizdim, gelirim yoktu. Para kazanmam gerekiyordu. Evde bitki çayları, kış çayları, merhemler ve organik temizlik ürünleri üretmeye başladım. Profilo AVM'de çarşamba ve pazar günleri açılan organik pazarda sattım. Organik pazardaki tezgâh çok bereketli oldu. 3 ay boyunca kazandığım parayla ev kirasını ödedim, harçlığımı çıkardım ve Kütahya'ya taşınma parasını biriktirdim.

Tıbbi Bitkileri Doğru Kullanma Rehberi kitabını Belediye Başkanı Mustafa İça'ya armağan ettiğinizi söylediniz. Kitap yazmak aklınıza nasıl geldi?
İmam Hatip mezunu olmasaydım üniversite sınavlarında ilk tercihim Edebiyat Fakültesi olurdu. Nasip değilmiş diyerek başka alanlara yönelmiştim. Edebiyat sevgim hiçbir zaman bitmemişti. Edirne'de askerliğimin usta birliği döneminde duvar gazetesi çıkarmıştım. Bir hayli tutuldu. Öğrencilik yıllarında da Bitki Sandığı adlı blog sayfamda makale yazıyordum. Yazma sevdası hiç yakamı bırakmamıştı. Tıbbi Bitkileri Doğru Kullanma Rehberi kitabını, meslektaşlarıma yardımcı ders kitabı olması, tıbbi ve aromatik bitkilere ilgi duyanların bilinçlenmesi amacıyla yazdım. Bu kitap ülkemizin zengin florasının bitkilerini tanıyıp doğru değerlendirmediğimizi de düşünerek, yetiştiricilikten son ürüne kadar süreci özetleyen kaynak oldu.

Hekim Sinan Tıbbi Bitkiler Merkezi'nde neler yaptınız?
Hekim Sinan Tıbbi Bitkiler Merkezi'nin kuruluşuna katkıda bulundum. Kekik ve adaçayı sözleşmeli tarım uygulamasına öncülük ettim. İlk başladığımız 2011'den günümüze uygulama alanı 3.000 dekara yükselirken, bölge hâlen kekik ve adaçayında Türkiye'nin önemli üretim yerlerinden biri konumuna ulaştı. Girişimcilik ruhu olduğundan Hekim Sinan'da çalışırken boş durmadım. İstanbul bana büyük bir deneyim kazandırmıştı. Doğal Kozmetik Üretimhanesi kurmak ve kozmetik bitkileri tarımı yapıp işlemek için proje hazırladım. İşletme geliştirme koçluğu, destek ağlarına ulaşım, finans kaynaklarına erişim, uygun koşullarda iş yeri olanağı ve ofis hizmetleri sunan; Kütahya Valiliği, Kütahya Belediyesi ve Kütahya Ticaret İl Müdürlüğünün ortaklaşa yürüttüğü Kütahya İş Geliştirme Merkezi'ne (KİŞGEM) projeyi sundum. Bize 40-50 metrekarelik bir alan verdiler.
Kuruluşumuzu Sağlık Bakanlığına bildirip Bitki Sandığı adını verdiğimiz firmamız için gerekli onayı aldıktan sonra, 2011'de Türkiye'de kozmetik bitkileri tarımı yapan ilk, doğal kozmetik üreten üçüncü firma olduk, Kozmetikte kullanacağımız bitkileri Çanakkale'de üretmeye başladık. Elde ettiğimiz lavanta, Isparta gülü, papatya, karakafes otu, hayıt ve benzeri bitkileri Kütahya'ya getirip krem, şampuan, sabun ve çiçek suyu diyebileceğimiz hidrosoller imal ediyorduk. Yağı ayrılmamış gül suyunun üretimini Türkiye'de ilk kez biz gerçekleştirdik. Bu hummalı çalışmaları yaparken Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü açıldığını duyunca kaydımı yaptırdım.

