Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ partisinin il kongresi için geldiği Balıkesir’de 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi. Özdağ Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı Türk Milleti’nin gönlündeki aday olduğu için desteklediğini belirterek Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası Cumhurbaşkanı adaylığının tutmayacağını ileri sürdü. 2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde ikinci Ekmelettin İhsanoğlu vakasının gerçekleşeceğini dile getiren Ümit Özdağ, “Kendi adaylığı hem Türkiye için felaket olur, hem de kendisi için siyasal intihar olur” diye konuştu. Balıkesir’de ekonomiden sosyal yaşama, gençlerin kendilerine verdiği destekten teşkilatlanma çalışmalarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ il kongresinin yapılacağı salonun belediye tarafından geri alınmasını da değerlendirdi. Özdağ, salonun verilmesini Vali’nin telefon açarak iptal ettiğini belediye ve valilikteki bürokratların kendilerine söylediğini iddia etti. “TÜRK GENÇLİĞİ ZAFER PARTİSİ’NİN ARKASINDA DURUYOR” Balıkesir’de kendisine ve partisine gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Ümit Özdağ, “Öncelikle Balıkesir de bütün Türkiye gibi ekonomik krizden çok ağır bir şekilde etkilenmiş. Hava çok güzel olmasına, saatin uygun olmasına rağmen Balıkesir sokakları büyük ölçüde boştu. İnsanlar evlerinden dışarıya çıkacak ekonomik takati kendilerinde bulamıyorlar. Onun için genellikle boş sokakları gezdik. Ama zaman zaman karşılaştığımız Balıkesirlilerle sohbet ettik, gençler yanımıza geldiler, onlarla fotoğraf çektirdik ve onların desteğini aldığımızı gördük. Bu Türkiye’nin her yerinde karşımıza çıkan bir olgudur. Türk gençliği Zafer Partisi’nin arkasında büyük bir çoğunluğuyla duruyor ve şimdi gençler annelerini, babalarını, akrabalarını Zafer Partisi’ne destek vermeleri için teşvik ediyorlar. Türkiye’nin neresine gidersek gidelim bunu dün akşam Balıkesir’de yapmış olduğumuz temaslar sırasında da gördük” diye konuştu. “KILIÇDAROĞLU ADAY OLURSA TÜRKİYE İÇİN FELAKET OLUR” 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olarak Mansur Yavaş’ın gösterilmesi gerektiğini bir kez daha yineleyen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Benim gönlümdeki aday Mansur Yavaş değil, Türk Milleti’nin gönlündeki aday Mansur Yavaş. Ben de onu dile getirdim. Eğer Mansur Yavaş benim gönlümde olsaydı da milletin çoğunluğunun gönlünde olmasaydı bu ifadeyi kullandığım zaman kamuoyunda bu kadar büyük destek oluşmazdı. Bunun nedenlerini tartışmıyoruz. Bu suyun kaynaması gibi bir vakadır. Suyun kaynaması iyi veya kötü bir fizik olayıdır. Böyle fizik kanunu olduğu gibi sosyal olaylarda da bazen benzer olaylar karşımıza çıkıyor. Mansur Bey’in bugün hala Recep Tayyip Erdoğan karşısında aday olduğu zaman birinci turda büyük bir çoğunlukla son sefer Erdoğan’a oy vermiş seçmenden oy alarak kazanabilecek durumdadır. Biz Mansur Bey’in altılı masa tarafından aday gösterilmesi gerektiğini söyledik. Eğer dedik altılı masa göstermezse, kabul etmesi durumunda bizim adayımız olabilir, biz ona bu teklifi götürürüz. Şu anda altılı masanın bu konuda bir karar vermesini bekliyoruz. Umarım Türkiye’nin geleceği için doğru kararı verirler, meseleyi küçük parti meselesi yapmazlar, kişisel egolarını ön plana çıkartıp karar vermezler. Zafer Partisi’nin yapmış olduğu Mansur Bey konusundaki tespit matematik kesinlik eden bir tespittir. Eğer Sayın Kılıçdaroğlu aday olursa buradan açık bir şekilde ifade ediyorum bu bir şike adaylık olur, ikinci Ekmelettin vakası olur. Sayın Kılıçdaroğlu siyasette genel başkan olduğu süreçten bu yana başarılı değildir. Eğer bir başarı elde etmek istiyorsa