İlk deniz otobüsü Midilli'ye ulaştı, sahilin gümrük alanına dönüşmesi vatandaşların tepkisini çekti


Balıkesir Büyükşehir Belediyesi iştiraki BADO tarafından başlatılan Akçay–Midilli Deniz Otobüsü seferleri, ilk gün yaşanan bürokratik gecikmenin ardından resmen başladı. AkçayPort Limanı'ndan hareket eden ilk deniz otobüsü Midilli'ye ulaşırken, projenin turizm ve ulaşım açısından önemli bir adım olduğu belirtiliyor. Ancak seferlerin başlamasıyla birlikte Akçay Kordonu'nda oluşturulan gümrük ve güvenlik uygulamaları da yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. İskele çevresinin uluslararası hudut kapısı olarak düzenlenmesi nedeniyle vatandaşların sahil boyunca kesintisiz yürüyüş yapamaması ve kıyı kullanımının kısıtlanması, bölge sakinlerinin tepkisine neden oldu.


İlk Resmi Sefer Gerçekleştirildi

BADO'nun Sinan Paşa isimli deniz otobüsü, sabah saat 07.30'da AkçayPort Limanı'ndan hareket ederek Midilli (Mytilene) Limanı'na ulaştı.

17 Temmuz'da yapılması planlanan ilk sefer ise, iskele ve hatla ilgili teknik hazırlıkların tamamlanmasına rağmen belediye dışındaki idari izin süreçlerinde yaşanan gecikme nedeniyle gerçekleştirilememişti. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili kurumlarla yaptığı görüşmelerin ardından sorun çözüldü ve hattın resmi açılışı bugün yapılan ilk seferle gerçekleşti.

İptal edilen ilk seferde mağduriyet yaşanmaması amacıyla bazı yolcular Ayvalık-Midilli hattına yönlendirilirken, diğer yolcuların biletlerinin sezon boyunca istedikleri Akçay-Midilli seferinde kullanılabileceği açıklandı.


Akçay Artık Uluslararası Deniz Hudut Kapısı

Yeni hatla birlikte Akçay İskelesi yalnızca bir yolcu iskelesi olmaktan çıkarak uluslararası deniz hudut kapısı statüsü kazandı.

Bu kapsamda; Gümrük kontrol noktaları, Pasaport işlemleri, Güvenlik bariyerleri, Kontrollü giriş-çıkış alanları oluşturuldu.

Bu düzenlemeler uluslararası yolcu taşımacılığı açısından zorunlu görülürken, uygulamanın sahil yaşamına etkisi ise tartışma konusu oldu.


Kordonun Bir Bölümü Vatandaşa Kapandı

Akçay'ın en yoğun kullanılan yürüyüş güzergâhlarından biri olan kordonun iskele çevresindeki bölümünün gümrük sahası haline getirilmesiyle birlikte vatandaşlar artık bu alanı eskisi gibi kullanamıyor.

Özellikle; sahil boyunca kesintisiz yürüyüş yapılamaması, güvenlik bariyerleri nedeniyle geçişlerin sınırlandırılması, kordon bütünlüğünün bozulması, yaz sezonunda yoğunluk yaşanacağı endişesi bölge sakinlerinin dile getirdiği başlıca şikâyetler arasında yer alıyor.

Vatandaşlar sosyal medya paylaşımlarında ve yerel platformlarda, "Akçay'ın en güzel sahil bölümü tel örgüler ve güvenlik uygulamalarıyla bölündü", "Kamuya açık kıyı alanı fiilen daraldı" ve "Turizm yapılacak diye halkın kullanım alanı azaltılmamalı" yönünde görüşler paylaşıyor.


Çevre Derneği Sürece Başından Beri İtiraz Ediyordu

Projeye yönelik eleştiriler yalnızca seferlerin başlamasıyla gündeme gelmedi.

Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk, daha önce yaptığı açıklamalarda; karar sürecinde bölge halkının görüşünün alınmadığını, iskele projesinin beş bakanlığın onayıyla ilerlediğini, ancak yerel halk ve sivil toplum kuruluşlarının sürece dahil edilmediğini savunmuştu.

Öztürk ayrıca, Akçay'ın mevcut altyapısı, trafik yükü ve kıyı kullanımının da dikkate alınması gerektiğini belirterek, projenin sosyal etkilerinin yeterince tartışılmadığını ifade etmişti.


Turizm Kazancı mı, Kamusal Alan Kaybı mı?

Akçay-Midilli hattını destekleyenler, yeni seferlerin bölge turizmine hareketlilik kazandıracağını, esnafın ekonomik olarak olumlu etkileneceğini ve Körfez'in uluslararası turizm destinasyonu haline geleceğini savunuyor.

Buna karşılık eleştirenler ise; kıyının kamusal kullanımının daraltıldığını, sahil düzeninin bozulduğunu, günlük yaşamın olumsuz etkilendiğini, yaz sezonunda güvenlik uygulamalarının yoğunluğu artıracağını ileri sürüyor.

Tartışmaların odağında ise şu soru yer alıyor:

"Turizm yatırımı yapılırken kıyıdaki kamusal yaşam nasıl korunacak?"


Tepkiler Devam Ediyor

Akçay Kordonu, yıllardır bölge halkının yürüyüş yaptığı, bisiklet kullandığı ve denizle iç içe vakit geçirdiği en önemli kamusal alanlardan biri olarak biliniyor.

Seferlerin başlamasıyla birlikte uluslararası hudut kapısı uygulamasının kalıcı hale gelmesi, özellikle yaz aylarında yoğun kullanılan bu alanın nasıl yönetileceği sorusunu da beraberinde getirdi.

Vatandaşlar, güvenlik önlemlerinin gerekli olduğunu kabul etmekle birlikte, kıyı kullanımını en az etkileyecek yeni düzenlemelerin yapılmasını ve sahilin kamuya açık niteliğinin korunmasını talep ediyor.

Önümüzdeki günlerde hem turizm hareketliliğinin hem de kordon kullanımına ilişkin tartışmaların sürmesi bekleniyor.

Muhabir: haber merkezi