Balıkesir'e yolunuz nasıl düştü? BAÇEM'de çalışmaya ne zaman başladınız?
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Kurucu Başkanı Ahmet Mekin Tüzün ve aynı dairede görev yapan Biyolog Selda Dilek Koç beni aradı. Balıkesir'de Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Merkezi kurma çalışmaları yapıldığını, Hekim Sinan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Merkezi'nde incelemelerde bulunmak için ziyaret etmek istediklerini söylediler. 2015 yılının mayıs ayında gelmişlerdi. Balıkesirli olduğum ve Balıkesir'de bir tıbbi bitkiler merkezi kurulacağı için çok sevindim. Ahmet Mekin Tüzün'e Balıkesir'e hizmet etmekten gurur duyacağımı söyleyip kulağına kar suyu kaçırdım. 2016'da resmi işlemleri tamamlayıp BAÇEM'de çalışmaya başladım. Bu arada Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde eğitimimi sürdürüp 2018 yılında tamamladım. Tıbbi Bitkileri Doğru Kullanma Rehberi kitabını yazmamı öneren ve beni yüreklendiren Eczacı, Tıp Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Ayten Altıntaş, çalışmalarımın çok değerli olduğunu, daha da değerlenmesi için yüksek lisans yapmamı önerdi. Prof. Dr. Altıntaş'ın Medipol Üniversitesinde kurduğu Tıp Tarihi Kürsüsünün ilk yüksek lisans öğrencisi olma onuruna eriştim. Tıp Tarihi ve Etik Ana Bilim Dalını 2021'de alnımın akıyla bitirdim.

Yüksek lisans yapmak BAÇEM'deki işinizi aksatmadı mı?
Aksine, tıbbi ve hoş kokulu bitkiler üzerinde yaptığım araştırmaları yoğunlaştırdı. 2016-2017 yıllarında BAÇEM'de lavanta, kantaron, ekinezya, adaçayı, kekik, İzmir kekiği ve tıbbi nane olmak üzere 8 tür vardı. Senelerdir doğadan bulup biriktirdiğim ve yurt dışından getirttiğim 300'ün üzerinde farklı türdeki tohumdan oluşan arşivimi BAÇEM'e adadım. Yetiştirdiğimiz çeşitli bitkilerle değişik denemeler yaptık. Kendi koleksiyonumun dışında yörenin bitki varlığını araştırdım. Patlangoz denen kara mürver, hayıt ve deve dikeni gibi vatandaşın kıymet vermediği bitkileri BAÇEM'e alınca personel yadırgadı. Yerel halk deve dikenine "develer yer" gözüyle bakıyor, benim için de "Müdür deli deli işler peşinde" diye düşünüyordu. 2017'de BAÇEM Şube Müdürlüğüne atandım. 2017-2018 yılları hazırlık süreci oldu. Bina yoktu. 27 personel konteynerlerde zor koşullarda çalışıyorduk. Altyapı hazırlıkları tamamlandı, yetiştirilecek bitkilerin planlaması yapıldı, misyon ve vizyonumuzu belirledik. Gelenlere sunumlar yaptım. Bugün dönüp geriye baktığımda, yapacağız dediğimiz işlerin çoğunu hayalimizin ötesinde gerçekleştirmişiz. 2018'den bu yana BAÇEM, az zamanda ülke sınırlarını aşan bir üne kavuştu.

BAÇEM'de kurslar nasıl başladı?
Meyve, sebze, tıbbi bitkiler ve yem bitkilerini dahil ettiğimizde 300'e yakın tür var. Biz çiftçiler adına burada hem Araştırma Geliştirme (AR-GE) hem de Ürün Geliştirme (ÜR-GE) çalışması yapıyoruz. Çünkü üreticinin bu tür çalışmalara ne gücü ne de zamanı var. Çiftçi ürününü satabiliyor mu? Piyasanın isteklerini karşılıyor mu? Kalite beklentilerini karşılayabiliyor mu? Bu kıstaslara bakıyoruz. Bu çalışmaları Bezmialem Üniversitesi Fitoterapi Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyeleriyle birlikte gerçekleştirerek işleri bilimsel zeminde yürütüyoruz. BAÇEM'de Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü sertifikalı ilk Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Yetiştirme Kursunu 2018 yılında verdik. Kursun duyurusunun üzerinden dört saat geçmeden başvuru sayısı doldu ve duyuruyu noktaladık. Uygulamalı kurs olduğundan büyük bir talep beklemiyordum. Yurdun çeşitli yerlerinden yol masrafı yaparak gelecek kursiyerler iki hafta Burhaniye'de kalacak, otellerde konaklayacak ve dışarıda yemek yiyeceklerdi.
Bu olumsuzluklara rağmen Tunceli'den gelene tanık olduk. Salonumuz 80 kişilik olmasına rağmen 120 başvuru yapıldı. Kimseyi geri çevirmedik. Öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere 60'ar kişilik gruplar hâlinde aynı konuları tekrar işledik. Bizim için yorucu olmuştu fakat diğer kurslar için iyi bir deneydi. Sonraki kurslarda kursiyer sayısını 80 kişiyle sabitledik. Şu an itibarıyla kurslardan mezun olanların sayısı 1.500'ü geçti. Bahçıvanlık, zeytincilik ve bitki doku kültürü kurslarımızda da mezun sayısı 3 binin üzerindedir. Az zamanda çok iş yaptık. Ünümüz Türkiye'nin sınırlarını aştı. İsviçre, Fransa, Rusya, Almanya, İrlanda, Avusturya ve hatta Avustralya'dan kursiyer geldi. İngiltere Prensi Charles'ın çiftlik komşusu bir Türk de kurslarımıza katıldı. BAÇEM'e büyük bir teveccüh var. Gelenlerin çoğu markalaştı. Biz de markalaşmalarını desteklemek için festival düzenlemeye karar verdik.