Mansur Bey’in önünü açsın. Kendi adaylığı hem Türkiye için felaket olur, hem de kendisi için siyasal intihar olur” değerlendirmesinde bulundu. “ZAFER PARTİSİ İTTİFAKLARIN İÇİNDE OLMAYACAK” Zafer Partisi’nin ittifaklara bakış açısını da değerlendiren Ümit Özdağ, “Biz Zafer Partisi olarak siyasetin merkezindeki partiyiz. Çünkü bir ülkede siyasetin merkezi o devletin kuruluş felsefesi belirler ve bütün siyasi partiler bu kuruluş felsefesine göre siyaset yaparlar. Devletin kuruluş felsefesini Zafer Partisi dışında savunan hiçbir parti yok. Biz tavizsiz bir şekilde hem AK Parti’den, hem CHP’den, Gelecek’ten, DEVA’dan, Saadet’ten, hepsinden farklı olarak 1924 Anayasasını tavizsiz bir şekilde milli üniter devleti tavizsiz bir şekilde savunuyoruz ve savunmaya devam edeceğiz. Onun için siyasetin merkezinde bulunan parti Zafer Partisi’dir. Peki, diğer partiler, gerek saray ittifakı veya Cumhur İttifakı, gerek Ak Millet ittifakı bunlar düzen partileridir. Biz sadece iktidardaki düzen partilerine değil muhalefetteki düzen partilerine de karşı çıkan bir felsefeyi temsil ediyoruz ve cumhuriyetin kuruluş felsefesini savunuyoruz. Bu iki ittifakı da düzen ittifakları olarak Türk Milletinin ve Türk Devletinin aleyhine görüyoruz. Onların bizi bir yere davet etmesi diye bir şey söz konusu olamaz, böyle bir davet olmaz, biz de böyle bir daveti kabul etmeyiz. Böyle bir davete icabet etmek Türk Milletinin iradesini temsil etme politikasını terk etmek anlamına gelir. Onun için biz mevcut ittifakların hiç birisi içerisinde olmama konusunda kararlıyız ve seçimlere de bu kararlılıkla gideceğiz. Zafer Partisi’nin etrafında diğer güçlerin, partilerin, grupların bir ittifakı olabilir mi? Biz buna sempatiyle, dostça bakarız ve gerektiği takdirde Zafer Partisi’nin öncülüğünde bir ittifak tabi ki oluşabilir” ifadelerini kullandı. “SEÇİME GİRME HAKKINI ELDE ETTİK” Zafer Partisi’nin Türkiye genelindeki teşkilatlanma yapısı hakkında da açıklamalarda bulunan Ümit Özdağ, “68 ilde teşkilatlanmamızı tamamladık. 13 Aralık’tan itibaren yapılacak her seçime partimiz girme hakkını kazanmıştır. 28 Ağustos’ta büyük kongremizi yapacağız. Oraya 81 il başkanımızla, 600’e yakın ilçe başkanımızla gideceğiz. Daha sonra da geri kalan ilçelerimizin teşkilatlanmasını gerçekleştireceğiz. Seçimlere Türkiye’nin her yanında büyük bir iddiayla gireceğiz” dedi. “VALİ’NİN TELEFONUYLA SALON GERİ ALINDI” Zafer Partisi İl Kongresi’nin yapılacağı salonla ilgili yaşanan kriz hakkında da açıklamalarda bulunan Ümit Özdağ, “Evet, biz belediyeden bir salon kiraladık. Daha sonra Vali telefon ederek baskıyla bu salonu iptal ettirdi. Bunu bilerek söylüyoruz. Çünkü hem belediyenin içinde hem valiliğin içinde bu davranışa çok kızan bürokratlar var. Onlar anlattılar bunları bize. Tabi bu arada bir de Ankara’da Süleyman Soylu’nun bir ekibi var. Bunlardan bir başkan yardımcısı “valilikten izin almadınız, daha bugün başvurdunuz” demiş. Yahu bu adamlar nasıl bürokrat oldular. Valilikten bizim izin almaya ihtiyacımız yok ki parti kongresi yapmak için. Biz valiliğe izin için falan başvuruda bulunmadık. Biz izini sadece benim Balıkesir’e gelmemi duyuru için pankart asma izni için il başkanlığımız başvuruda bulundu. Şimdi düşünün bir bakan yardımcısı zannediyor ki partiler illerde kongre yapabilmek için valilikten izin almak zorundadır. Tabi yüreğinizden, kalbinizden geçenin bu olduğunu biliyoruz. Hatta bütün siyasi partileri kapatmak ve tek parti olarak yola devam etmek istediğinizi de biliyoruz. Ama çok şükür size o fırsatı vermeyeceğiz. Tekrar ediyorum bu kadro Türkiye’nin milli güvenliğine karşı suikast işlediği için tek tek mahkeme önünde yaptıklarının hesabını verecektir” diye konuştu.