BAÇEM Aromaterapi Festivali markalaşmayı desteklemek adına mı gerçekleştirildi?
BAÇEM'in ilk yıllarında lavanta yetiştiriyorduk. Aromaterapi Derneği Yönetim Kurulu üyesi olduğum için İstanbul'a toplantıya çağrıldım. Toplantıda Burhaniye'de bir lavanta festivali düzenleme düşüncemi yönetim kurulu üyeleriyle paylaşıp onları davet ettim. Olumlu karşılayıp severek katılacaklarını açıkladılar. Burhaniye'ye döndüğümde kısa sürede iki günlük bir program hazırladım. Açılış yapılacak, seminerler olacak, etkinlikler düzenlenecekti. Dernek üyelerinden 60 kişinin gelmesini bekliyordum. Tarladan Hasada Aromaterapi Festivaline 1.800 kişi katıldı. Festival, 2018'den sonra daha geniş kapsamlı sürdü. Tarladan Hasada Aromaterapi Festivali isim olarak uzundu ve yerelin sahip çıkması için Balıkesir'le anılması gerektiğini düşündüm. 2023'te Balıkesir Aromaterapi Festivali olarak isim değişikliğini gerçekleştirdik. Çünkü şehrin sahiplenmediği bir etkinliği bizim devam ettirmemiz mümkün değildi.
2023'ten itibaren Balıkesir Aromaterapi Festivali olarak yerelin de sahiplendiği bir konuma geldi. Kurslarımızda yetişen insanların markalarının görünürlüklerini sağlamak, bir taraftan da yereldeki vatandaşların ticaretlerine destek olmak için turizm sezonu açılmadan, haziranın sonunda ve temmuzun ilk haftasında festivali gerçekleştiriyoruz. 100 binin üzerinde katılım sağlandı ve uluslararası boyuta ulaştı. Amerika ve Japonya başta olmak üzere 6 ülkeden öğretim üyeleri ve toptancılar sırf bu etkinlik için geldi. Balıkesir Aromaterapi Festivali, Uluslararası Balıkesir Aromaterapi Festivali olarak düzenlenmeye başladı. Artık festival yerelin, bölgenin ve Türkiye'nin değil, dünyadaki tek aromaterapi festivali olmuştu.

Beynelmilel boyuta yükselen Uluslararası Balıkesir Aromaterapi Festivali için girişimleriniz oldu mu?
Bu sene temmuz ortasında Fransa'nın güneydoğusunda, uçsuz bucaksız lavanta tarlalarıyla tanınan Provence Bölgesi'ne gittim. Bölgesde yer alan Grasse Kasabası, 1700'lerden bu yana parfüm ve esans üretiminin merkezi durumundadır. Dünyanın parfüm başkenti olarak anılıyor. Burhaniye'nin Kızıklı Mahallesi'nde Aromatik Köy projesi başlatmıştık. Halk sahip çıkmadı. Itır bitkisi yetiştirilecek, bölge ıtırlı bir vadiye dönüştürülecekti. Bölgeyi bir koku merkezi haline getirme hayalim vardı, devam ettiremedik. Sürdürebilseydik burası ıtır ile anılan bir bölge olacaktı. Fransa'da şunu gördüm: Bir otele bile gittiğinizde her kat ayrı bir kokuya sahip. Parfümde üç nota vardır; üst nota, kalp notası ve baz nota. Katları buna göre planlamışlar. Yemek için uğradığınız restoranın bahçesinde lavanta ve çeşitli kokulu bitkiler var. Şehrin geneli sahip çıkmış. Doğalarını da bizim gibi talan etmemişler. Köylere virajlı, uçurumlu ve tek şerit yollardan geçe geçe gittik. Biz ıtır vadisini oluşturamadık. Provence’de eğitime katıldım. Aromaterapi Derneği Başkanı beni Dermatolog Rhiannon Lewis ile tanıştırdı. Balıkesir Aromaterapi Festivalini biliyor, çalışmalarımı uzaktan izliyormuş. Muazzam bir iş yaptığımızı söyledi. Fransa'nın dağ başındaki eğitim aldığım yerde Balıkesir Aromaterapi Festivali biliniyor. Ülkem adına gurur duydum. Bunu fırsat bilerek oradaki bağlantılarımı festivale davet ettim. Önümüzdeki yıllarda festival çok katılımlı ve daha da güzel olacak.

BAÇEM'de tıbbi ve hoş kokulu bitkiler yetiştirmek, kurslar düzenlemek dışında başka ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz? İleriki aşamalarda ne gibi projeler düşünüyorsunuz?
BAÇEM'in 123 dönümlük bir yerleşkesi binasının olduğu alanda tıbbi ve aromatik bitkiler ile yem bitkileri üretiyoruz. Büyükşehir Belediyesinin rulo çim ihtiyacını karşılıyoruz. Balıkesir'in kaybolmak üzere olan üzüm çeşitlerinden Edincik Karası ve Kozak üzümlerini üretiyoruz. Türkiye'deki ikinci ya da üçüncü zeytin koleksiyon bahçesine sahip merkeziz. Türkiye'deki 127 kadar zeytin çeşidinden 96'sını yaşattığımız bir zeytin gen bahçemiz var. Gen bahçesinde Trabzon'un yağlık çeşidi, Mardin'in Derik çeşidi ve Türkiye'de nerede zeytin yetişiyorsa o bölgelerin yerel çeşitlerini yaşattığımız bir zeytin bahçemiz var. Sakız Adası'nda yetişen C klonu türünden çoğalttığımız sakız ağaçlarından damla sakızı elde etmeye başladık. Bölgemizde Pelitköy'den Ayvalık ve Dikili'ye kadar kıyı hattında kendiliğinden yetişen yabani sakızlar bize ilham oldu. "Sakız ağacı yetiştirebilir miyiz?" düşüncesiyle beş sene önce başlattığımız proje ile bugün 150 ağaçta damla sakızı hasadına başladık.
30'a yakın aromatik bitki ve bu bitkilerden ürün geliştirmeye çabaladığımız bir aromatik bitki koleksiyonu oluşturduk. Demonstrasyon bahçelerine ve fide üretim seralarına sahibiz. Fide üretim seralarında yerel tohumlarla ilgili denemeleri sürdürüyoruz. Yerel tohum bahçesi oluşturduk. Bahçe peyzajında kullanılacak bitkiler ürettik. Bölgenin ilk distilasyon tesisini 2018'de 57 bin liraya kurduk. İyi ki kurmuşuz, günümüzde maliyeti 2-3 milyon lira. Vatandaşın aromatik bitkilerini ve dağdan topladığı bitkileri randevu ile haziran ortasından eylüle kadar vardiyalı sistemle damıtıyoruz. Çörek otu ve susam gibi tohumlardan soğuk sıkım yağ elde ettiğimiz makinelere sahibiz. Bu yıl itibarıyla soğuk pres makinesini deniyoruz. Bu tür tesislerde kurutma alanı olmazsa olmaz. 2000 m² idari binada iki laboratuvar ve 80 kişilik eğitim salonuyla hizmet veriyoruz. Herbaryum ve yerel tohumları, kendi ürettiğimiz tohumları sakladığımız soğuk hava deposu en büyük şansımız. Ürün Geliştirme Laboratuvarının yanında, meyvecilik yapmak isteyenlere yönelik kaliteli ve doğru anaçlar üreteceğimiz Bitki Doku Kültürü Laboratuvarımızı yeni fonksiyonuyla açma hazırlıklarını sürdürüyoruz.