“20 YIL BORÇLA LALE DEVRİ HAYATI YAŞADILAR” Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ son olarak ülkedeki ekonomik durum hakkında açıklamalarda bulundu. Özdağ şunları söyledi: “Türk ekonomisi cumhuriyet tarihinin hiç şüphesiz en ağır krizinden geçiyor. Bu ağır krizden çıkmak için planlanan hiç bir adım da yok. Adeta olayları gidişine bırakmış görünüyorlar. Ekonomik kriz karşısında çaresizler. Çünkü 20 yıldan bu yana Türkiye’yi borçlandırarak yönettiler. Türk halkının bütün kaynaklarını har vurup harman savurdular. 20 senelik bir Lale Devri yaşadılar. Bu Lale Devrini de borçla yaşadılar. Türk Milletinin dişinden tırnağından artırarak inşa etmiş olduğu fabrikaları, limanları, atölyeleri 60 milyar dolara sattılar, 55 milyar dolarlık AVM yaptılar ve bir tane fabrika inşa etmediler. SEKA Fabrikasını yıktılar, fabrikanın arazisine AVM yaptılar. Bugün Türkiye kağıt üretmeyen bir ülke, dışarıdan alıyor ve inanılmaz bir şey kağıt pahalı diye Resmi Gazete’yi baskıdan kaldırdılar. Resmi Gazete basılmıyor artık. İllerde bile ne kadar küçük olursa olsun ilin yerel gazetesi çıkıyor ama Türkiye’nin Resmi Gazetesi kağıt pahalı diye çıkmıyor. Bunu yapan kişi 13 tane uçağı olan Erdoğan. Bunu yapan kişi her gittiği yerde kendisine saray yapan Erdoğan’dır. Bu dönem neyle hatırlanacak? Toplu intiharlarla hatırlanacak. Çünkü insanlar ekonomik krizin pençesinde intihar ediyorlar. Biz düzen partilerinden farklı olarak ekonomide krizden çıkmanın yolunun iflas etmiş neo-liberal paradigmayı, programı, iflas ekonomisini çöplüğe atarak Türkiye’nin planlı bir üretim ekonomisine geçmesiyle mümkün olduğunu düşünüyoruz. Biz bunu söylediğimiz zaman “siz serbest piyasa ekonomisine karşı mısınız” diyorlar. Hayır, bir gerçek serbest piyasa ekonomisinin yanındayız. Biz iş adamının malına çökülmediği bir serbest piyasa ekonomisi istiyoruz. Biz bütün devlet ihalelerini 5 şirketin almadığı için serbest piyasa ekonomisi istiyoruz. Biz ucuza ve kaliteli üreten insanların ihalelere, ihale yayasında değişiklik yapılmadan girip kazandığı bir serbest piyasa ekonomisi istiyoruz. Ama biz Devlet Planlama Teşkilatı’nın, devletin yatırımlarını planladığı ve artık üretime geçen bir Türkiye istiyoruz. Onun için sadece 21 Anayasası konusunda ayrılmıyoruz. Sadece gönüllü gider sığınmacılar diyen düzen partilerinden gerekirse zorla gidecekler noktasında ayrılmıyoruz Ekonomide de tamamen onlardan farklı bir duruşu, politikayı ve kadroyu temsil ediyoruz.”

Muhabir: Politika Gazetesi