Geniş kapsamlı çalışma alanına sahipsiniz. BAÇEM'de ilginç bitkiler var mı?
Gurur duyduğumuz Bitki Koleksiyon Bahçesinde; aralarında boya ve parfüm bitkilerinin, Avustralya'dan getirttiğimiz Çay Ağacı adıyla anılan Tea Tree'nin ve pek çok çevre sorununa çare olarak gösterilen, ana vatanı Hindistan olan Vetiver bitkisinin de bulunduğu 250'nin üzerinde tıbbi ve aromatik bitki bulunuyor. Koleksiyon Bahçesinde ticari değeri olan ya da ticari değeri olabileceğini düşündüğümüz bitkileri demonstrasyon alanına alıyoruz. AR-GE ve ÜR-GE'ye dayalı bilgileri kopyalamadan, kendimiz deneyimleyerek tecrübe edilmiş bilgileri paylaştığımız eğitim programları düzenliyoruz.

Hangi dallarda eğitim veriyorsunuz?
Tüm kurslarımız uygulamalıdır. Bahçıvanlık, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği, bitki doku kültürü, meyvecilik, meyvecilikte budama, zeytin yetiştiriciliği, arıcılık, ekolojik arıcılık ve agroekolojik tarım kursları veriyoruz. Bu sene sürü yönetimi, yani çobanlık kursu başlatacağız. Bu eğitimde yalnızca hayvan bakımı değil, nasıl katma değer elde edilir gibi konular da işlenecek. Maralfa, tuz çalısı ve benzeri yem bitkilerinin nasıl yetiştirileceğini de öğreteceğiz. Örnek çiftliklere ziyaretler yapılacak.

BAÇEM'in Burhaniye'de kurulması ilçe için büyük şans diyebilir miyiz?
Balıkesir'de 20 ilçeye 20 ürün projesini hayata geçirmeye çalışıyoruz. Gömeç'te bamya, Dursunbey'de çörek otu, Sındırgı'da susam, Havran'da mandalina, Edremit'te kaybolmaya yüz tutmuş Ayasulu armudu ve Sarıkız çayı, Burhaniye'de enginar, Ayvalık'ta sakız enginarı ve Kozak üzümü, Gönen'de pirinç, Manyas'ta Kazak fasulyesi, Balya'da fasulye, Savaştepe'de Kalemköy Üzümü, Erdek'te Mor Soğan, Marmara Adası'nda adaçayı ve Avşa Karası Üzümü gibi ilçelere özgü bitki ve meyveleri standartların üzerine taşıyıp coğrafi işaret almak niyetindeyiz. Her ilçede BAÇEM'in birimlerini açmak istiyoruz.

Adı geçen ilçelerdeki bitkilerin önemi nedir?
Dursunbey'de çok güzel çörek otu yetişiyor. Çiftçiler kendi yerel tohumunu üretiyor. Geçen yıl 250 kilogram tohum aldık. Çıkan yağı analize gönderdik. Normal farmakopeye göre olması gereken değerden 6 kat daha yüksek timokinon çıktı. Timokinon güçlü bir antioksidandır. Vücuttaki iltihaplanmayı giderir, savunma mekanizmasını güçlendirir. Şunu belirtmek isterim ki çörek otu yağı bir ilaç değildir. Kullananlar mutlaka doktora danışmalıdır. Dursunbey köylülerinin yerel bir değeridir ve coğrafi işaret almaya çalışacağız. Havran mandalinası lezzeti ile ön plana çıkar. Geçtiğimiz yıl Takoz adı verilen mandalina atıklarını aldık ve Havran Mandalina Kolonyası adıyla ürettik. Amacımız, mevcut tarımsal ürünlerle ilgili pazarlamada nasıl farklılaşabiliriz ve nasıl katma değer üretip çiftçinin gelirini artırabiliriz düşüncesiyle ürün modelleri üzerinde durmak. Edremit'in Sarıkız Çayı ve Ayasulu Armudu endemik bitkilerdir ve yok olmaya yüz tutmuşlardır. İki bitkiyi destekleyerek yaşatmak istedik. Sarıkız Çayı dünyada yalnızca Kaz Dağları'nda yetişiyor ve ticareti yasak olmasına rağmen vatandaşlar tarafından toplanıp satılıyor. Bu durumun önüne geçilmesi gerekiyor. Biz bu bitkiyi üretip çoğaltmanın peşindeyiz. Vatandaşın da sahip çıkması lazım. Gönen'de pirinç üretiminde düşüş var. Tava sulama yerine damla sulama ile pirinç üretmenin yollarını aradık ve yüzde 70-80 oranında başarı sağladık. Adı geçen diğer bitkiler üzerine de araştırmalarımızı sürdürüyoruz. BAÇEM'de Isparta gülü ürettik. Isparta gülü yerine artık Balıkesir gülü de denebilir.

BAÇEM'in kuruluşunda bu kadar gelişeceği öngörülmüş mü?
Muhtemelen büyük oranda büyüyüp gelişeceği ve bu kadar çok teveccühle karşılanacağı öngörülmemiş olabilir. Çünkü eğitim salonu 80 kişilik. Normalde 200-250 kişilik yapılması gerekirdi. En son Bahçıvanlık Kursuna 140 kişi başvurmuş. Tıbbi ve aromatik bitki kurslarına 400'ün üzerinde müracaat oluyor. Kursiyerlerin konaklama alanı yok. Uygulamalı eğitimlerde gelenlerin gölgede dinlenebileceği yer yok. Eksik kalan yönlerimiz var. Büyük ölçekli modern üretim seramız yok. Projesi onaylandı. Yapabilirsek tamamen çiftçiye çok cüzi ücret karşılığında fide yetiştireceğiz. Ödemiş'te S. S. Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi var. Türkiye'nin fidan deposu olarak adı geçiyor. Eğer BAÇEM siyasetten etkilenmezse öyle bir yere doğru gider. BAÇEM çalıştığım üçüncü yer. Kütahya'daki merkez ben ayrıldıktan sonra belediye başkanı değişti. Orada çalışırken sürekli kurslar düzenliyordum. Hareket çoktu. BAÇEM'e gelince hareket zemini yavaşlamış. Hekim Sinan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırma Merkezi 2022 yılında geçici olarak Kütahya Dumlupınar Üniversitesine tahsis edildi. Böyle kurumların TÜBİTAK gibi devlete çalışan, siyaset üstü yerler olması gerekir ki sürdürülebilirliği sağlansın.

BAÇEM'in elde ettiği gelir Büyükşehir Belediyesine mi gidiyor?
Elde edilen gelir doğrudan belediyeye gidiyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın bizi her konuda destekliyor. Neye ihtiyaç varsa karşılıyor, projelerimizi onaylıyor. BAÇEM'de doğal kozmetik üretim alanı kurarak hem kendi ürünlerimizi burada imal etmek hem de üretim yapmak isteyip fason üretici arayan kursiyerler ve girişimcilere hizmet vermek istiyoruz. Bir anlamda marka fabrikası gibi üretim yapılacak proje başkanın onayından geçti. Bir başka projemiz Çocuk Tarım Akademisi (ÇOTAK) Birimi. Çocuklara yönelik projede çocukların girişimciliğini, bilimi, tarımı ve sanatı bir araya getireceğimiz bir alan tasarlıyoruz. ÇOTAK projesi de onaylandı. Ahmet Akın'ın en beğendiği projelerden biri oldu. Çocukların ekim ve dikim yapacakları alanlar, keşif bahçeleri, doğayı keşfedecekleri duyu bahçeleri ve oyun alanları olacak. Çocukların projelerine yer verilecek, sergi alanı oluşturulacak. Sene içinde okullar açık olduğu zaman her hafta 2-3 farklı okulu BAÇEM'de ağırlıyoruz. Anaokulundan lise son sınıfa kadar öğrenciler geliyor. ÇOTAK'ta tamamen kendileri deneyimleyecek. Düşüncelerim arasında tüm ilçelerde BAÇEM'e bağlı şefliklerin kurulması. Birimler oluşturulursa tarımsal eğitimi tamamen yerinde karşılayabiliriz.

Son olarak ne söylemek istersiniz?
Balıkesir Politika Gazetesine teşekkür ederim. Ulusalda gazete, dergi ve televizyonlarda çok röportajım çıktı. Kendi memleketimin gazetesi ilk kez kıymet bilip böyle bir röportaj yaptı. Çok teşekkür ediyorum.



